İngiltere’de dönemin en parlak caz vokalisti olarak işaret edilen Julia Biel, şarkılarını her zaman gerçek duygu ve deneyimlerden yola çıkarak yazdığını söyleyen yetenekli bir müzisyen. Kendi kendini yetiştirmiş olmasından müzik ve spesifik olarak caz ile ilgili düşüncelerine, biz kendisiyle olan sohbetimizden çok etkilendik. PSM Caz Festivali kapsamında, 10 Mayıs’ta ilk kez Türkiye’ye gelecek olan ve BBC tarafından “Cazın Yükselen Yıldızı” ödülüne aday gösterilen Julia Biel ile müzik dolu bir röportaj gerçekleştirdik. 

Müzik kariyerinizin en başına gitsek, öncelikle nasıl müzisyen olmaya karar verdiğinizden bahsedebilir misiniz? Müziğin hayatınızdaki yeri nedir, nasıl tanımlarsınız onu?

Hem müzik çalmak, hem de müzik dinlemek bize hayatın dünyevi gerçekliklerinin ötesinde bir yerde, kendimizi kaybetme şansı verir. Öyle bir yer ki, her birimiz burada duygusal bir seviyede bağlanırız. Dolayısıyla burada geçirdiğimiz zamanın her çeşit insanı bir araya getirme ve karşılıklı anlayışı teşvik etme potansiteli vardır. Benim için müzik varlığımın mihenktaşı oldu, hayatın gizemine doğru bir yolculuk ve gerçek hayatta hissettiğim yanlış anlaşılma duygusundan özgürleşerek yarattığım yeni bir kimlik. Müzik söyleyebileceğimden çok daha fazla farklı şekillerde beni kurtardı ve kurtarmaya devam ediyor. Müziğin diğer insanlarla bağa kurmayı sağlamasını çok seviyorum. Hatta bu bağın bir noktada bağımlılık yapan bir şey olduğunu ve insanı sürekli aramaya ittiğini düşünüyorum. Belki bir gün siz de kendinizi müzisyen olarak çağırmaya başlayabilirsiniz!

“Şarkılarımı her zaman gerçek duygular ve deneyimlerden yola çıkarak yazıyorum.” diyorsunuz. Dolayısıyla müziğiniz aynı zamanda sizin karakterinizin ve yaşamınızın da bir yansıması diyebilir miyiz?

Sanırım bunu söyleyebiliriz. Aslında yalnızca özgün bir açıdan yazmaya ve müziksiz neyi anlayamayacağımı anlamam için yüzeyde görünenin altına inerek bana yardımcı olacak şarkılar yaratmaya çalışıyorum. İnsanoğlu olarak hepimiz aynı duyguları deneyimliyoruz, koşullar inanılmaz derecede farklı olsa bile. Bu yüzden bu yaratma sürecinin içinden çok fazla evrenselliğin çıktığını düşünüyorum.

Oldukça özgün, dokunaklı ve derin bir stiliniz var. Geçmişte size çok ilham vermis veya hala vermeye devam eden isimler oldu mu?

Kendi sesini bulan her sanatçı benim için ilham kaynağı. Hepimiz dinlediklerimizden etkilenip farkında olmadan bir tarz yaratmak için onlardan yararlanırken, aslında bütün arayış müziğin içinde tamamen kendimiz olma özgürlüğünü yaşamak ve insanları birbirine bağlayan şey de temelde bu. Bir sanat şekli olarak caz da, bireyin ifade özgürlüğüne sahip olmasıyla alakalı. Ben bu özgürlüğe doğru oldukça çekildiğimi hissediyorum ve armoni karmaşıklaştıkça, sorgulamanın ve arayışın arttığını düşünüyorum. Ayrıca anlamlı şarkı sözlerini ve adeta bana konuşur gibi aklımda kalan melodileri çok seviyorum. Spesifik sanatçılardan bahsetmem gerekirse, Billie Holiday’i ilk dinlediğimde bir aydınlanma yaşamıştım diyebilirim. Kırılganlığını ifade etmekten korkmayan bir sese sahipti ve bu bence çok güçlü bir şey. Ayrıca kendisinin söylediklerini de çok seviyorum. Şarkı sözü olarak, kendi hikayelerimi nasıl anlatılmaları gerekiyorsa o şekilde anlatmakta özgür olduğumu hissediyorum, hangi enstrüman veya şarkı yapısıyla olursa. Joni Mitchell ve Nina Simone’un tamamen kendileri olma konusundaki cesareti, Talk Talk’un dürüstlüğü ve Radiohead’in mükemmelliği de bana her zaman ilham verenler arasında.

Son albümünüz “Julia Biel”in yaratım sürecinden biraz bahsedebilir misiniz?

Şarkılar bende bir süredir yazılı ve onları canlı performanslarda her zamanki müzisyenlerimle çalıyorum. Dolayısıyla stüdyoya gittiğimizde her birinin biçimini zaten çok iyi bildiğimiz için, üzerlerinde çok hızlı bir şekilde çalışabiliyoruz. Bu ana üçlü kayıtlar daha sonra ekstra enstrümantasyon, üst üste gitarlar ve başka keyifli detaylarla düzenleniyor. Amaç, ihtiyacımız olan atmosferi yaratmak ve belli birtakım şeyleri vurgulamak.

 Kendi kendini eğitmiş bir müzisyen olarak kariyerini bu doğrultuda yönlendirmek isteyenlere ne önerirsiniz?

Her şey niyet etmekte bitiyor. Çok az notayla bile yapılabilecek çok fazla şey var aslında. Müzik gösterişle veya birçok notayı çok hızlı çalmakla ilgili değil, bazılarının hedefi bu olabilir ama gerçek güzelliği burada bulmak gerçekten çok nadiren olan bir şey. Esas önemli olan kendin olmak ve söylediğinin doğruluğuna güvenip ilerlemeye devam etmek, gerçek kalmayı başarabilmek.

İlerisi için planlarınız neler, aklınızda yeni projeler var mı?

Tabii ki, daha önce hiç yapmadığım ve bu yüzden beni az da olsa korkutan bir şey planlıyorum. Ama aynı zamanda da müzisyen olarak benim için büyük bir dönüm noktası olacağına inanıyorum. Şimdilik duyurmak için çok erken! Bunun dışında, sürekli olarak yazıyorum, yeni şarkıların nasıl olacağını göreceğiz.

İlk kez Türkiye’ye geliyorsunuz. Mutlaka gidip göreceğim dediğiniz mekanlar veya tatmayı planladığınız lezzetler var mı? Aynı şekilde, ilk kez PSM Caz Festivali’nde sahne alacaksınız, bu konuyla ilgili ne hissediyorsunuz? 

Bütün yemekleri tatmak ve her yere gitmek istiyorum! Arkadaşlarımdan İstanbul ile ilgili hikayeler dinledim ve gerçekten büyülü, mistik, hikaye dolu bir yer gibi duyuluyor. Bu seferki gelişimde çok uzun kalamayacağım ama kısa da olsa İstanbul’u görmek için sabırsızlanıyorum. Bu yılki PSM Caz Festivali’ne davet edilmiş olduğum ve bu muhteşem programın bir parçası olacağım için çok heyecanlıyım!

Julia Biel bileti almak için tıklayın.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN