Almanya’nın hafızamdaki sembolleri hep klişelerden ibaretti. Acı vatan, Alamancı halaların getirdiği nescafe, Barbie bebek, Nivea krem, çikolata ve sokaklarındaki bol bol Türk… Ama Almanya hiç o imgelerden ibaret bir yer değilmiş. Bavulumu toplayıp Berlin yoluna düştüğüm an aslında “Alice Harikalar Diyarı”na yolculuk yaptığımın hiç farkında değilmişim. Buyrun efendim, son yıllarda dillerden düşmeyen Berlin gece hayatı ve mutlaka uğranması gereken eğlenceli mekanlar…

Berlin Gece Hayatından Önemli Notlar: En İyi Berlin Kulüpleri

Berghain Panaroma Berlin Gece Hayatı 

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Lisa (@lh1426) on

Gece hayatı aşıkları için adı bile yeter. Berlin’e varmadan en çok duyduğum söz şuydu, “Berghain’a girmeden Berlin gece hayatı ile tanışmış sayılmazsın.” Haklılar! Avrupa’nın en önemli tekno müzik mabedi. Eski bir trafo binası, şimdinin dans müziğinin er meydanı. Cuma gidiyoruz, gece 3’te. S-Bahn’dan inip yürüyoruz, mekanı kafada büyüttüğümüzden gördüğümüz taş yığını bize büyülü geliyor. Onca yol gitmişsiniz bir de içeri girememek var. Bugüne kadar gördüğüm en zor kapı girişi burada. Berlin’in tanınmış siması, hem fotoğrafçı hem de doorman Sven kapıda karpuz gibi insan seçiyor. Sven, dövmeli yüzü ve çarpıcı piercingleri ile bizi karşılıyor.

Girişte bir dreescode var. Katiyen Reina kapısı sanmayın burayı, ne kadar salaş ve coolsanız o kadar iyi. Sven NewYork Times’a verdiği bir röportajında şöyle diyor: “İçeride bir parti yaratıyorum. Her tarzdan biraz serpiştiriyorum. Size baktığım zaman bir hikaye görmeliyim ki içeri girebilin.” Haklı, bizde giremeyeceğiz düşüncesi ile Sven’e bakıyoruz. Önümüzdeki iki grup içeri alınmıyor, buna rağmen kimse kavga çıkarmıyor. “Ben kimi tanıyorum biliyor musun?” da demiyor! “Ok” diyip gidiyor. Bizde eminiz içeriye alınmayacağımıza. Beş dakika boyunca doormanlerin bizi uzaktan incelemesinden sonra bingo, içerdeyiz. Çantalar kontrol ediliyor, fotoğraf çekme yasağı hatırlatılıyor.

İçerideki müzik muazzam. Sabah 6’da birden panjurlar açılıyor ve içeriye beş dakikalığına gün ışığı giriyor. Kopmalar, bağırışlar. Ama öğreniyoruz ki Cuma, Panaroma kısmı açık. Berghain’ı görememişiz. “Nasıl olur” diyoruz ve Pazar günü sabah 6’da kahvaltı etmek yerine dansa gidiyoruz. Yine içeri alınıyoruz. Bir kapıdan içeri alınmak bu kadar mı mutlu eder! Berghain ve işte o dillere destan eğlencesi… Gidin, görün, ayaklarınız şişene kadar dans edin. Çıkışta sosisli yiyip, o kafayla mekanın yanındaki 1960’lardan kalma fotoğraf makinesinde de bir retro selfie’si çekin.

berghain.de/

Chalet Club Berlin Barları

chalet-3

Yurt dışında eğlence önerilerine uymak lazım. Arkadaşımın Perşembe “Chalet iyidir” önerisi doğru çıkıyor. Kreuzberg’deki mekanın girişinde “Gençler iyi misiniz?” gibi bir durum kontrolü var. Bu da Berlin’deki tüm kulüplerde hastalık: kapıda ufak çaplı tip kontrolü yapıp, potansiyel eğlenme yüzdeni kontrol etmek. Gece 3’ten sonra parti başlıyor ve sabah 12’ye kadar sürüyor, belki de daha uzun. İçeride kocaman bir bahçe var. Kamp ateşi etrafında oturuyorsunuz, arkada da DJ. Burası da savaştan kalma binalardan. İçerideki iki katta farklı DJ’ler farklı tarzda çalıyor. Bayağı salaş, biraz da öğrencilerin takıldığı bir yer gibi burası. Ama çok güzel eğleniyorsunuz orası kesin. Mekandan dışarı çıktığınızda gün aydınlanmış, Berlin’de başka bir parti ise sizi bekliyor oluyor.

chalet-berlin.de/

Sisyphos Berlin Gece Kulüpleri

Sisyphos

Burayı Beylikdüzü gibi bir yerde bulunan bir mekan olarak düşünebilirsiniz. Hatta bize yolu tarif eden biri, “Durakta inin, orası değil sanacaksınız ama orası” diyor. Tarif doğru. Bayağı geniş bir alanda olan mekan “açık hava” parti alanı. Plaj partisi atmosferinde dizayn edilmiş ve adeta bir karnavalın içine dalıyorsunuz. Eski bir bina, her tarafında street art görebilirsiniz, yalancı bir gölün etrafında da oturma yerleri var. Terk edilmiş otobüsün içinde geceden kalmış uyuklayan particilerle dolu. Biz öğlen gittik, ertesi gün çıktık desek doğrudur. Pizzanızı kemirirken dans edebilme lüksüne sahipsiniz. Üç farklı sahne var burada. Yapı şöyle: iki ayrı sahnenin dışında gündüz bile gece izlenimi veren karanlıkların arasından geçtiğiniz bir sahne daha yer alıyor. Karnavalları ile ünlü mekanda her türlü kostüm, hal ve tavırla karşılaşabilirsiniz. Dikkat, fotoğraf çekme yasağı burada da mevcut. Dinlenmek için de alanlar yapmışlar. Berlin’de partilemek yorucu biraz, buna da hazır olmanız lazım. Bir partiye girip çok eğlendiğiniz için iki gün çıkamayabilirsiniz.

sisyphos-berlin.net/

Prince Charles

PRINCECHARLES3

Ben iyi müzik de dinlemek istiyorum diyenler için ideal bir tercih olacaktır burası. Eski bir giyim fabrikası olan mekanda Lady D kokteyli mutlaka tadın. İçeride müzikten anlayan bir iki insanla da sohbet etmeden dönmeyin derim.

princecharlesberlin.com/

KitKat Club

Kitkat

“Berlin gece hayatı ile ilgili anlattıkların bana yetmedi, acayip şaşırmak istiyorum” diyorsanız mekan belli. Benim başıma geleni anlatiyim: KitKat’a girip ağzım beş karış açık kaldı, etrafı gözlemlemekten eğlenemedim, “hofff” diye de mekandan ayrıldım. KitKat’tan sonra akılda kalan sözler hep “Berlin daha ne kadar şaşırtacaksın, kuzum” oldu.

kitkatclub.org/

Watergate

W

Berghain’a giremeyen kitle hep burada. Kesin içeri girersiniz, içeride kanala karşı bir dans var ki sormayın. Gitmeden önce hangi DJ çalıyor bir bakın, acayip sürprizlerle karşılaşabilirsiniz!

water-gate.de/

İlginizi çekebilir: Özlem Karagöz’den “Eğer Gitmeyen Kaldıysa, Berlin Gezi Notları Burada!”

İlginizi çekebilir: Bülent Tunga Yılmaz’dan “Alexanderplatz ve Geçmişten Günümüze Berlin’den Sahneler”

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN