Yine bir Netflix dizisi ve feminist incelemesiyle geldim! Bu sefer Las Chicas Del Cable / Cable Girls’ü inceliyoruz. Kadın dayanışmasını, mücadelesini ve kadınların haklarını almak için nasıl çabaladıklarını 1920’ler kontekstinde izleyebildiğimiz, genelde keyifli, zaman zaman sinir bozucu ama Türk dizileriyle büyümüş bizlere kendini kolaylıkla izleten İspanyol bir dizi Cable Girls.

Dizinin benim inceleyeceğimin dışında kalan kısmı entrika dolu aşk hikayeleri, birbirinin kuyusunu kazan insanlar ve çok fazla dramayla dolu. O yüzden o kısmına hiç girmeyeceğim ama bunların beni diziyi izlemekten alıkoymadığını da ayrıca belirtmek istiyorum. 

Bunun dışında değinmek istediğim şeyse, kostümler! Dönem kıyafetlerine zaten bayılan benim için 1920’li yılları ekranda saç, makyaj ve kıyafetler ile bir bütün olarak görmek çok keyifliydi. Şapkaları, çantaları, elbiseleri… dizide yapıma dair en çok beğendiğim şeyler olabilir. 

Gelelim asıl konumuza, dizi baş karakterimiz Lidia’nın hikaye anlatımıyla ilerliyor. Genç yaşında Madrid’e gelen Lidia’nın senelerce yalnız bir kadın olarak hayatta kalma çabasını dinliyoruz. Dizinin açılış cümlesi, “1928’de kadınlar gösteriş için taşınacak aksesuarlar olarak görülüyordu.” Birçok açıdan çok açıklayıcı bir giriş. O kadar değersiz, o kadar objeleştirilmiş, o kadar birey olarak görülmüyorlar ki, aksesuarlardan farksızlar, erkeklerin kadınlardan tek beklentileri yanlarında güzel görünmeleri. 

Buna rağmen kadınların çalışabildiği -sınırlıda olsa- yerler var. Yeni kurulan telefon şirketi de bu yerlerden biri, santralde çalışıp telefonları yönlendirmeleri için kadın çalışanlara ihtiyaç duyuyorlar. 4 ana karakterimiz Marga Suárez, Ángeles Vidal, Carlota Rodriguez de Senillosa ve Lidia Aguilar da burada çalışıyor. Hepsinin hikayesi birbirinden farklı, hayatta kalmak için çalışması gereken Lidia, zengin ailesinin dayatmalarından kurtulmak isteyen Carlota, yaşadığı küçük şehirden kalkıp gelen Marga ve baskıcı kocasıyla aynı şirkette çalışan Ángeles.

Karakterlerin derin hikayelerine hiç girmeyeceğim çünkü söylediğim gibi bu bir İspanyol dizisi ve entrikası bol. Bunun dışında ilk sezon aile içi şiddeti izliyoruz dizide, Ángeles’in sürekli baskı kuran, aldatan, yine de hak iddia eden kocası tarafından uygulanan şiddete tanıklık ediyoruz. Boşanmanın yasal olmadığı dönemlerden bahsettiğimiz için, Ángeles’in boşanması gibi bir durum da söz konusu değil. İlk sezonda eşinin baskısı altında ezilen bu kadının 3. sezonda dönüştüğü güçlü kadını görmek bana sorarsanız oldukça ilham verici. Bu yolda onaylamadığım şeyler de var, ama spoiler vermeyeceğim.

Carlota’nın bütün ayrıcalıklarını bir kenara itip, ailesinin boyunduruğundan çıkıp kendi ekonomik bağımsızlığını kazanmaya çalışması bazılarımız için inanması çok güç bir tavır olabilir. İlerleyen zamanlarda aşık olduğu kadın ve bu birlikteliği devam ettirmek için gösterdikleri çaba, yaptıkları fedakarlıklar, insanı aşka inandıran cinsten. Marga’nın geldiği küçük şehri ve utangaçlığını arkada bırakıp keşfettiği, deneyimlediği onca şey, bizim de onunla birlikte küçücük şeylerden mutlu olmamıza sebep oluyor. Sevdiği bir erkek bulup evleniyor. Bu kişi sayesinde muhasebe öğreniyor ve santralde çalışmak üzere girdiği şirketin muhasebe bölümünde çalışan ilk kadın olmaya kadar yükseliyor. Hem de giriş sınavından en yüksek notu alarak!

Lidia ise kurduğu bağlarla ve geliştirdiği projelerle şirket kademelerinde yükseliyor, en başlara gelene kadar. Tabii ki bu öyle bir cümlede anlatılacak kadar kolay bir yol değil, çok fazla zorluk ve engelle karşılaşıyor. Ama kızların aralarında geliştirdikleri bağlar sayesinde, o dayanışmayla birçok şeyin üstesinden geliyorlar. Dizilerde ve filmlerde görmeye hasret olduğumuz o kadın dayanışmasını izlemek çok mutluluk verici. 

Bu dizi için açıkçası mutlaka izleyin diyemem, herkesin seveceği tarzda bir dizi değil, ama dönem dizilerine ilginiz varsa, kadın hikayelerini izlemeyi seviyorsanız izlemekten keyif alacağınız bir dizi, en azından benim için öyleydi. Son olarak önerim, diziyi mutlaka ana dilinde izlemeniz. Hem duygu geçişi açısından çok önemli, hem de 3 sezon sonunda bile İspanyolca birkaç kalıp öğrendim, bazı şeyleri altyazı okumadan anlayabiliyorum!

İlginizi çekebilir: Kübra Ketenci’den GLOW

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN