“Türkiye’den başka nerede yaşayabiliriz?” diye araştırıp, farklı bir ülkede yeni bir hayat kurabilmek için heyecanlanırken bir yandan ailemiz, dostlarımız, geçmişimiz bizi burada tutuyor. theMagger’ın sevilen röportaj dizisi “Yurt Dışında Yaşamak” ise buna cesaret etmiş ve bunu başarmış olanların hikayelerini anlatıyor. Bu haftaki konuğumuz, Mauritius Adası’nda yaşayan Nihan Konak…

_Sevgili Nihan, öncelikle seni daha yakından tanıyabilir miyiz?

Merhaba, adım Nihan. 42 yaşındayım. İstanbul’da doğup büyüdüm. Üniversite için şehir dışına gittikten sonra yine İstanbul’a dönüp çalışmaya başladım ve bir koşturmacanın içine girdim. Evlendim. Her şey sevgili eşimin 2007’de oğlumuzun doğumuyla aynı zamanda, iş değiştirip global bir firmada çalışmasıyla başladı. Bunun hayatımızı tamamen değiştireceğini o zamanlar bilmiyordum. İşimi çok sevmeme rağmen bu tempoda her şeye yetişmeye çalışırken aslında hiçbir şeye tam yetişemiyordum. Yaklaşık iki sene sonra eşimin şirketi ”Tebdili mekanda ferahlık vardır, sizi şöyle bir Afrika semalarına uçuralım.” dedi. İnanır mısınız, eşim tekliften bahsettiği anda ”Tamam gidelim!” dedim. O kadar yorulmuştum… Böylece Afrika maceramız başladı, işimden ayrıldım ve Kenya’ya taşındık. Kendimi bildim bileli gerek yurt içi, gerek yurt dışında ailemle çok seyahat etmiştik ama Afrika’da sadece Mısır’a gitmiştim, orası da zaten şimdi düşününce tam Afrika olmuyor. :)

_Ne zaman Mauritius Adası’nda yaşamaya başladınız? Nasıl gelişti süreç, kısaca bahsedebilir misin?

Bu sene 11 Nisan’dı adaya ayak basışımız. Daha önce Ocak 2018’de bir haftalığına keşif amaçlı geldik ama fırtına sebebiyle devlet sokağa çıkma yasağı koyunca otelde üç gün mahsur kaldık. 2010 yılında da tatile gelmiştik ama tabii ki tatile gelmek ve yaşamak tamamen farklı şeyler. Buraya taşınmadan önce zaten yurt dışında, Demokratik Kongo’da yaşıyorduk. Eşimin işi dolayısıyla 2009 yılından beri üç senede bir ülke değiştiriyoruz. Kenya, Türkiye, Demokratik Kongo ve şimdi buradayız. Kongo’dan sonra bize verilen seçeneklerden biri Mauritius’tu, haliyle hiç düşünmeden onu tercih ettik.

İşin en zor kısmı karar vermek, karar verdikten sonra zaten her şey çok hızlı gelişiyor. Oğlumuz artık büyüdüğü için özellikle dikkat ettiğimiz konu okullar. Önce okulları inceleyip netleştirdikten sonra yaşayacağımız yere ve eve karar veriyoruz.

_Memnun musun Mauritius Adası’nda yaşamaktan? Neler yapıyorsun orada?

Çok memnunum, hatta ömrümü burada geçirebilirim. Olay sadece Mauritius’ta yaşamak değil tabi, ben insanın mutlu olmak istedikten sonra her yerde mutlu olabileceğine inanıyorum. Kongo’da da mutluydum, hatta taşınma konusu ortaya çıktığında eşime “biraz daha kalsaydık” bile dedim.

Mauritius’ta ilk bir ayım ev aramakla geçti. O süreçte de adayı tanımaya, keşfetmeye fırsatım oldu. Her yeni ülkeye taşındığımızda aslında benzer aşamalardan geçiyoruz, artık pratiklik kazandım. İlk başlarda evi yerleştirmek, düzen kurmak epey zaman ve enerji gerektirdi, daha sonra ”Burada neler yapabilirim, kendime neler katabilirim?” arayışı başladı.

Biz yıllardır Afrika’da yaşayıp aynı zamanda da bu kıtada çok gezdik. Kenya’dayken ziyarete gelen arkadaşlarımız çok oldu, dolayısıyla onların gezilerinin organizasyonunu da ben yaptım. Daha sonra arkadaşların arkadaşlarına derken, ufak bir tur işi yapmaya başladım. Talep geldikçe butik turlar düzenliyorum. Instagram hesabım var: @afrika_travel. Aynı isimle bir de internet sayfası hazırlıyorum.

Burada da aynı fikirle yola çıktım ve Türkiye’den geleceklere yardımcı olmak amaçlı @mauritiusgezirehberi adı altında bir Instagram hesabı açtım. Henüz çok taze, Kongo’dan çok sevdiğim Türk bir arkadaşımın da yardımıyla hesabı aktif hale getirdik. Buraya tatile gelen Türk’lerin çoğu maalesef hangi ayda adanın hangi bölgesinde kalınır, hangi otelde kalınır, görülecek neler var, nerede ne yenir vb. konularda detaylı bilgiye sahip değiller. Mesela en son Ağustos ayında Türkiye’den dönerken uçakta Mauritius’a tatile gelen Türk aileler vardı. Ağustos buranın kışı ve kalmak için seçtikleri bölge adanın en çok rüzgar alan yeriydi. Yine de umarım güzel bir tatil geçirmişlerdir.

Amacım tatilde Mauritius’a gelecek olanlara fikir vermek, arzu edenlere de yardımcı olmak. Şu sıralar adayı bölge bölge gezip fotoğraf çekiyorum, bilgi topluyorum. Zamanımın büyük kısmını da bu alıyor, bir yandan da Afrika turlarına devam. Afrika’yı çok seviyorum hatta o kadar ki, geçen yaz sırtıma kıtanın dövmesini yaptırdım :) Bunların dışında, daha önceden tanıştığımız Mauritius’lu üç aile var, onlarla görüşüyoruz. Adada hayat erken başlayıp erken bitiyor. Hafta içi herkes işinden sonra evinin yolunu tutuyor. Hafta sonları da genellikle havanın müsaitlik durumuna göre aktivite seçiyoruz. Bizim favorimiz tabii ki denize gitmek, eğer hava da uygunsa. Burada her yer halk plajı. Oteller kendilerine plaj kapatamıyorlar, o yüzden de her yer sizin!

Mauritius, su sporlarını sevenler icin özellikle bir cennet. Otellerin çoğunda bu tip aktiviteler ücretsiz yapılabiliyor. Ama Mauritius sadece denizden ibaret değil: ada o kadar yeşil ki insanin ruhu dinleniyor. En önemli aktivitelerden bazıları kitesurf, dalış, hiking ve kampçılık. Aynı zamanda dunyanın en iyi golf sahalarından bazıları burada bulunuyor. Eşim ve oğlum düzenli oynuyorlar, ben de denedim ama sevemedim. 

İlginizi çekebilir: Pınar Civan’dan “Renklerin Senfonisi: Mauritius Adası”

_İlk zamanlar biraz zor oluyor diyorlar. Taşındığın ilk zamanları anlatabilir misin? Yepyeni bir yere taşınmak, yeni insanlar tanımak çok hızlı olmuyordur.

İlk zamanlar kesinlikle zor oluyor. Sanki yeni doğmuş bir bebek gibi her şeyi sıfırdan ögrenmeye çalışıyorsunuz. En basitinden trafik burada soldan akıyor, bu bile ilk başta çok zor. Neyi nerede bulurum, bulabilir miyim? Özellikle Afrika’ya bir sürü ürün Avrupa ya da Güney Afrika’dan geliyor. Mesela Kongo’da bir kere bulduğunuz bir ürünü markete bir daha gittiğinizde bulamayabiliyorsunuz. 

Burası ada ülkesi olması sebebiyle de bazı konularda çok katı. Ülkeye yiyecek vs sokmak yasak, cesaret edip getirir de yakalanırsanız cezası var. İtraf etmeliyim ki,  bu yaz o riski alıp peynirlerimizi getirdik, malum biz Türkler kahvaltıda peynirsiz yapamıyoruz :)

Neyi nerede bulurum, ne yenir ne içilir kısmından sonra da genellikle nasıl sosyalleşebilirim kısmına geçiliyor. Gittiğiniz ülkeye göre yeni insanlar ile tanışmak için aslında yapılacak aktiviteler, katılabileceğiniz kulüpler var. Yeni insanlarla tanışmanın en etkili şekli, tabii eğer benim gibi çocuğunuz varsa, okul yoluyla olabiliyor. Onun dışında genelde kadınların gittiği bir sürü kulüp ve dernek var. Yaşamayı seçtiğiniz yer de büyük önem taşıyor: mesela biz her gittiğimiz ülkede sitede oturmayı tercih ediyoruz çünkü komşuluk ilişkilerimiz maalesef burada Türkiye’de olduğundan daha kuvvetli.

_İstanbul’u özlüyor musun Nihan? Özlüyorsan hangi yönlerini özlüyorsun veya hangi yönlerini hiç özlemiyorsun?

İstanbul’u tabii ki özlüyorum. Üniversite dönemi hariç 33 yaşıma kadar hayatım orada geçti. Ama itiraf etmeliyim ki özlemim ilk yurtdışına taşındığımız zamanlar kadar değil. İstanbul artık benim için tatile gittiğim, ailemi ve dostlarımı ziyaret ettiğim bir şehir haline geldi. En başta ailemi, dostlarımı, Boğaz’ı, kendimi bildim bileli alışveriş yaptığımız mahalle esnafımızı özlüyorum. Her gelişimizde havaalanına ayak basınca içimi bir huzur kaplıyor ama ne acı ki, bu yaz geldiğimde insanların hoşgörüsüzlüğü, sabırsızlığı, kimsenin kimseye saygı göstermeyişi ilk defa beni çok rahatsız etti. İstanbul’da yapacaklarımı yapıp soluğu yazlıkta aldım.

Tabii bir de İstanbul’un kalabalığını, trafiğini ve korna seslerini hiç özlemiyorum. Mauritius’ta kimse korna çalmıyor çünkü korna çalmak büyük kabalık olarak algılanıyor. Genel olarak sakinliğe o kadar alıştım ki İstanbul’da insanlar üstüme üstüme geliyor.  

_Yurt dışında yaşamanın, başka bir kültür deneyimlemenin birey olarak avantajları ve dezavantajları neler sence?

Beni yurt dışında yaşamaktan çok Afrika’da yaşamak etkiledi. Mauritius’ta insanların büyük bir kısmı Hindu, geri kalanı ise Müslüman ve Hıristiyan. Bütün bayramlar ayrı ayrı kutlanıyor ve herkes barış içinde yaşıyor. Kimse kimsenin ne giydiğiyle ilgilenmiyor. Bu konuda rahat olmak beni mutlu ediyor. O kadar farklı insanlarla tanışıyorum ki artık gördüğüm ya da duyduğum hiçbir şey beni şaşırtmıyor. Başka bir kültür deneyimlemenin dezavantajı olduğunu kesinlikle düşünmüyorum, aksine bu beni çok zenginleştirdi.

_Peki Türkiye dışında yaşamak sana neler öğretti?

 2009 yılındaki Nihan’la şu andaki ben arasında dağlar kadar fark var. Özellikle yaşadığım ülkelerin ilk ikisi hiç de kolay ülkeler değildi. Yurt dışında yaşamak bana daha hoşgörülü olmayı, daha azla yetinmeyi öğretti. Özellikle Afrika’da insanların halini gördükçe aslında ne kadar az şeye ihtiyacımız olduğunu gördüm. İnsanların günde tek öğün yedikleri ama yine de gülümsedikleri iki ülkede yaşadım. Günün sonunda ertesi günkü yemek parasını kazanmışsa mutlu olan insanların ülkeleriydi bunlar.

_Yurt dışında yaşayan bir Türk olarak, Türkiye’den haberlere nasıl tepkiler veriyorsun?

Eşim de ben de çok üzülüyoruz. Sonuçta Türkiye memleketimiz, toprağımız. Sevdiklerimiz orada ve daha da önemlisi bir süre sonra dönüp yaşamak istediğimiz yer Türkiye… İnsanlarımızı mutsuz görmek bizi de mutsuz ediyor. 

_ Mauritius Adası’ndan bize birkaç lokal öneride bulunabilir misin?

Turistler buraya daha çok deniz tatili için geliyorlar ama buraya geleceklere benim önerim kesinlikle otele tıkılıp kalmasınlar ve adanın birbirinden güzel yerlerini gezip daha önce yaşamadıkları deneyimleri yaşasınlar. Şehrin kültürüne ve harmoni içinde yaşayan yerel halkına tanıklık etmek için benim önerim mutlaka Port Louis şehir merkezini ve Çin mahallesini gezmeleri. Ayrıca yarış sezonuna denk geliyorsa, her Cumartesi şehrin merkezinde, 1812 yılından beri varolan hipodromda at yarışlarını izleyebilirler. 

Eğer doğa yürüyüşlerine meraklıysanız, Black River Gorge’de trekking yapmanızı öneririm. Eğer balıkçılık ile ilgileniyorsanız, Okyanus’ta balık avına çıkabilir ve şansınız da yaver giderse olta ile yarım tonluk bir Blue Marlin yakalayabilirsiniz. “Yok, ben avlanmaya karşıyım” diyorsanız, yunuslarla yüzebilir ya da balina izlemeye gidebilirsiniz. Ayrıca adanın etrafında dalışa uygun çok sayıda mercan kayalıkları bulunuyor. 

Eğer su sporlarına meraklıysanız, Mauritius size her tür sörf imkanı sunuyor ama özellikle kitesurf için dünyanın önde gelen destinasyonlarından birisi diyebilirim. Sabahın erken saatlerinde Le Morne’da, denizden 500 metre yükselen Le Morne Brabant Tepesi’ne yürüyerek çıkabilir, adanın ve okyanusun enfes manzarasına oradan tanıklık edebilir, sonrasında sahilde kitesurf yapıp o manzaraya dahil olabilirsiniz.

_ Nihan son olarak, yurt dışında yaşamak isteyen ama buna cesaret edemeyen kişilere birkaç tavsiyede bulunabilir misin?

Bu karar tabii ki çok önemli bir karar. Biz eşimle bu kararı almadan önce oturup liste yapmıştık, artıları ve eksilerini çıkarmıştık. Önemli kararlar alacağımız zamanlarda bunu hala yaparız. Taşınmayı düşündükleri ülkedeki Türklerle mutlaka iletişime geçsinler, bakınız Türkler her yerde :) Mauritius bu konuda iyi destinasyonlardan birisi olabilir diye düşünüyorum. Ben gerek buraya tatile, gerekse yaşamaya gelmek isteyenlere seve seve yardımcı olurum.

Çok teşekkürler Nihan!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN