İtalyan Rüyası; Puglia Rotası – Matera, Bari, Alberobello, Polignano a Mare ile kaldığı yerden devam ediyor!

Neslihan Ersoy’un Bir İtalyan Rüyası: Puglia Vol.1 – Lecce, Otranto, Gallipoli yazısına buradan ulaşabilirsiniz.

4. Gün – Taranto – Matera (Matera’da Konaklama)

4. günümüzde programın ilk bölümü olan Lecce ve bölgesini tamamladıktan sonra Matera şehrine gitmek için yola çıktık. Buraya giderken yol üstünde Taranto’ya uğradık. Taranto’nun yeni bölümü lüks mağazaların, restaurantların olduğu güzel bir liman şehri. Eski bölümü ise çok bakımsız, bizdeki Tarlabaşı’nı anımsatan bir yer. Açıkcası burası gitmeye değer bir bölüm değil. Burada öğle yemeği yedikten sonra Matera’ya gitmek üzere yine yola çıktık.

MATERA

Matera’nın eski şehir bölümüne arabayla girilmediği için arabayı en yakın yere park edip, eski şehir bölümüne yürüyerek geçtik.  Manzarayı ilk gördüğümüzde gerçekten Mardin-Midyat ile olan benzerliği karşısında gözlerimize inanamadık. Biz burada bir gece kalmayı planlamıştık, yerel halkın yaşadığı eski bölüm tarafında çok şirin bir evde kaldık. Bahçesinde içtiğimiz kahvenin keyfini unutamam. Ev sahibi inanılmaz şeker bir çifti, La Casa di Alice’i kesinlikle tavsiye ederim. Evin önünde sizi çok yaşlanmış Alice isminde Golden Retriever cinsi köpek karşılıyor, yaşlılıktan dolayı gözlerinin kör olduğunu öğrenince inanılmaz üzülmüştüm :(

La Casa Di Alice, Matera

Matera şehri 1993 yılında UNESCO dünya mirası listesine eklenmiş, bu antik şehir Arap, Bizans ve Fransız etkisi altında kaldığı için 3 farklı kültürün de yansımalarını görebiliyorsunuz. Matera’ya “Sassi di Matera”, yani Matera’nın taşları deniliyor. Matera eski şehri, Sasso Barisano ve Sasso Caveoso olmak üzere iki bölgeden oluşuyor. Aslında iki farklı vadi olarak düşünebilirsiniz. Sasso Caveoso bölgesinde St Pietro katedrali, Sasso Barisano da ise Duomo Katedrali görülecek yerler arasında. Her iki bölgede de eski yaşamı anlatan evler var, buraları gezerek halkın nasıl yaşadığını canlandırma ve anlatımlardan öğreniyorsunuz. Sasso Caveoso bölgesinde “Casa Grotta di Vico Solitario”, Sasso Barisano bölgesinde ise “Casa del Barisano Grotta”, biz Sasso Barisano bölgesindekini gezdik. Eğer vaktiniz varsa bir kaç saatlik tarihi turlara da katılabilirsiniz.

Akşam yemeği için ev sahibleri bize Ristorante Francesca’yı tavsiye etti ama maalesef buraya önceden rezervasyon yapmak gerektiği için yer bulamadık, sizin de aklınızda olsun. Regia Corte Oteli’nin restoranında Ristorante Regia Corte ‘de akşam yemeğimizi muhteşem manzaraya karşı yedik. Burası bütün tatil boyunca gittiğimiz en lüks restoran oldu, farklı çeşit et ve makarnaları denedik, bu manzara ve lezzetli yemekler hafızalarımıza kazındı.

Matera mutlaka görülmesi gereken bir şehir, Puglia turunda biraz lokasyon olarak farklı kalıyor ama kesinlikle ziyaret etmeye değer. Tüm turda, Lecce ve Matera benim iki favorim olarak hafızamda yerlerini aldı.

5. Gün – Alberobello- (Bari’de Konaklama)

ALBEROBELLO:

Alberobello, 1996 yılında UNESCO Dünya Mirasına eklenmiş. Bizdeki Kapadokya’yı andıran bu kasabaki evler küçük kireç taşlarının harç kullanılmadan üst üste konarak inşa edilmesiyle oluşmuş, bunlara da Trulli evleri deniyor. Alberobello’da İtalyanca “güzel ağaç” anlamına geliyor. Eskiden bu evlerde yaşayan halk, şuanda buraları hediyelik eşya dükkanlarına, cafelere çevirmiş turistik olarak kullanılıyor. Trulli evlerini, renkli çiçeklerle bezenmiş güzel sokakları görünce kendinizi bir masal dünyasında hissedeceksiniz. Sokakları gezdikten sonra Katedrale doğru yukarı çıktık, ancak bir cenaze olduğu için kiliseyi göremedik. Bir kafede biraz dinlendikten sonra Bari’ye gitmek üzere yola çıktık.

BARİ:

Akşama doğru Bari’deki Hotel Palace otelimize yerleştik, tarihi, büyük ve şehir merkezindeki otelimizi tavsiye ederim. Bari’ye vardığımızda açıkcası biraz şaşırdım, çünkü okuduklarıma göre çok çok daha güzel bir şehirle karşılaştım. Palmiyeleri ile İzmir’i andıran, ama bana daha çok Barcelona’yı anımsatan hem eski şehir bölgesinden hem de lüks mağazaları, cafeleri, yat limanıyla yeni şehir bölgesinden oluşan hareketli ve güzel bir şehir  olarak Bari karşımıza çıkıyor. Öncelikle biraz şehrin yeni bölümünü gezdik, burası 1 haftadır görmüş olduğumuz İtalya’dan tabi ki çok farklıydı. Yeni şehir bölümünde tüm lüks mağazalar, değişik İtalyan butikleri, şık cafeler vardı. Araştırmalarımıza göre şehrin en ünlü ve en güzel restaurantlarından olan Ristorante Biancofiore’ye gittik. Burası mekan olarak açık bölümü olmayan, küçük kapalı bir yer ilk başta kapalı olması yani sokağı görmemesi bize biraz garip gelsede İtalya’da bu çok normal olduğu için bu tatlı restoranda yemeğimizi yedik. Şef yemekleri hazırlarken camekandan izleyebiliyorsunuz, bir ailenin işlettiği bu restoranda hizmet ve balık çeşitleri çok lezzetli ve ortam çok kaliteliydi, kesinlikle tavsiye ederim.

6. Gün – Polignano a Mare – (Bari’da Konaklama)

BARİ

Bari’deki 2. günümüzde aslında buranın en çekici kısmı olan Bari vecchia’yı yani eski tarafı gezmek üzere sabah otelimizden ayrıldık. Eski Bari dediğimiz bölüm bize Gallipoli’yi anımsatan, fakir halkın küçücük bitişik evlerde yaşadığı bir bölüm. Burada evler gerçekten çok küçük, sokaktan geçerken göz ucuyla evlerin içine bakınca insan inanamıyor sadece küçük bir oturma odası ve yatak odasından oluşan minnacık evler, çok eski bir masa takımı ve çok eski bir televizyon tabi hal böyle olunca herkes evlerinin önüne koyduğu sandalyede oturuyor, çocuklar top oynuyor koşuşturuyor, yaşlısı genci çoçuğu herkes halinden çok memnun ve çok mutlu görünüyordu. Basit hayatın getirdiği mutluluk, trafiksiz, stressiz bir yaşam, sosyal insanları ile Bari halkı bizi kendine hayran bıraktı. Bu bölgede gezilmesi gereken yerler; Piazza Mercantile cafeler ve restaurantlardan oluşan meydan, Aziz Nikola Bazikilası, keyifli gezilecek dar sokaklar, Lungomare denen kordon boyu.

POLİGNANO A MARE

Son günümüzü de değerlendirmek için Bari’ye yakın bir sahil kasabası olan Polignano a Mare’ye  gitmek üzere yola çıktık. Buraya da 45 dakikada gittik, arabayı park edip eski şehrin olduğu bölüme giderken sizi buranın en ünlü yeri olan kayalarla çevrili doğal havuz görünümlü plajı karşılıyor. Renkli şemsiyeler, denizde yüzen İtalyanları ile doğallığı bozulmamış bu plaj bile sadece burayı görmeye değer kılıyor.

Şehrin içinde küçük kafeler, restoranlar, hediyelik eşya satan minik dükkanlar mevcut, burası da bana  Alaçatı’yı anımsattı. Buranın tüm gezi sitelerine, kitaplarına konu olmuş bir de mağara içinde bulunan meşhur restoranı var, Ristorante Grotta Palazzes, uzun uğraşlar sonucu burayı bulduk ama gündüz açık değildi, eğer özellikle buraya gelmek isterseniz akşam yemeğine gelebilirisiniz ama önceden rezervasyon yaparsanız işiniz garanti olur.

Bu kasabada 2 katlı küçük evlerden oluşuyor, buraları daha çok yazlık olarak kullanıyorlar. Biz gittiğimizde gündüz olduğu için restaurantların çoğu kapalıydı ama akşam yine Alaçatı gibi sokaklarda yemek yiyen İtalyanları ile bu kasabayı hayal edebilirsiniz, burayı da görülmesi gereken yerlere eklemenizi tavsiye ederim. Biz akşam yemeği saatine kadar bekleyemediğimiz için Bari’ye döndük ama siz buraya geliş zamanınızı akşama denk getirirseniz keyifli olacağını tahmin ediyorum.

7. Gün – Bari

Bari’deki son günümüzde öğlen 12’ye kadar vaktimiz olduğu için bu günü en çok sevdiğimiz gıda alışverişine ayırdık. Eski merkezin orda bir şarküteri bulup, evde kendimize İtalyan yemeği yapabilmemiz için gereken tüm peynirler, makarna çeşitleri ve şarapları doldurduk. Bir de Bari’de ünü duyulmuş, bir fırın var ismi Panificio Fiore (çiçek fırını) burada da pizzaya benzeyen Focaccia’yı yedikten sonra artık yola çıkmak için son hazırlıklarımız yapıp ve havaalanına giderek arabamızı teslim ettik.

Çok şükür ki hiçbir sorun yaşamadan, aile içinde uyumlu, herkesin gönlünü yaparak güzel bir tatil geçirdik. Ailenin tüm tatil planlarının rehberi olarak bu tatilden de alnımın akıyla çıkabildim. Eğer daha detaylı sorularınız olursa yardımcı olmaktan memnuniyet duyarım :)

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN