Pera, Galata Kulesi, Çukurcuma… Tarih dokulu binaların arasında gezebileceğiniz, kahve ve yemek molalarınızı yapabileceğiniz, Cihangir’e kadar uzanan keyifli bir Beyoğlu gezi rotası bulabilirsiniz bu yazıda!

Küçükken  İstanbul’a geldiğimiz zamanlarda Beyoğlu’nun ayrı bir yeri vardı. Arabanın camından Şişhane’deki binalara bakışım dün gibi aklımda. Sonra üniversite okumak için İstanbul’a yerleştim, okulun ilk günü koşa koşa İstiklal Caddesi’ne gittim ve devamı geldi.

img_1226~photo-full

Evet Beyoğlu ne yazık ki eski şaşalı günlerini yaşamıyor ama hala ara sokaklarda dolaşırken karşıma çıkan sürprizler beni inanılmaz heyecanlandırıyor. Bu sebeple kimi zaman işten izin alıp, kimi zaman da hafta sonu erken saatlerde bu ara sokakları dolaşmaya çıkıyorum. O zaman haritanızı açın ve hazırsanız yürümeye başlayın. Hiç sıkılmadan gezdiğim Pera mekanlarıyla dolu bu rotada Meşrutiyet Caddesi’nde; Büyük Londra Oteli, Pera Müzesi biraz ileride Pera Palace Hotel‘den bahsettim.

Pera Palace’ı geçince gösterişli binasıyla Soho House İstanbul ve tam karşısında İstanbul Modern Müzesi, Adahan Otel gibi güzel binaların yer aldığı yol boyunca Şişhane’ye kadar yürüyebilirsiniz. Yürürken binaların o tarih kokusunu içinize çekmeyi unutmayın.

013

Bu yol üzerinde Pera Müzesi ve İstanbul Modern Müzesi’ni gezdikten sonra biraz yorulmuş olabilirsiniz, bence yoruldunuz. :) Pera Palace Hotel’de veya Soho House içindeki The Allis Cafe’de kahve molası verip, yola devam etmek için biraz enerji toplayabilirsiniz. (Ayrı bir öneri olarak Pera Palace Hotel’de İlham Gencer’in piyanosu eşliğinde beş çayı çok keyifli oluyor. )

078

Kahve molasından sonra etraftaki binaların içerisinde kaybolabilirsiniz. Hiç tahmin etmeyeceğiniz binaların girişleri bile film sahnelerinden çıkmış kadar güzel ve tarihi dokuya sahip. Sanırım binalar içerisinde kaybolmak da acıkmak için geçerli bir sebep. Yemek için Aheste Pera veya Pera Thai ‘yi tercih edebilirsiniz.

Şişhane’ye gelip Büyük Hendek Caddesi’ne sapınca Galata Kulesi’nin en güzel manzaralarından birisi sizi karşılayacak. Galata Kulesi’ne gelince etrafta alternatif çok ama benim en çok sevdiklerim Serdar-ı Ekrem Sokak ve Tatar Beyi Sokak.

273

Serdar-ı Ekrem Sokak’ta yürüyüp Tophane’ye doğru inerken hemen sağda en güzel yapılardan birisi Kırım Kilisesi. Yokuşun başından bir sürü fotoğrafını çekip, kilisenin yanından kıvrılarak Tophane’ye varabilirsiniz. Tophane-i Amire’nin yanından da Çukurcuma’ya doğru çıkabilirsiniz.

056

Tomtom Mahallesi’nde gezinirken yol üstünde konsept mağazaların, el yapımı, özel tasarım ürünlerin satıldığı mağazaların vitrinlerine bakarak ara sokaklarda gezebilirsiniz. Bazı günler sokak üzerinde düzenlenen tasarım pazarlarını da gezmek oldukça keyifli oluyor. Yazın uğrayabileceğiniz, Tomtom Designhood‘da birbirinden güzel ürünlere bakarken “hepsini mi alsam acaba” diye içinizden geçirebilirsiniz :) Orhan Pamuk’un Masumiyet Müzesi, çocukluğumuza dair anıları veya zevkli ürünleri barındıran birçok antikacıyı da bu ara sokaklarda görebilirsiniz.

Bu kadar gezintide yine yorulmuş olabilirsiniz, o halde Çukurcuma’da kahve molası vermek isterseniz, en sevdiğimiz mekan Cuma.

Kahve molasından sonra, Çukurcuma’da yürüyüşünüz bitince ara sokakların birinden Cihangir‘e çıkabilirsiniz. Burada meşhur Asri Turşucu (Neşeli Günler filmindeki limon, sirke kavgasının yaşandığı turşucu)’da acı turşu suyunuzu içip, turşularınızı alıp evinize dönebilirsiniz.

Rotamızı tamamladığımıza göre size bir soru, turşu sirke ile mi yapılır limon ile mi? :)

İlginizi çekebilir: İrem Bali’den Loksandra Cafe

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

FAVORİ YAZILAR