Fas denilince sanırım herkesin aklına Marakeş ve Kazablanka geliyor. Marakeş karmaşık, otantik ve oldukça turistik, Kazablanka ise turistik açıdan hemen hemen hiçbir şey vadetmiyor. Hal böyle olunca insanların Fas hakkında bildikleri de sınırlı kalıyor. Halbuki Fas bunlardan çok daha fazlası. Rengarenk şehirler, Atlas Okyanusu ve Akdeniz kıyısındaki yerleşim yerleri, Sahra Çölü, Atlas Dağları, Mavi İnci denilen masal diyarı Şafşavan, Endülüs esintili saraylar ve her bir şehirde bakmaya doyamayacağınız güzellikteki kapılar Fas’ta karşılaşacağınız şeylerden bazıları. Dolayısıyla Fas’ta bir gün çölde kızgın kumlarda yürürken, bir başka gün kendinizi denizin serin sularında bulabilirsiniz.

Fas için birçok tanımlama yapılabilir ama en ön plana çıkan özelliğinin renk cümbüşü olduğunu söyleyebilirim. Bazı renkler bazı bölgelere hakim, örneğin Şafşavan’ın mavisi, Marakeş’in kırmızısı, Ouarzazate ve Ait Ben Haddou’nun çamur rengi, Merzouga çölünün sarısı, Atlas Okyanusu’nun mavisi, Kazablanka ve Asilah’ın beyazı ön plana çıkıyor. Fas’ın ikinci özelliğini ise zıtlıklar diyarı olması şeklinde açıklayabilirim. Ülkede hem karlı, buzlu tepelere, hem çöl sıcağına, serin Akdeniz sularına ve okyanusa, hem Arap ve Kuzey Afrikalı kültüre, hem de Avrupai esintili alışkanlıklara rastlayabiliyorsunuz.

Fas’a nasıl gidilir?

Bir iyi haberle başlayalım, Fas Türk vatandaşlarından vize istemiyor. Kuzey Afrika’da yer alan Fas, sıradan gezi rotalarından sıyrılmak isteyen ve hakkıyla gezmek isteyenlerin yaklaşık on gün ayırmaları gereken bir ülke. Kazablanka’ya uçuş yapılıyorsa sırasıyla Kazablanka bir (gidiş ya da dönüş günü), Rabat & Asilah bir, Fes iki, Şafşavan bir, Marakeş iki, Merzouga çöl turu üç gün şeklinde on günlük bir planlama yapılabilir. Eğer çöle gidilmek istenmiyorsa üç gün yerine o kısma bir gün Ait Ben Haddou & Ouarzazate eklenip, bir gün de Marakeş bölümü uzatılarak dokuz günlük bir plan yapılabilir. Ben 12 günlük bir gezi yaparak bu rotaya Kuzey Fas şehirleri olan Tanca ve Tetuan’ı ve Rabat’a yakın Larache’ı da ekledim. Kazablanka sonrası Rabat-Fes rotası yerine önce Marakeş’le de başlayabilirsiniz ancak planlarınız arasında bolca alışveriş ve hediyelik eşya almak varsa, bunları en uygun şekilde Marakeş’te bulabileceğiniz için tüm turu dolu bavulla gezmek yerine, Marakeş’e en son uğramanızı öneririm.

Kısa bir Fas seyahati yapacağım diyenlere ise hiç Kazablanka’ya uğramadan Marakeş uçuşu yapmaları ve bu seyahati Marakeş iki buçuk, Fes ve Şafşavan iki buçuk gün şeklinde beş gün olarak planlamalarını önerebilirim. Açıkçası beş günün altındaki bir gezi keyifsiz olabilir.

Fas’a gidilecek en güzel zaman, Nisan-Mayıs ve Eylül-Ekim ayları. Ülke, Haziran-Ağustos arasında oldukça sıcak. Aralık-Şubat arası da bizdeki kadar soğuk olmasa da kış mevsimi olacağından bu dönemde gezi planlamak mantıklı olmayabilir. Bu arada şaşırtıcı ama Fas’ta Atlas Dağları’nda kayak yapabileceğiniz iki bölge mevcut. Ülkeyi gezmenin yanı sıra denize de girmek istiyorsanız yaza giriş aylarını seçebilirsiniz.

Kazablanka

Beyaz ev manasındaki şehrin ismi çok karizmatik olsa da turistik anlamda bir tam gün ayırmaya bile gerek yok diyebilirim. Fas’ta tanıştığım yerel insanlar bu görüşün tersine Kazablanka’nın günlük yaşam anlamında birçok alternatif sunduğunu belirtseler de Fas’ta bu kadar çok güzel yer varken bu şehre bir tam gün ayırmak diğer yerlere haksızlık gibi geliyor. Eğer uçuşunuz Kazablanka üzerinden ise (İstanbul’dan Marakeş’e de direkt uçuş bulunmakta) şehre vardığınız ya da dönüş uçuşunuzdaki yarım günde şehri gezmek yeterli.

Şehrin en önemli yapısı, simgesi haline gelmiş II.Hasan Camii. Cami Atlas Okyanusu kıyısına kurulmuş, dünyanın en büyük üçüncü camisi. Minaresi ise 210 metre yüksekliğinde ve bu alanda dünyanın en yükseği. Fas halkının bağışlarıyla yapılan cami, içerisinde 25 bin, dışında ise 80 bin bin kişiyi aynı anda ağırlayabiliyor. Caminin içini gezmek için günde 4-5 defa düzenlenen 120 dirhem tutarındaki 45 dakika süren turlara katılabilirsiniz. Son tur saat 16.00’da, günün ilk turu ise saat 9.00’da oluyor. Caminin içini görmek istemezseniz yanına gidip dışında kapı önlerinde ve panaromik fotoğraflar da çekebilirsiniz. Cami dışında Atlantik kıyısında Corniche denilen kordon bölgesinde yürüyebilir, mekanlardan birine oturup okyanus manzarası izleyebilirsiniz.

Marakeş

Marakeş hakkındaki düşüncelerim karmaşık. Ben turumda son durak olarak Marakeş’e gittim. Gezdiğim tüm şehir ve yerlerden sonra genel değerlendirmemde Marakeş kendisine ilk sırada yer bulamadı. Fas’a gittiğinizde ilk rotanız Marakeş olsa muhtemelen çok daha farklı değerlendirir ve tüm karmaşanın merkezinde yer alan Marakeş’in güzelliği sizi büyüleyebilirdi. Ancak ben rahatlıkla ifade edebilirim ki Marakeş oldukça etkileyici ancak fazlasıyla turistik. En az iki, ortalama üç gün Marakeş’i gezmek ve kültürünü yaşayabilmek için ideal süre.

Detaylı bilgiye Marakeş yazımdan ulaşabilirsiniz.

Fes

Tarihte Fas’ın başkentliğini de yapmış Fes kesinlikle görülmesi gereken, ancak dikkatli olunması gereken bir şehir. Fas gezimde Faslı lokal arkadaşlarım dahil olmak üzere birkaç farklı kaynaktan Fes’in Medina bölgesi hakkında dikkatli olmam konusunda uyarı aldım. Dolayısıyla güvenlik anlamında rahat hissetmek istiyorsanız, Medina bölgesinde gezeceğiniz yerlere odaklanıp, ana sokak/caddelerden pek de ara sokaklara sapmamak yapılacak en mantıklı hareket olabilir.

Detaylı bilgiye Fes yazımdan ulaşabilirsiniz.

Rabat

Fas’ın başkenti olan Rabat gezilecek anlamda diğer şehirler kadar olmasa da temiz, düzenli ve sakin özelliğiyle ön plana çıkıyor. Gezinizde Rabat’a bir gün ayırabilirsiniz. Şehri gezerken devamlı üçerli halde dolaşan eli silahlı askerleri görürseniz şaşırmayın çünkü burası Fas Kralı’nın yaşadığı şehir.

Görülmesi gereken yerler arasındaysa Atlas Okyanusu manzaralı bir kale olan ve şehrin eski bölgesinde yer alan Kasbah of the Udayas, bu bölgeye yakın dinlendirici bir bahçe olan Endülüs Bahçesi (Andalusian Gardens), bir cami olarak inşa edilmek istenmiş ve bu yapının minaresi olarak düşünülmüş fakat daha sonra olduğu şekliyle bırakılmış bir kule olan Hassan Tower, eski kralın mezarı olan Mohammad V mozolesi, Romen ve Müslüman kültürden eski kalıntıları içeren kale duvarlarıyla çevrili Chellah‘ı sıralayabiliriz. Chellah için giriş ücreti 70 dirhem, Chellah dışındaki yerler ise ücretsiz.

Rabat’ın Medina bölgesi küçük ve diğer şehirlere kıyasla düzenli ancak içinde kayda değer alışveriş yapılacak ya da görülecek çok birşey yok. Rabat’ta parlementonun önünden geçen genişçe caddeyi en başından sonunda yer alan camiye kadar gezip dönmesi keyifli. Cadde üzerinde ve etrafında yer alan kafelerde oturup insanları ve çevreyi izlemek, sakin Rabat gününüze anlam katabilir. Bunun yanı sıra eğer akşamı Rabat’ta geçirecekseniz kesinlikle yapacağınız şey okyanus kıyısına inip gün batımını izlemek olmalı. Ayrıca birçok Rabatlı’nın da gün batımına doğru arabasını parkedip manzarayı izlediğine şahit olacaksınız. Bunun için uygun yerlerden biri, Medina kapılarından birisi olan Bab Laalou’dan çıkıp mezarlığın arasından geçerek direkt okyanus kenarına inen yaklaşık 10 dakikalık yolu yürüdüğünüzde ulaştığınız alan diyebilirim.

Şafşavan

Şafşavan, Fas’ın kuzeyinde Rif dağlarının eteğinde yer alan bir şehir. Ünlü ve görülmeye değer olmasını sağlayan özelliği ise şehrin tamamının mavi renge sahip olması.

Detaylı bilgiye Şafşavan yazımdan ulaşabilirsiniz.

Merzouga Çöl Turu, Ouarzazate ve Ait Ben Haddou

Fas’ta 3 günlük bir çöl turu satın alabilir ve tur şirketlerinin düzenlediği bu turlara katılabilirsiniz. Tek başınıza organize etmek biraz zor olmakla beraber imkansız değil, ama belirli bir süre tatil yapıyorsanız uğraşmaya değmeyebilir. Bu sebeple Marakeş veya Fes’ten başlayan ve sizi yine bu şehirlere geri getiren, ya da rotaya uygun şekilde bu iki şehirden birinden başlayıp diğerinde biten turlar mevcut. Sıklıkla olmasa da Rabat ve Kazablanka merkezli turlar da var, ben Rabat’tan başlayıp dönüşte Marakeş’te indiğim bir tur seçmiştim.

Çöl turuna dahil olan şeyler genellikle Cezayir sınırına yakın bir bölge olan ve Sahra Çölü’nde yer alan Merzouga bölgesinde geçirilen bir gün ve Merzouga ile Marakeş arasında kalan Ouarzazate ve Ait Ben Haddou şehirlerinde geçirilen bir gün şeklinde organize ediliyor, kalan kısım ise yolda geçiyor. Gezinin çöl kısmında çölde gün batımı ya da gün doğumu izleme, deve turu, kumul çöl girişinde yer alan çadırlarda ya da tek katlı motel tarzı yerlerde konaklama, kültürel çöl akşamı faaliyetleri, 4×4 araçlarla çölde gezi gibi aktiviteler yer alıyor. Hayatında hiç çöl deneyimi yaşamamış biriyseniz bu aktiviteler sizi oldukça tatmin edebilir seviyede gerçekleşiyor. Konaklanılan yerler genelde çölün kumul bölgelerine çok yakın topraksı bölgelerinde yer alırken, deve ile çöl kısmına gidip kumlu tepelerde vakit geçirebiliyorsunuz. Gece ise sıcaklığın ani düşüşüne, ateş etrafında yerel ezgiler eşliğinde bir eğlenceye ve eğlence bitiminde zifiri karanlık ve sessizlikte kaldığınız yerden gökyüzünü, yıldızları izleme şansına erişiyorsunuz. Çölü hem gün ışığında hem gece deneyimlemek benim için unutulmaz bir deneyimdi, fırsatınız varsa bu şansı kaçırmamanızı tavsiye ederim.

Ouarzazate Fas film endüstrisinin başkenti, çöl temalı filmlerin çoğu burada çekilmiş. Gladyatör, Mumya, Arabistanlı Lawrance ve ünlü Game of Thrones dizisinin bazı bölümleri bunlardan birkaçı. Şehirde sinema müzesi ve Atlas Film Stüdyoları yer alıyor. Buraları gezip film setlerini, kullanılan eşyaları ve mekanları görebilirsiniz. Ouarzazate’ın hemen dışında ise görülmeye değer Ait Ben Haddou şehri yer alıyor. Burası, çamur renkli topraktan kale ile çevrilmiş ve bir tepeye konumlanmış turistik bir şehir. Hemen yanında çamur renkli akan bir akarsu bulunmakta. Burası bana, özellikle de nehir tarafından bakıldığında, Fransa’da yer alan meşhur Saint Mont Michel’i hatırlattı.

Uzaktan bakıldığında sanki oyuncakmış gibi duran yapılar aslında içinde insanların yaşadığı ya da turistik/konaklama merkezi olarak kullanılan binalardan oluşuyor ve bu kale içi yaşam merkezlerine kasbah deniliyor. Kısacası Ait Ben Haddou sanki çamurdan yapılmış kocaman bir kasbah. Kasbah’ın içerisinde tepeye tırmandığınızda sizi aşağıda bol palmiyeli, çamur renkli güzel bir manzara bekliyor.

Çöl gezisi ve çamur renkli Ouarzazate ve Ait Ben Haddou dışında bu turlarda genelde yine çamur renkli ve kırmızımsı kayaların arasında yer alan bir kanyon olan Gorges de Todgha ve Atlas Dağları’nda bir dağ geçidi olan Tizi n’Tichka’yı da görebiliyorsunuz. Bu doğal güzelliklere şahit olmak bahsettiğim üç günlük turu iyi ki yapmışım dedirtecek cinsten. Ben gezimde bunlara ek olarak Merzouga bölgesine yakın bir şehir olan ve 350 milyon yıllık fosillerin çıktığı Erfoud’u ve bu şehirde fosilleri içeren kayalardan hediyelik eşya ya da mermer imalatı yapan bir işletmeyi, bir de bir nevi Fas’ın Isparta’sı olan, yani gül ürünleriyle ünlü olan Kalat M’gouna’yı görüp alışveriş yapma şansım oldu.  Unutulmayacak anılarımdan biri de kendi turumda günlerden beri deniz kenarında ya da mavisiyle, kırmızısıyla, beyazıyla özdeşleşen yerleri gördükten sonra, Fas’ın içlerine ilerledikçe değişen doğal yapı ve hakim olan rengin çamur rengine dönmesiydi. Örneğin Fas’ın bu kısmını görmemek ile görüp gezilen tüm yerler arasındaki tezatlığı yaşamak algı anlamında oldukça fark ediyor.

Kuzey Fas: Tanca & Tetuan

Kısıtlı zamanı olanlara önermediğim, geniş zamanlı bir Fas gezisi yapıyorsanız görülebilecek yerlerden birisi de Fas’ın kuzeyi, Akdeniz kıyıları ve buradaki Tetuan ve Tanca kenti. Tetuan Şafşavan’a yakın, dolayısıyla Şafşavan ziyareti sonrası gidilebilir. Şehirler arasında geçişler zahmetli gelirse iki günlük bir araç kiralama ile de bu bölgeyi gezebilirsiniz. Kuzey Fas turunun en kayda değer noktalarından birisi, bölgede yetişen lezzetli zeytinleri ve taze deniz ürünlerini ucuza yemek olduğunun altını çizmek istiyorum.

Detaylı bilgiye Kuzey Fas yazımdan ulaşabilirsiniz.

Fas’a Özgü…

Argan: Fas arganın anavatanı. Biz daha çok kozmetik amaçlı kullanımı biliyoruz ama yemeklik argan yağı da satılıyor. Argan yağının faydalarını her yerde okuyabilirsiniz. Argan yağının ilginç olan hikayesi ise şu: Zeytine benzeyen argan meyvesini keçiler yiyor ve daha sonra yerel halk keçi dışkısından arganın meyvesini topluyor. Bu argan meyvesinin ezilmesiyle de yağı çıkıyor. Yemeklik olanda ise bu meyve önce kavruluyormuş. Bu denli zahmetli bir üretim süreci olduğu için ve nadir bulunduğu için pahalı bir ürün. Argan’ın bir çok tipi, sertifikalısı, bio onaylısı vs bulunuyor. Dolayısıyla fiyat aralığı da bu özelliklerine göre geniş.

Deri ürünleri: Özellikle Fes’ten deri çanta veya deri ürünler alabilirsiniz. Yalnız pazarlık yapmayı sakın unutmayın, dükkanlarda turist tarifesi üç kat fazla açılıyor.

Fas mutfağını önümüzdeki yıllarda trend olarak duyarsanız şaşırmayın çünkü dünyada her 3-4 yılda bir trend haline gelen akımlardan biri olması bekleniyor. Peki Fas’ta ne yiyebilirim diye düşünüyorsanız, sizleri Fas mutfağı yazıma alabiliriz.

Fas’ta Konaklama ve Dikkat Etmeniz Gereken Diğer Hususlar

Küçük şehirlerde alışılagelmiş otel konseptinde yerler bulmak pek mümkün değil, ancak Faslıların Riad dediği içinde avlusu bulunan iki ya da üç katlı, avluya bakan odaların olduğu konaklama evleri mevcut. Riadlar içinde havuz bulunduranından en basit olanına kadar oldukça çeşitli. Dolayısıyla bütçenize uygun bir Riad bulmak mümkün. Bunun dışında Kazablanka, Rabat ve Marakeş’te otellerde de kalabilirsiniz. Marakeş’de Gueliz bölgesi birçok otele evsahipliği yapıyor. Konaklama olarak bunun dışında önereceğim husus, medina bölgelerine araç giremediği için ve karmaşık olduğu için Şafşavan haricinde medina içinde konaklama yerine, medina girişlerine yakın yerlerde kalmak daha mantıklı olacaktır.

Fas’ta iki konudan rahatsızlık duydum. İlki turisti kazıklama mevzusu. Başıma gelen bir örnekte, Ait Ben Haddou gezisinde Faslı bir kıza 70 dirhem denilen bir çantanın 5 dakika sonra ben İngilizce sorduğumda 160 dirhem fiyat çekilmesi. Dolayısıyla lokal arkadaşlarınız varsa alışveriş kısmını onların yardımıyla yapabilirsiniz. Böyle bir şansınız yoksa, utanacak sıkılacak bir durum olmadığının farkında olarak çatır çatır pazarlık yapmak. Yorucu olsa da durum bu şekilde. Tavsiye edebileceğim yöntem aynı ürün için bir kaç yere fiyat sorup ne düşüğünü baz alıp pazarlıkla onun da yarısına inmek olabilir. Benzer şekilde taksiye binecekseniz yine kazıklanmamaya dikkat edin.

İkinci rahatsızlık veren konu özellikle turistik bölgelerde ve şehirlerin medinalarında birçok insanın size yaklaşıp durduk yerde adres tarif etmeye çalışması, oradan değil buradan git deyip, göz teması yakalamaya çalışması. Olur da ne oluyor diye duraksayıp konuşmaya veya temas kurmaya çalıştığınızda peşinize takılıp bahşiş koparmaya çalışıyorlar. İlginç olanı elinizde GPS varken, göz göre göre yanlış yola sokmaya çalışmaları cabası. Mümkün olabildiğince uzak durmaya veya teklif ettiklerinde vücut dilinizle reddettiğinizi belirtmeniz. Yine de aşırıya kaçmayın derim.

Bunun dışında ben pek rahatsızlık verici olayla karşılaşmadım. Temizlik konusunda tabi ki bir Türkiye değil ancak klasik Arap ülkeleri kadar pis değil, hatta Rabat gibi bazı şehirler beklentinin ötesinde temiz. Ancak Marakeş ve Fes’in karmaşası biraz yorucu ve özellikle Marakeş’te daracık sokaklarda motorların egzoz gazını yutuyorsunuz. Yine de Avrupa dışına çıkmamış kişiler için ülke doğal olarak kirli gelebilir.

Para birimi dirhem, 2019 yılı Nisan, Mayıs itibarıyla 1 Euro 10,5 dirhem, 1 Amerikan doları 9,5 dirhem civarında. Dolar yerine Euro tüm ülkede geçiyor. Kredi kartı bazı otellerde ve restoranlarda geçmiyor, dolayısıyla yanınızda nakit taşımanızı öneririm.

Türkiye’deki telekom operatörlerinin Fas’ta  uygun ücrete paketleri maalesef bulunmuyor. Ama daha ucuz ve etkili bir yöntem mevcut. Fastaki telekom operatörlerinin (Ör: Maroc telekom) 20 dirheme kartını satın alıp, 50 dirheme de 5 gb internet ve konuşma paketini aldığınızda size 10 günde rahat yetecektir. Böylece sadece 30-40 TL’ye hat ve internet işini halledebilirsiniz. Kartlar bakkallarda bile satılıyor. Ama siz yine de indiğinizde, havaaalanında bu işi halledin derim.

 

 

 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN