Hep söylerim; insanın kendine zaman ayırması lazım. Gezebildiği kadar şehir gezip, yeni yerler keşfetmesi lazım. Bu mottoyla çıktığım yolda; her fırsatımda yurtdışına atarım ben kendimi. Tuna’yla Aralık’ta yaptığımız Roma tatilimizden sonra şimdiki rotamız da Barselona’ydı. Şehrin güzelliği, havanın 20 derece olması ve bizim enerjimiz birleşince ortaya unutamayacağımız bir tatil çıktı. Detaylar mı, sizi aşağıya alalım:

Öncelikle… Barselona’da Nerede Kaldık?

Biz bir “konukevi” olan Hostalin Barcelona Granvia’da kaldık. Tarihi, çok güzel bir binada yer alan konukevi, lokasyonu, bembeyaz odaları, servisi ile bizden 10 üzerinden 10 puan aldı. Fiyatlar mevsime göre değişir tabii ama yine de söyleyeyim biz geceliği 85 Euro’ya kaldık. Burayı tercih etmemizin asıl nedeni ise tarihi bir binada yer alması ve odasında caddeye ve yeşilliklere bakan şirin bir balkonun olmasıydı. Camlarını rahat açamadığımız bir otel yerine, daha “lokal” hissetmek için burayı tercih ettik; her akşam üstü balkonda yarım saatlik şarap  keyifleri yaptık. (Hatırlayınca içim gitti, çok güzeldi! :) İyi bir lokasyonda olmak, balkonunuzda keyif yapmak istiyorsanız, Hostalin Barcelona Gran Via’yı herkese öneriyorum.

Adres: Gran Via de les Corts Catalanes 657, pral 1ª 08010 Barcelona

Barselona’da Neler Yaptık?

Uçağımız cumartesi akşamıydı, o yüzden o gece biraz bizim caddede turlayıp, pazar gününü dinç geçirmek amacıyla uyuduk. Sabah kalkıp, gitmeden önce birçok kişinin önerdiği Barri Gotic bölgesinin oralardaki Milk’e kahvaltıya gittik.

Milk

Milk

Yukarıdaki fotoğrafa baktığınız zaman ilk tepkiniz “burası bir brunch yeri mi” olabilir, Milk’in kendine ait bir tarzı var çünkü. Dışarıdan bakıldığında varaklı çerçeveler, şık avizeler burayı biraz ağırlaştırmış gibi dursa da, mekanın içerisine girdiğiniz zaman çalan müzikten, çalışanlara buranın aslında ne kadar “cool” bir yer olduğunu anlıyorsunuz. Menüdeki her şey birbirinden güzel, smoothie’leri denemeyi unutmayın!

Milk’ten çıkıp Barri Gotic ve El Born bölgelerini gezdik. Dar sokakları, eski binaları, onlarca mağazasıyla Barri Gotic’e bayılıyorum. ANCAK, eğer Barselona’ya ilk defa gidiyorsanız, Barri Gotic’e pazar haricinde bir gün gidin Ben Barri Gotic hakkında çok detaylı bilgi vermeyeceğim, detay için sizi yazımı okuduktan sonra Deniz Yılmaz’ın “Yeni Başlayanlar İçin Barselona” rehberine yönlendiriyorum. Ama önce benim yazımı okuyun :)

Barcelonata & Bisiklet Turu

Biz Old City bölgesini karış karış gezdikten sonra bisiklet kiralayıp, Barselona’nın sahil bölgesini yani Barcelonata’yı gezmeye karar verdik. Hava o kadar güzeldi ki, yaklaşık 3-4 saat bisikletle sahil şeridini dolaştık. Buralarda birçok yerden bisiklet kirayabilirsiniz; biz Barri Gotic’te bulunan George Orwell meydanınki “Green Bikes”tan kiraladık, gayet de memnun kaldık.

Tuna & Lisya Bisiklet

Barselonata gezimiz sırasında, daha sağa gidip, Barselona’nın ünlü marinası olan Port Vell’in yanındaki çimlerde ara verdik. Çimlerin üzerinde şehri ve insanları seyrettik. Gerçekten müthişti! Hava güzelse, bir gün bisiklet kiralayıp, bir şehirde özgürce bisiklete binmenin keyfini sonuna kadar yaşayın.

Tuna & Lisya - Port Vell

Sahilde gezip, ikinci bir molada Barcelonata’daki bir cafede Sangriamızı içtikten sonra geri dönüş yoluna girdik. Otelimize döndük ve akşam biraz turistik takılıp, Barri Gotic’de bulunan benim çok sevdiğim bir meydan olan Plaça Reial’deki flamenko gösterisini seyretmeye karar verdik. İyi ki de seyretmişiz!  Plaça Reial’de bulunan çok-turistik-mekan Los Tarantos, 20:30, 21:30, 22:30 seanslarında yarım saatlik flamenko gösterileri yapıyor; girişte 10 euro verip, farklı ve eğlenceli bir yarım saat geçirebiliyorsunuz. Bu tarz aktiviteleri sevenlere Los Tarantos’u öneriyorum. (Los Tarantos Adres: Plaça Reial 17. Barri Gòtic) Gösteriye yetişmek için, Plaça Reial’in yakınlarında bir restoranda yemeye karar verdik; burada Rossini adlı İtalyan restoranı (Evet, Barselona’daki ilk gecemizde İtalyan yedik:)!) Tuna’nın pizza özlemini süper bir şekilde karşıladı.

Brunch&Cake: Barselona’da En İyi Brunch!

Brunch & Cake

İkinci gün tavsiye üzerine gittiğimiz Brunch&Cake’te uzun zamandır en keyifli brunch’ı geçirdim. Mekan inanılmaz tatlı, menüsü az ve öz. Ben içinde “scrambled eggs” olan bagel’i ve yanında ise “banana bread”i istedim. İkisi de çok lezzetliydi. Barselona’ya gidince; Brunch&Cake’e bir sabahınızı ayırmanız gerekiyor. Lütfen not alın!

Brunch & Cake

Adres: Carrer Enric Granados, 19 

Brunch&Cake’ten çıktıktan sonra yürüyerek Park Güell’e (Gaudi’nin yaptığı bu parkı detaylı bir şekilde anlatmıyorum, zaten biliyorsunuzdur diye düşünüyorum :) gittik; yol çok uzundu ama metroyla gideceğimize, biraz yorulup şehri yaşamayı tercih ettik. İyi ki de öyle yapmışız. Girdiğiniz her sokakta, Barselona’ya daha çok hayran kalıyorsunuz; o yüzden tatilinizde yanınıza rahat bir ayakkabı alın ve mümkün olduğu kadar çok yürüyüp, etrafınızı seyredin.

Park Güell’den çıktıktan sonra, yine yürüyerek, Passeig de Gracia caddesine gittik. Burası çok sayıda lüks mağazanın bulunduğu güzel bir cadde. Burayı daha da özel yapan şey ise mimarisini Gaudi’nin üstlendiği iki binanın bulunması: Casa Mila ve Casa Battlo. Caddede yürürken, bu evleri özellikle haritadan takip etmenize gerek yok; o kadar gösterişli ve farklılar ki onlar sizi bulacak, hiç merak etmeyin. Eğer vaktiniz varsa, Gaudi’yi ve tarzını biraz daha tanımak için evlerin içerisine de girebilirsiniz.

Ciudad Condal

Ciudad Condal

Bu kadar gezdikten sonra akşam yemeği hayalleri kurmaya başladık ve yine bir tavsiye üzerine Ciudad Condal adlı tapas restoranına gittik. Ciudad Condal, hem lokallerin hem de turistlerin tercih ettiği, şık, bol çeşitli, her şeyin çok lezzetli olduğu bir tapascı. Mekan çok büyük olmasına rağmen, minimum yarım saat sıra bekliyorsunuz, ama beklediğinize kesinlikle değiyor. Biz beklerken barmenin önümüzde taze yaptığı sangria’yı içtik ve sipariş vereceğimiz tapasların hayalini kurduk.

Masaya geçtiğimizde o kadar açtık ki, sipariş vermeyi bitirmemişken garson “bence bu kadarla doyarsınız” gibi bir tepkiyle bizi durdurdu :) Tapas yemek için Ciudad Condal’i, bir de önceden arkadaşlarımla gittiğim Catalana Restaurant’ı öneriyorum. İkisi de çok başarılı.

Adres: Rambla de Catalunya, 18, 08007

Ciudad Condal’den sonra bizim Tektekçi’mize benzeyen Chupitos adlı shot-bar’a gittik. Shot seviyorsanız ve o gece kendinizi genç hissediyorsanız yaş ortalamasının 20 olduğu bu mekana gidebilirsiniz. Ancak uyarım olacak: Monica Lewinski’den sakın ama sakın içmeyin!

Montjuic

Salı sabah hızlı bir kahvaltı yapıp, kendimizi Barselona’nın tepelerine attık ve Montjuic tepesine çıktık. Montjuic’e giderken Poble Sec adlı bölgeden geçtik ve buranın ara sokaklarını inceledik.

Montjuic’in en tepesindeki kaleye gitmek için teleferike bindik; incecik bir kabloya bağlı olduğumuz teleferikte yükseklikten dolayı biraz tedirgin olduk :) Ama tepeden gördüğümüz Barselona manzarası her şeye değdi!

Museu Nacional d’Art de Catalunya

Museu Nacional d'Art de Catalunya

Montjuic’ten aşağı indiğimiz zaman, yine bu bölgede bulunan Katalan Ulusal Müzesi’ne gittik; buranın önündeki cafede bir şey içmenizi öneriyorum. Manzara, insanlar, her şey çok güzel.

Bütün günümüzü Barselona tepelerinde geçirdikten sonra canımızın bu sefer deniz mahsülü değil, et istediğini karar verdik ve tripadvisor’dan otelimizin çok yakınındaki Patagonia’yı bulduk.

Barselona’daki En İyi Et Restoranı: Patagonia!

Patagonia Barcelona

Patagonia Restaurant tek kelimeyle mükemmeldi! Arjantin’nin ünlü üzümü Malbec kırmızı şarabından bir şişe içip, çakır keyif olduk :) Barselona’da canınız et çekerse Patagonia’ya gitmenizi tavsiye ediyorum; gitmişken Malbec şaraplarından birini açtırmayı da unutmayın.

Adres: Gran Via de les Corts Catalanes, 660, 08010

İlk Eatwith.com Deneyimimiz: Eat With Alex!

Şimdi geldik Barselona tatilimizin en ilginç bölümüne! Tatile gitmeden önce google’da şansa karşılaştığım eatwith.com sitesine, airbnb’nin yemek versiyonu diyebilirim. Sitenin mantığı, gittiğiniz şehirde yaşan lokallerin size bir öğün için evini açması ve beraber yemek yapmanız. Buradaki insanların hepsinin kendilerini anlattıkları, evlerinin görsellerini koydukları birer hesabı var. Altına da o kişiyle önceden yemek yiyen eatwith kullanıcılarının yorumları yer alıyor. Ben hesapların arasından Alex’i seçtim; 20’li yaşlarında Alex bize Paella yapacaktı, fotoğraflardan evi çok güzel duruyordu. Hakkındaki yorumlar da gayet iyiydi.

Eatwith Alex

Site üzerinden Alex’le iletişime geçtim ve ayın 9’u için Alex’in evine rezervasyon yaptım. Hep beraber paella yapıp, şarap içecektik. Kredi kartımla yine eatwith üzerinden parayı gönderdim ve Tuna’yla heyecanla o günün gelmesini bekledik! Yanımızda Türk kahvesi ve lokum alıp Alex’e misafirliğe gittik. Alex ve ev arkadaşı Alejandro bizi çok iyi bir şekilde karşıladılar; beraber bol bol şarap içip, Alex’in güzel evinde üç buçuk saat boyunca sohbet ettik. Sonrasında biz de onlara Türk kahvesi yaptık :) Lokallerle vakit geçirmeyi seviyorsanız, yeni insanlarla sohbete açıksanız (ki theMagger’ı takip ediyorsanız, muhtemelen öyle birisinizdir) eatwith deneyimini yaşamanızı kesinlikle öneriyorum.

Parc de la Ciutadella

Parc de la Ciutadella

Alex’in evinden çıktıktan sonra Barselona’daki son 5 saatimize girdiğimizden son kez sahil tarafına gidip denizin tadını çıkaralım dedik. Yolumuzun üstünde bulunan Parc de Ciutadella parkından geçtik; burası gerçekten inanılmaz bir bölge. İnsanların köpeklerini gezdirdikleri, çimlerin üzerinde uzanıp rahatladıkları, bazılarının gitar çaldığı özgür bir park olan Ciutadella’ya gerçekten aşık oldum. Bir günüm daha olsaydı, tüm günümü burada çimlerin üzerinde keyif yaparak geçirebilirdim. Size tavsiyem; Barselona gezinizde 3-4 saatinizi bu parka ayırıp, arkadaşlarınız veya sevgilinizle çimlerin üzerinde hiçbir şey yapmamanız. 

Parc de Ciutadella’dan çıkıp, uzun bir yol yürüdükten sonra bira ve smoothie içmek için (ve belki acıkırsak burger yemek için) bu aralar lokallerin favori mekanı olan Maka Maka’ya gittik.

Maka Maka

Maka Maka, Plaça del Mar’da bulunan bir burgerci. Yaş ortalaması 25-35 olan bu mekanın ortamına ben tek kelimeyle bayıldım! Burgerlerinin de çok başarılı olduğunu o kadar duydum ki yemeden edemedim. Güzel insanlar, rahat bir ortam, lezzetli burger ve smoothiler için Maka Maka’yı da to-do listenize alın!

Maka Maka

İşte Maka Maka’da yediğim inanılmaz burger:

Maka Maka Burger

İşte böyle… Barselona tatilimiz güzel anılarla sonlandı. Tatilimiz bu kadar mıydı? Tabi ki hayır, Barselona’nın en önemli yapıtlarından bir olan Sagrada Familia’yı gezdik. Gaudi’ye bir kez daha hayran kaldık. Sagrada Familia’nın Gaudi’den önce Francisco de Paula del Villar’e verilmiş olduğunu öğrendik ve Villar’ın çizdiği ilk planla şu anki Sagrada Familia’sı arasındaki farkı görünce baya güldük :) Eğer bazilika Gaudi’ye verilmeseydi, aşağıdaki çizimdeki gibi olacaktı ve şuan biz burayı belki de hiç bilmeyecektik!

Francisco de Paula del Villar’ın Sagrada Familia planı:

Villar's Sagrada Familla

Gaudi’nin şimdiki Sagrada Familia’sı:

Sagrada Familla

Barselona’ya gelmişken Nou Camp deneyimi yaşayalım dedik. Futbolla ilgim olmamasına rağmen, Nou Camp gezimiz çok keyifli geçti. Ben bile Messi’ye hayran oldum, öyle diyeyim :) — Buraları daha detaylı okumak istiyorsanız sizi Öykü Doğan’ın Barselona yazısına davet ediyorum.

Buradan tatilimi daha da özel ve eşsiz yaptığı için Tp’ye çok teşekkür ediyorum :) Herkese sevgiler!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Ah Lisya yazına bayıldım! Barcelona özlemim kabardı resmen ki ben Madrid’i daha çok severim normalde:) Hepsini not alıp bir sonraki Barcelona gezime dahil ediyorum!

  2. Lisya, Roma yazısıyla beni benden aldın, Barcelona yazısıyla da beni benden daha çok aldın! Resmen içim gitti, nasıl da özlemişim. Yazını okuyarak biraz özlem gidermeye çalıştım :). Tekrar gidersem de ilk işim eatwith deneyimi yaşamak olacak. Bilgi için çok sağol :).

  3. barcelona’nın bir ilginç tarafı da diktatör franco karşıtı antifaşistlerin-özellikle anarşistlerin yerleştiği kentlerden biri olmasıdır. george orwell de ispanya iç savaşı’ndaki deneyimlerini katalonya’ya selam’da anlatmış. mesela bu dönemde(1936) kafelerde bahşiş vermek yasakmış, “beyefendi”(senyor) gibi hitapların kullanılması da öyle. ayrıca orwell 115 cephede savaşmış ve boğazından vurulmuş, bunları şimdi wikipedia’da okudum kitabı okumak lazım..
    gaudi sagrada familia’yı bitiremeden ölmüş, çok dindar biriymiş o nedenle kulelerini ‘kutsal üçlü’yü temsil edecek şekilde yapmış. çalışma hala devam ediyordu diye hatırlıyorum..

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?