Bir önceki Sıfır Atık yazımda Sıfır Atık’ın 5R’sinden bahsetmiştim. Bu yazımda ise bu 5R’yi hayatımıza nasıl adapte edebiliriz onu konuşalım istedim ve buna da mutfaktan başlamaya karar verdim. Atıksız Mutfak 101’e hoşgeldiniz!

Ben sıfır atık bir hayat yaşamaya sosyal medyada birkaç video gördükten sonra karar vermiştim. Eminim siz de burnunda plastik pipet takılı kaldığı için acı çeken deniz kaplumbağasının videosunu görmüşsünüzdür. Bu gibi videoların ardından Netflix’in Plastic Ocean adlı belgeselini izledim. Duyduğum, okuduğum şeyleri böyle canlı görmek, doğaya ve canlılara verdiğimiz zararları bu şekilde fark etmek, bütün bu fikirlerin bende daha da sağlam temellere oturmasına yardımcı oldu.

Sonrasında daha da araştırmaya devam ettim. Sıfır atık, Türkiye’de yeni yeni yer bulan bir fikirdi ve ben de yabancı kaynaklardan araştırıyordum. Size söylemek istediğim çok önemli bir şey var: Youtube’da gördüğünüz ya da göreceğiniz atıksız yaşam videolarına kendinizi kaptırmayın. Sıfır atık bir mutfak o videolardaki gibi görünmek zorunda değil. Hepsi birbiriyle aynı boyda aynı şekilde kavanozlar, sıfır atığa başladığı gün evindeki tüm plastikleri attığını söyleyen insanlar… Bu kadar önemli düşünsel arka planı olan bir fikri bile endüstrileştirebilecek korkunç bir sistem içinde yaşıyoruz. Ama hayır, tek doğru şekli budur diye bir şey yok. Çünkü kendimi hatırlıyorum, bu kadar mükemmel uygulayan insanları görünce ‘böyle yapamayacaksam yapmama hiç gerek yok’ diye düşündüğüm zamanlar olmuştu. Şimdi araştırırken bu fikrimde bana katılan insanlar varmış, onu da fark ettim. Kendi mutfağını tanıtırken bu kavanoz şuradan geldi, bunun için sos vardı, artık başka bir şeye hizmet ediyor diye anlatan çok insan vardı. Çünkü unutmayalım, tekrar kullanmak satın almaktan daha önce geliyor. 

Uzun bir girişten sonra asıl konumuz mutfağa dönebiliriz. En başta yapmamız gereken, çöpümüzü tanımak. Plastik yiyecek paketleri mi atıyoruz, bozulmuş gıdalar mı atıyoruz, yoksu sebze ve meyve kabukları mı? Çöpümüze neyin gittiğini bilirsek harekete geçmek o kadar kolay olacaktır. 

Bu adımdan sonra mutfağımıza nelerin girdiğine bakmamız ve bu konuda daha kontrollü olmamız en iyisi. Hem market alışverişiniz hem de mutfak gereçleriniz için bir düzenleme yapabilirsiniz. Yaşam alanınızı genişletmek ve neye sahip olduğunuzu daha iyi bilmek adına, artık kullanmadığınız, aynısından birkaç tane daha olan, hediye geldiği için elden çıkaramadığınız ama aslında o kadar da sevmediğiniz eşyaların üstünden geçip mutfağınızdan çıkaracağınız birkaç küçük şeyle bile kendinize yer açabilirsiniz. Ve sizden başka bu eşyalara ihtiyacı olan emin olun bir sürü kişi var, hala kullanılır halde olanları yeni sahipleriyle buluşturabilirsiniz. 

Market alışverişlerinizde ise, ilk önerim semt pazarlarına dönüp hem yerel üreticiyi desteklemek, hem de meyvenin sebzenin en tazesini almak. Ama eğer ilk başta çöpünüzü incelediğinizde fark ettiğiniz şey bozulan gıdalarsa belki de bu sizin için çok da uygun bir yol değildir; o gün ne pişirecekseniz, ne kadar pişirecekseniz ona yetecek kadar alışveriş yapmanız da bir yandan doğru olabilir. Türkiye’de henüz yurt dışında olduğu gibi deterjan gibi malzemelerinizi bitince yeniden doldurabileceğiniz yerler yok, ancak toptan gıda satın almak isterseniz, alışverişinizi Metro‘da yapabilirsiniz.

Peki sıfır atık alışveriş deneyimimizi nasıl geliştirebiliriz? En başta zaten bez çantayla gidiyoruz alışverişe. Sonrasında sebze meyve alırken plastik poşete koymasak da olur, bu gıdalar poşetsiz de tartılıp market içinde geçireceğimiz kısa sürenin ardından bez çantamıza girebilir. Evet, bunu çalışanlara açıklamak biraz zamanınızı alabilir ama ben şimdiye kadar hiç zorla poşete koymaya çalışan biriyle karşılaşmadım.

Bunun yanında baklagillerden alacağınız bir şey olursa da, büyük marketlerin içinde paketlenmeden açık satan yerler var, buralarda da yine yanınızda götüreceğiniz bez torbalara koymalarını isteyebilirsiniz. Bu seçeneklerin olmadığı yerlerde ise kağıt ya da karton paketleme her zaman plastikten iyidir, tercihinizi o yönde yapabilirsiniz. Süt, peynir, et, tavuk gibi gıdaları da tekrar kullanılabilir kaplarla çiftliklerden alıp yine hem yerel tüketiciyi desteklemiş, hem en kalitesini almış, hem de atığınızı azaltmış olursunuz. Poşet çay, almayın. Lezzetli olmamalarının yanında poşetleri plastik içerdiği için geri dönüştürülebilir değil ve plastik bir şeyi kaynar suyun içine koyup sonra onu içiyor olmamız, hiç akıl karı değil. 

Biraz, mutfağımızda sürekli olarak kullandığımız başka şeylere de dikkat verelim. Ama bunları söylerken lütfen evinizdekileri atın ve alternatiflerini kullanmaya başlayın dediğimi düşünmeyin. Önce elinizdekilerin bitmesini bekleyin, hiçbir şeyi atmıyoruz, hiçbir şeyi israf etmiyoruz. Örneğin peçeteler, kağıt havlular… Kağıt havlu yerine zaten çok rahat bir şekilde mutfak bezi kullanabiliriz. Peçeteler yerine ise kumaş mendilleri tercih edebiliriz. Hem sürdürülebilirler, hem de çok daha şık görünüyorlar. Saklama kaplarına boşuna para vermeye ise hiç gerek yok çünkü zaten önce elimizdekileri gittiği yere kadar kullanıyoruz, sonra da atmayıp sakladığımız cam kavanozları saklama kabı olarak kullanıyoruz. 

Bunlar dışında bir de beyaz eşyalar var. Elektrik, kaynaklarımızı nasıl tükettiğimiz de sıfır atığın bir parçası. Bu beyaz eşyaları da en başta satın alırken çevreci seçenekleri değerlendirmek ilk adımımız olmalı, sonrasında ise hepsini iyi tanıyıp, en doğru şekilde kullanmamız önemli. Küçük mutfak aletlerinin hepsine ihtiyacımız olup olmadığını sorgulayıp, başka bir aletle aynı işi halledip edemeyeceğimizi ölçüp ona göre satın alabiliriz. Örneğin, küçük bir ayrıntı, gün içinde belki de en çok kullandığımız ama hiç dikkat etmediğimiz kettle/su ısıtıcıları. Önceden yaptığım ve şimdi çok saçma olduğunu fark ettiğim bir durum, 1 bardak bile kullanacaksam o ısıtıcıyı alabildiği kadar dolduruyordum. Bu da hem kaynaması için bekleyeceğiniz onca dakika hem de israf edilen bir sürü enerji demek. 

Bu anlattıklarım dışında severek takip ettiğim Ruhun Doysun’dan yararlanarak, atıklarınızla neler yapabileceğinize dair birkaç küçük ipucu paylaşmak istiyorum.

_Karpuz, portakal, elma kabuklarından reçel yapın.

_Havuç, kabak, kereviz, soğan, pancar ve limon gibi sebze meyvelerin kabuklarını atmayıp biriktirin. Tavuk, et, sebze suyu yaparken kullanın.

_Limon, mandalina, portakal kabuklarını kurutup öğütün. Keklere ekleyin. Sebze kabuklarını kurutup öğütün ve tuzla karıştırıp aromalı tuz elde edin.

_Kabak, havuç kabuklarından zeytinyağlı yapmayı deneyin.

_Domates kabuklarını fırın tepsisine dizip fırında kurutun. Öğütüp çorbalara, yoğurt üzerine serpiştirin.

_Sebze ve meyve kabuklarını kompost yaparken kullanın.

_Lahananın dış yapraklarını sauerkraut, yani fermente lahana turşusu yapmak için kullanın.

_Soğan kabuklarından yapılan çayın rahatlatıcı etkisi olduğunu biliyor muydunuz?

_Bazı meyve ve sebze kabukları cildiniz için de son derece yararlı. Salatalık kabuklarını göz maskesi yapabilir, avokado kabuklarının içini yüzünüze sürebilirsiniz.

_Salatalık kabuklarını karıncaları uzaklaştırmak için de kullanabilirsiniz. Mutfak tezgahında birkaç salatalık kabuğu bırakın ya da tezgahın üzerine salatalık kabuğunun iç tarafını sürün, karınca derdiniz varsa yaklaşamadıklarını göreceksiniz.

_Limon kabuğunu su ısıtıcısına koyun. İçindeki su ile birlikte kaynatıp bir saat beklettikten sonra durulayın. Su ısıtıcısının içinde biriken mineralleri temizlemiş olursunuz.

_Pirinci sakladığınız kavanoza limon kabuğu ekleyin. Zamanla limon kabuğunun aroması pirince işler, ortaya nefis kokulu bir pilav çıkar.

_Patates kabuklarını kızartıp cips yapabilirsiniz.

_Muz kabuklarını pişirmeyi hiç denediniz mi? Dünyada en çok atılan yiyeceklerden biri olan muz kabuklarından lezzetli bir sosyapmayı deneyin.

_Elma kabuklarından jöle yapın ya da biraz tereyağı, şeker ve tarçınla karıştırıp fırına atın ve tatlı bir atıştırmalık elde edin.

_Elma kabuklarını değerlendirmenin bir yolu da buzlukta saklamak. İhtiyacınız olduğunda smoothie’lere kıvam, vitamin ve lezzet katmak için kullanabilirsiniz.

_Ceviz kabukları saçlar için mucizeler yaratır. 10 dakika kaynatıp saçlarınızı yıkamak için kullanabilirsiniz.

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Ruhun Doysun (@ruhundoysun) on

Bunlar dışında ufak bir şey söyleyip yazımı bitirmek istiyorum. Bütün bunları atığımızı azaltmak, karbon ayak izimizi küçültmek, okyanusları korumak, canlı çeşitliliğini tehdit etmemek, etik dışı endüstriyi desteklememek gibi birçok sebepten ötürü yapıyoruz. Geçenlerde bir sene vegan olmanın bir sene araba kullanmamaktan daha çok çevresel faydası olduğuna dair bir bilgi okudum. Vegan olmadığım ve bu konuda yeterli bilgiye sahip olmadığım için çok ayrıntılı yazamıyorum ama et tüketimimi azaltmaya çalışıyorum. Bunun için de şöyle bir şey yaptım, Instagram’da birçok vegan yemek tarifi veren sayfa var, hoşuma gidenleri takip ettim. Sebzelerle bu kadar çok şey yapılabileceği asla aklıma gelmezdi. Bu durumun yemek kültürümün değişmesine katkı sağladığını söyleyebilirim. 

Bu uzun yazımı bitirirken mükemmel olmak zorunda olmadığınızı bir kez daha hatırlatmak istiyorum. Bir yerden başlayın ve yavaş yavaş üstüne koyun. Ufak bir değişiklik bile aslında çok şey ifade edecektir. 

 İlginizi çekebilir: İrem Bali’den Plastik Atık Azaltma Önerileri

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN