Bir şehri gezmenin en güzel yolu, oranın yerlileriyle takılmak veya o şehirde kaybolmaktır. Amsterdam ise; sokaklarında gezerken kaybolmanın en zevkli olduğu şehirlerden biri. Her adımda bir sürprizle, yeni bir insanla ve sıcacık bir mekanla karşılaşabilirsiniz. Hatta hiç ummadığınız güneşli bir günde, aniden yağmur da bastırabilir. Aradığınız turistik noktalar değilse; başlayalım Amsterdam’da kaybolmaya!

Öncelikle arkaya, Parov Stelar’ın “Lost in Amsterdam” şarkısını açın ki, yazıyı okurken iyice Amsterdam moduna girebilin. Amsterdam’ın herhangi bir bölgesinden gezmeye başlayabilirsiniz. Ben Dam Square’de; yani en kalabalık ve en turistik meydanının yakınlarında bir yerde kaldığım için, buranın çevresinden gezmeye başlamıştım. Tabi her sokakta karşıma çıkan sarhoş İngiliz turist toplulukları, 17-18 yaşındaki heyecanlı gençler, sex shoplar, coffee shoplar ve genelevlerle karşılaşmam da bu anlamda sürpriz olmadı. Hatta; nasılsa “Red Light District”e en son giderim diye düşünmüş fakat haritasız çıktığım ilk günün daha ilk dakikalarında, bir anda kendimi Red Light District yakınlarında bulmuş, ara sokaklarına kadar yayılmış randevu evlerindeki kadınlarla göz göze gelmiştim.

Bence Dam Square, Damrak, Red Light District (De Wallen) ve çevresini en son güne bıraksanız olur; çünkü buralar fazlasıyla turistik ve kalabalık. Bir de zaten buraları 2-3 saatte ve her hava durumunda gezebilirsiniz, diğer bölgeleri ise havanın en güzel olduğu anlarda gezin, nehir kenarlarında bisiklete binin. Söylemeden olmaz: Nieuwe Hoogstraat ve Zanddwarsstraat bölgelerini de muhakkak görün çünkü “design shop”lar ve enteresan butiklerle dolu!

Jordaan: Amserdam’ın En Bakir Bölgesi Amsterdam’da Ne Yapılır

Sokaklardaki ot kokusundan, günün her saati sarhoş olan ve “we all live in a yellow submarine” diye bağıran turist yoğunluğundan yorulduğum bir günde kendimi Jordaan’a atmıştım. Tam bu esnada, yağmur bastırdı ve etrafı mis gibi bir toprak kokusu sardı. İşte tam o anda kendi içimde Nirvana’ya ulaştım :) Biliyorum, bu kadar kolay ulaşılmaz o noktaya ama siz beni dinleyin ve kesin Jordaan bölgesini görün, içinizi huzur kaplayacağının garantisini veriyorum.

Amsterdam’da ulaşım inanılmaz kolay, her yere tramvaylarla çok kısa sürelerde gidebilir, İstanbul’daki trafik yoğunluğunu düşünüp iç geçirebilirsiniz. Amsterdam’ın batısında bulunan Joordan’a; Centrum çevresinden kalkan bir tramvayla 15 dakika içinde ulaştım.

Jordaan’ın en güzel yanı, neredeyse hiç yabancı turist barındırmaması. Böylelikle Amsterdamlıların yaşamlarına yakından tanık edebilir, cafelerinde günün her saati Heineken içebilir ve ara sokaklarındaki butik dükkanları gezebilirsiniz. Bu bölgede yaşayan herkes çok şık ve stil sahibi, evler de rengarenk ve önünde durup incelenmeye değer. Bu bölgeyi, ara sokaklarından başlayıp, Prinsen ve Keizer gracht (kanal) çevrelerini dolaşarak gezebilirsiniz.

Amsterdam’da Gezilecek Yerler

Nieuwmarkt & WaterloopleinAmsterdam’da Antika Pazarları

Eğer Avrupa’nın bit pazarı kültürünü seviyorsanız, Amsterdam’a uğramışken gelmeniz gereken iki önemli pazar var: Biri; Nieuwmarkt, diğeri ise Waterlooplein.

Nieuwmarkt‘da cumartesileri organik sebze-meyve pazarı, pazarları ise kitap ve antika eşya pazarı kuruluyor. Ayrıca merkezinde yer alan, 17. yüzyılda inşa edilmiş Waag binası da görülmeye değer. Nieuwmarkt çevresi Amsterdam’ın Chinatown’ı olarak da geçiyor.

amsterdam.info/nieuwmarkt/

Waterlooplein pazarı ise Amstel Nehri yakınlarına kurulan büyük bir antika eşya, ikinci el giysi pazarı. 1893’den bu yana, cumartesi günleri hariç kuruluyor. Yahudilerin 19.yüzyılda açarak, geleneksel bir pazara dönüştürdükleri Waterlooplein’i, eğer pazar kültürünü seviyorsanız gezmenizi öneririm.

waterlooplein.amsterdam/

Stedelijk Müzesi

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Stedelijk Museum Amsterdam (@stedelijkmuseum) on

Pompidou Paris için ne anlam taşıyorsa, Stedelijk de Amsterdam için öyle. Şehrin en önemli çağdaş sanat müzesini gezmenizi kesinlikle öneririm!

stedelijk.nl/

Bilet almak için tıklayın.

Huis Marseille Photography Museum

Fotoğraf sanatıyla ilgileniyorsanız gitmenizi tavsiye ederim; her ay farklı bir sanatçının sergisi oluyor. Küçük ve ama dopdolu bir galeri.

huismarseille.nl/

Vondelpark

Yemyeşil bir park, etrafta piknik yapan, bankta kitap okuyan ve bisiklet binen insanlar… Nefes almak ve kafanızı dinlemek için en güzel noktalardan biri.

Amsterdam’da Neler Yapılır?

_Bisiklet kiralayın ve nehir çevrelerini bisikletle gezin,

_”Sex show” izlemeden dönmem diyorsanız bu hayali Casa Rosso‘da gerçekleştirin,

_”Coffe shop” deneyimlerine açıksanız ve hangisine girsem diye düşünüyorsanız; en eski ve en turistik olan Bulldog‘a, eğer daha sakin ve daha kaliteli içerik arıyorsanız da Barney’s Lounge‘a uğrayın,

_Heineken dışında da; Belçika biraları ve Hollanda biralarını tatmadan, barlardan çıkmayın,

_Döner deyip geçmeyin ve kesinlikle bu şehrin dönerini tadın, bizim burada yediklerimizden daha da lezzetli; Centrum’daki Doner Factory benim favorim,

_Keizergracht’ın bir ucundan, diğer ucuna kadar yürümeyi deneyin. Karşınıza inanılmaz renkli, tasarımı harika dükkan ve cafeler çıkacak.

Amsterdam’da Ne Yenir?

Café Wester

En keyifli kafelerin başında gelen ve nehrin hemen karşısında, Jordaan bölgesinde yer alan bu mekanda, bira da içebilirsiniz, yeni pişmiş keklerden de yiyebilirsiniz. Bar kısmında bir sürü polaroid fotoğraflar asılı, bakmaya doyulmuyor.

Café Wester Adres: Nieuwe Leliestraat 2, Jordaan

Instagram: @cafewester

Café Brecht

Burası bana Berlin’in kafelerini hatırlatıyor. Bir kısmında koltuklar var; tam yayılmalık, bir kısmında saç kesimi yapılıyor, bir diğer kısmında da bir topluluk görüyorsunuz çünkü “Story Telling” etkinliği var! Ayrıca çayları ve tatlıları da çok lezzetli. Weteringcircuit yakınlarında yer alan bu mekanın çevresi de, saatte ne kadar pedal çevirdiklerini hesap edemediğim Amsterdamlılarla dolu.

Bu kafeye gelirseniz, yakınlarında yer alan (Weteringschans 83) Reflex Art Gallery‘e uğrayıp, o ayın sergisine göz atın.

Café Brecht Adres: Weteringschans 157

cafebrecht.nl/

Cafe De Saloon

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Amsterdam for Visitors (@amsterdamforvisitors) on

En az 1.85’lik kadınların barında servis yaptığı bu mekana boy kompleksiniz yoksa kesinlikle uğrayın, aperatifleri tadarken yanında buz gibi bir bira için. Hava güzelse dış kısmında oturabilir, böylelikle yoldan gelip geçenleri rahatça seyredebilirsiniz.

De Saloon Adres: Lijnbaansgracht 271, Leidsekruisstraat

tripadvisor.com/DeSaloon

Goodies

Herengracht ve Keizergracht kanalları arasında yer alan bu kafe çok lezzetli yemeklere ev sahipliği yapıyor. Ayrıca bitki çayları da bir o kadar güzel. Ben brunch keyfimi bu kafede yapmış, büyük bir keyif almıştım. Çevresinde butikler, optikler ve tasarım dükkanları yer alıyor.

Goodies Adres: Huidenstraat 9

goforthegoodies.nl/

İlginizi çekebilir: Lisya Kalma’dan “Amsterdam Mekanları: Sürprizlerle Dolu, Hip ve Leziz!”

Amsterdam Gece Hayatı

Amsterdam da erken uyuyan şehirlerden. Yalnızca turistler gecenin geç saatlerine kadar ayakta kalıyor ve Red Light District çevresinde takılıyor. Yine de; canlı olan bazı noktalara, önceden programlarına göz gezdirerek uğramakta fayda var.

Leidsplein

Amsterdam’ın en canlı gece hayatına ev sahipliği yapan (tabi turizmin kalbinin attığı Red Light District’ten sonra) bu bölgede; restoran, kafe ve bar seçenekleri mevcut. Melkweg, Paradiso Club ve Sugar Factory clubları da bu bölgede yer alıyor.

Melkweg

En önemli konser alanı şüphesiz Melkweg! Genellikle hafta sonları olmak üzere çeşitli konserler ve etkinlikler yer alıyor. Ayrıca genç kesim tarafından sıkça tercih ediliyor.

Instagram: @melkwegamsterdam

Heineken Bar

Melkweg yakınlarında yer alan bu bar; belki de Amsterdam’ın hafta içi de saat 01.00’den sonra da ayakta kalan tek mekanı. Genellikle, bar önünde insanların ellerinde içkilerle sohbet ettikleri, küçük ama sevimli bir bar.

De Nieuwe Anita

Biraz daha alternatif ortamlar arayanlar için cennet gibi bir mekan. Masaj kısmında masaj yaptırabilir, gecenin 00.00’sinde bile bir köşesinde saçlarınızı kestirebilirsiniz. Ayrıca elektronik, deneysel ve eklektik müzik sevenler de buraya akın ediyor çünkü belirli günlerde konserler yapılıyor.

denieuweanita.nl/

Belgique Bar

Birçok çeşitte Belçika birasına sahip bu mekan daracık ama içeriye girdiğiniz andan itibaren size pozitif bir enerji yayıyor. DJ her an size kabinini bırakabilir, barmen yerine geçmenizi söyleyebilir, şaşırmayın. Bir de bu barda birileriyle tanışmamak elde değil çünkü o kadar ufak ki, aniden kendinizi sohbet ederken buluyorsunuz. Ayrıca eklemeliyim ki; Belçika biraları çok sert, iki bardaktan sonra bile etraf biraz sallanabiliyor :)

cafe-belgique.nl/

Kimisi için eğlencenin, kimisi için günahların, kimisi içinse kanalların ve rengarenk lalelerin şehri olan Amsterdam’ı bir de benden dinlediniz. Daha çok turistik rehberlerde yer almayan yerlere değinmeye çalıştım, umarım işinize yarar ve Amsterdam’a gittiğinizde şuursuzca eğlenirsiniz :)

İlginizi çekebilir: Selin Tavaşi’den “3 Günlük Amsterdam Tatilinden Kısa Kısa Notlar!”

İlginizi çekebilir: Öykü Doğan’ın “Amsterdam: Olmak İstediğiniz Her Şeyi Olabileceğiniz Şehir”

Fotoğraflar: Deniz Yılmaz

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Deniz! Fotoğraflar, yazı, detaylar… Her şey harika! Eline sağlık. Tek bir sorun var; şu an depresyona girdim. Amsterdam’a gidip, bisiklete binip, vintage storelarda gezinmek, bit pazarlarında alışveriş yapmak, Vondelpark’ta nefes almak istiyorum…. Cidden iyi değilim şu an :)

  2. “Deniz Yılmaz Yazısı” diye bir konsept var, çok hoşuma gidiyor. :)

    Amsterdam’a gitmedim, sanırım bisiklete binmeyi öğrenene kadar da (itiraf.com) gidemeyeceğim. Üzüldüm okuyunca.

  3. Henüz gitmedim ama nedense hep bir yakınlık hissetmişimdir Amsterdam’a. Şimdi daha da güçlü bir bağ, istek oluştu bende. Umarım en yakın zamanda ben de Amsterdam sokaklarında kaybolurum! Ayrıca bir türlü ikna edemediğimiz Emre’yi bisiklete binmeyi öğrenmeye heveslendirdiğin için de çok teşekkürler. :p

  4. Muhteşem bir yazı olmuş Deniz, ellerine sağlık! Benim de her zaman içimde kalmış bir şeydir, bisiklete hiç binmeyi bilmemek, en azından magger’da yalnız değilmişim :)