Gezmek istediğim o kadar çok yer, görmek istediğim o kadar çok gün batımı var ki, valizimi bir kez toplayıp kendimi evimin konforunun dışına attığımda ne kadar çok yere gidebilirsem kar sayıyorum. Tam olarak bu sebeple bizim tatillerimiz çoğunlukla bir durakta başlayıp, başka birinde sona eriyor. Peki bunu yaparken nelerden fedakarlık ediyorum? Birincisi; kur aldı başını gidiyor, attığımız her adımın üçer beşer geri döndüğü bu tatlı kaçamaklarda araba kirası, tren bileti masrafları can sıkıcı olabiliyor. İkincisi ise hiçbir otele ya da eve tam anlamıyla yerleşemiyorum. Oysa ben istiyorum ilk gittiğim günden makyaj malzemelerimi aynanın önüne sereyim, ertesi gün tekrar toplama derdi olmadan kıyafetlerimi asayım. Benimle benzer endişeleri yaşayanlar için, havalar yavaş yavaş ısınırken bugüne kadar yaptığımız fiyat/performans oranı en yüksek tatilimizi açıklıyorum. Gemi ile Yunanistan adaları turu!

Her şeyden önce sevgili komşumuz Yunanistan benim her zaman için çok keyif alarak döndüğüm bir adres olmuştur. Artık hepimizin adımız gibi bildiği benzerliklerimizi saymayacağım ama ben gerçekten ülkemde bir sahil kasabasındaymış gibi güzel bir denize girmeye, akşamında ise tanıdığım müziklerle birbirinden lezzetli yemeklerinin tadını çıkarmaya bayılıyorum.

Biz online bir turizm acentesinden aldığımız Celestyal Cruises tatili ile Kuşadası’ndan başlayan ve rotası Patmos, Girit, Santorini, Atina ve Mykonos olan 4 günlük bir turu tercih ettik. Gemi ile yapacağımız bu ilk tatil bizim için birçok bilinmezle doluydu ancak turun tamamının inanılmaz organize olduğunu söyleyebilirim. Ön yargıları kırmak adına öncelikle bu turdaki yolcuların birbirinden farklı ülkelerden olduğunu hatırlatmak istiyorum. Bununla birlikte, biz gittiğimizde Atina’dan binen bir grup İngiliz gencin katılımıyla geminin yaş ortalaması yirmi beş civarına geldi. Turumuza Kuşadası’ndan başladık ve dönüşte yine aynı limanda tatilimiz sona erdi ancak söylemeliyim, diğer tüm limanlarda da gemiye yeni birileri katılıyor ve birileri veda ediyor. Bu da içeride tanışıp sohbet edebileceğiniz çok fazla yeni arkadaş demek.

Turlar hakkında detaylı bilgi almak için tıklayınız.

Paketimize tüm yemekler ve içecekler dahildi. Öğle yemeklerini dilerseniz havuz başında pizza, makarna gibi yiyeceklerle geçirebileceğiniz gibi dilerseniz de açık büfe hizmet veren iç salonu kullanabiliyorsunuz. Beş çayında ikram edilen atıştırmalıklardan alabilir ya da yine birden fazla salonda hizmet veren restoranlarda doğrudan akşam yemeğine geçebilirsiniz. Gemide vakit geçirdiğiniz her an bir aktivite var. Gün içerisinde havuz başında olabilir ya da içeride harika bir manzara ve piyano performansı eşliğinde içkinizi yudumlayabilirsiniz.  Ondan fazla oda çeşidinden hangisini seçerseniz seçin eminim vaktinizin büyük çoğunluğu bir salondan diğerini keşfederken geçecek. Sabah adım adım gezdiğiniz güzelim adaların yorgunluğundan sonra bile odanıza geçmek yerine ya büyük salondaki bir gösteriyi izleyecek ya sakin bir müzik eşliğinde şarabınızı içerek sohbet edecek ya da dans ediyor olacaksınız. Bu arada geminin içerisinde küçük bir casino ve Duty Free olduğunu da unutmayın.

İlk gün gemideki misafirler ülkelerine göre ayrılıyor ve önce güvenlikle ilgili bilgiler verildikten sonra tur rehberleriyle sohbet etme fırsatı bulabiliyorlar. Türk tur rehberleri gidilecek her ada için ayrıntıları verdikten sonra dilerseniz tek tek, dilerseniz de toplu olarak alabileceğiniz paketleri satışa sunuyorlar. Biz hiçbir ada için tur satın almadık, bana sorarsanız siz de bu güzelliklerdeki keşfinizi kendiniz yapın.

İlk durağımız olan Patmos, hem Ortodoks hem de Katolik cemaati için kutsal kabul edilen bir ada. Küçük bir merkezi olan adaya adım attığınızda dini mekanları ziyaret edebilirsiniz. Bununla birlikte, inanılmaz berrak denizinde güneşin tadını çıkarmak için de merkezden çok uzaklaşmanıza gerek olmayacak. Sabahın erken saatlerinde vardığınız Girit’te oldukça fazla Osmanlı izi bulacaksınız. Dilerseniz bir araçla gitmek istediğiniz lokasyonlara ulaşabilir ya da liman bölgesinde sizi bekleyen gemiden çok uzaklaşmadan kaleyi görerek Old Town’da gezinebilir, birbirinden güzel kafelerinde soluklanabilirsiniz.

Giritten birkaç saat sonra varacağınız Santorini için gemi sahile yanaşamayacağından küçük botlarla karaya ulaşabileceksiniz. En kolay yol olan teleferik ile Fira’ya çıkıp, Yunanistan fotoğraflarından aşina olduğunuz manzaraya ulaşmak için ise Oia Köyü’ne gitmeniz gerekiyor. Atina için tavsiyem hemen limanda yer alan taksilerden biriyle anlaşarak size şehir turu yaptırmalarını istemek. Misafirperver taksi şoförüyle yaptığımız güzel yolculuk ve ettiğimiz sohbet hala aklımızda.

İlginizi çekebillir: Yücel’den Atina Yeme İçme

Ve benim favorim Mykonos, bu turda kesinlikle tekrar geleceğime söz verip ayrıldığım yerdi! Mykonos gece hayatından dar sokaklarına, yel değirmenleri, Küçük Venedik bölgesi, restoranları ve lezzetli yemeklerinden, gün batımına saymakla bitiremeyeceğim güzellikleriyle daha limandan ayrılırken tekrar tekrar yaşamak istediğim bir ada oldu.

Gemiyle ilgili birkaç küçük bilgi daha vermem gerekirse; yemek konusunda alternatif çok olduğundan pek sıkıntı yaşanacağını düşünmüyorum. Bununla birlikte seyahat süresince çok rahatsız edici bir sallanma yaşamadık ancak siz kolay etkileniyorsanız belki yanınıza mide bulantısı için ilaç almanız faydalı olabilir. Yine de temkinli olmak isterseniz oda tercihinizi üst katlardan yapmak yerinde olacaktır. Gemiden indiğinizde ekstra para harcamanızı gerektirecek pek bir şey olmuyor, özellikle yemek saatlerini programa göre ayarlıyorlar. Biz her durakta keyif için bir şeyler yiyip içtik, siz de kendi zevkinize göre dilerseniz ek bir bütçe ayırabilirsiniz. Personel oldukça kibar ve yardımsever, dil problemi çekenler için içeride Türkçe bilen rehberler de olduğundan zorluk yaşanmayacağını düşünüyorum.

Valizimi tek bir odada açıp birden fazla yer görebildiğim bu tatil tadı damağımda kalanlardandı. Bu yaz için daha ekonomik planlar arıyorsanız mutlaka listenize ekleyin derim. Sevgiyle kalın.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN