The Raveonettes: Gürültünün ve Kaosun Cazibesi
Danimarkalı indie – garage rock ikilisi The Raveonettes, 12 Aralık tarihinde Paribu Art organizasyonuyla Kadıköy Paribu Art’ta konser vermek üzere ülkemize geliyor. Birçok parçasında, 60’lar rock’n’roll’unu alıp yoğun distortion kullanımı ve çok daha karanlık sound’la yorumlayan grup, adeta 60’lar müziğinin paralel evrendeki hali gibi. Shoegaze ve surf rock gibi türleri de çok güzel icra eden ve konserlerinde distortion çılgınlığı sebebiyle kulak tıkacıyla gelen dinleyicileri görmenizin mümkün olduğu, 2000’li yılların favori gruplarımdan biri olan The Raveonettes’e konser öncesi bir göz atalım.

Grup 2001 yılında gitar ve vokalde Sune Rose Wagner, gitar, bas ve vokalde Sharin Foo tarafından Danimarka’nın Kopenhag şehrinde kuruldu. İlk olarak 2002 yılında Whip It On isimli bir EP yayımladılar. EP’de “Do you Believe Her” ve “Chains” isimli güzel parçalar var ama benim için asıl önemli parça, beni grupla tanıştıran “Beat City”. Gürültü fırtınası diye bir kelime olsa, karşılığı bu parça olurdu. Bu kadar kaotik ses insanı gaza getirip inanılmaz bir keyif verebilir mi? İşte bu şarkı, bunun cevabı. Kibarca bir çok kez uyarmanıza rağmen devamlı gürültü yapan bir komşunuz varsa bu parçayla misilleme yapın, muma dönecektir.
2002 yılında grubun ilk albümü Chain Gang Of Love piyasaya çıktı. Albüm, ilk EP’deki gibi minimalist bir yapıda. Whip On It’deki parçalar sadece 3 akorla yazılmıştı. Bu albüm ona benzer olsa da bu kural biraz gevşemiş. “Noisy Summer”, The Love Gang” ve “Let’s Rave On” albümden sevdiklerim.
İkinci albüm Pretty In Black 2005 yılında çıktı. The Velvet Underground’dan Maureen Tucker, The Ronettes’ten Ronnie Spector ve Suicide’dan Martin Rev albüme konuk olmuş. Melodik parçaların ön planda olduğu albüm, benim favori The Raveonettes çalışmalarından biri. Öne çıkan parçalardan “Seductress Of Bums”, 60’lar slow parçalarıyla Noel şarkısı karışımı bir yapıda. “Here Comes Mary”, Everly Brothers “All I Have To Do Is Dream”in günümüzdeki ikizi gibi. Bir başka güzel parça “Ode To L.A.”de The Ronettes’in solisti Ronnie Spector vokal katkısı vermiş. Parça zaten The Ronettes’in efsane parçası “Be My Baby”e çok benziyor. “Sleepwalking” ve “Somewhere In Texas” albümden diğer güzel şarkılar.
2007 tarihli Lust Lust Lust hiç ısınamadığım, bence grubun en vasat albümü. Hemen ardından gelen In and Out Of Control, bunun aksine, birçok güzel parçayı bünyesinde barındıran grubun başarılı albümlerinden biri. Biraz daha pop’a yakın ve dinleyici dostu parçalara sahip olması, ticari olarak da albümün başarılı olmasını sağladı. Albümde “Bang!”, “D.R.U.G.S”, “Breaking Into Cars”, “Wine” gibi kolay dinlenebilen güzel parçaların yanında “Gone Forever” ve özellikle de yoğun gürültüsüyle “Break Up Girls!” gibi geçmiş albümlerin sound’unu hatırlatarak öne çıkan şarkılar var. Yine güzel parçalardan “Suicide” ise biraz Italo disco parçalarına benziyor. Grubun en ünlü parçalarından “Last Dance” yine bu albümde yer alıyor.
2011 tarihinde yayımlanan Rave In The Grave albümünde grup yine karanlık sound’una döndü. Sune Rose Wagner verdiği bir röportajda, albümün aslında bir soundtrack olarak daha uygun olacağını ve parçaların eski çalışmalara göre daha değişik olduğunu söyledi. Albümde Marilyn Manson’ın “Sweet Dreams” cover’ına benzeyen “Apparitions”, “Sun Goes Down”, “War In Heaven”, “Ignite” “Evil Seeds” ve “No Joy” gibi güzel parçalar yer alıyor.
Grubun altıncı albümü Observator, sırt problemi yüzünden depresyonda olan Sune Rose Wagner’in, Venice Beach’e yaptığı seyahat sırasında çevresinde tanıştığı insanları gözlemlemesinden ilham alıyor. Grup “Observations” parçasında belirgin olmak üzere, bu albümde piyano da kullanmış ve gayet de güzel olmuş. Çıkış tarihi 2012 olan albümden favori parçalarım; “Observations”, “She Owns The Streets”, “You Hit Me (I’m Down)” ve “Till The End”.
2014 senesinde ismini Hawaii’deki bir sörf bölgesinden alan ve bence grubun en iyi albümlerinden biri olan Pe’ahi raflardaki yerini aldı. Grup ilk kez bu albümde arp kullanırken tema olarak da Sune Rose Wagner’in babasıyla olan zorlu ilişkisi ve babasının ölümü albümde geniş yer tutuyor. Albümde çok güzel parçalar var. Bunlardan biri Sune Rose Wagner’in geçirdiği boğulma tehlikesinden ilham alan “Endless Sleeper”. Bir başka güzel şarkı, Wagner’in genç bir adamın güzellik tarafından baştan çıkarılmasını ve bunun ne kadar yıkıcı olabileceğini anlatıyor dediği “Killer In The Street”. “The Rains Of May”, “When Night Is Almost Done” ve “Summer Ends” yine dikkate değer parçalar.
Grubun Rave-Sound-Of-The-Month isimli, 2016 yılının her ayında yeni bir parça yayımlama projeleri, Atomized isimli albümü ortaya çıkardı. Grubun anti albüm olarak tanımladığı albümde ”This World Is Empty (without You)”, ünlü bilgisayar oyunlarının müziklerini besteleyen Japon besteci Junko Ozawa’dan ilham alan “Junko Ozawa” ve “Where Are You Wild Horses” gibi güzel parçalar yer alıyor.
60’lı yılların parçalarını yorumladıkları The Raveonettes Sing albümünü nisan ayının yeni çıkanları yazımda bahsettiğim Pe’ahi 2 albümü takip etti. Eğer indie, rock’n’roll, garage rock, shoegaze ve surf rock gibi türleri seviyorsanız, gerektiğinde kullanmak üzere kulak tıkaçlarınızı hazırlayın! Danimarka’nın soğuk topraklarından gelen bu ikili, biraz gürültü yapıp içinizi ısıtacak.
Kapak Fotoğrafı: Discogs
İlginizi çekebilir: Gürkan Sonat’tan Müzik Dünyasının Günceli

Gürkan Sonat







Aile Tadında
Bizim kuşağın gençlikten artık yetişkinliğe, çalışma hayatına geçiş döneminin alternatif tiplerin popüler gruplarındadı. Ben hiç ısınamamıştım.
Çok gürültülü olduklarından, alışması zor oluyor biraz 🙂