Klasik Milano seyahatleri; ilk gün Duomo Meydanı, Galleria Vittoria Del Emanuale ve Castello Sforzesco’dan oluşan şehir turu ve ikinci gün Como Gölü ziyaretinden ibaret olsa da, bu şehirde yapmadan dönmemeniz gereken başka şeyler de var. Lugano Gölü ve daha fazlası bu yazıda!

Milano; bana hiç İtalya gibi hissettirmese de her gidişimde tadı damağımda kalarak döndüğüm bir şehir. Evet, çok fazla turistik sembolü yok, ama bir şehri doyulamaz yapan şey tarihi ve turistik değerleri değil sadece. Milano’da şık giyinip lüks caddelerde yürümek, alışveriş yapmak ve akşamları aperitivo ile keyiflendirmek şehri doya doya yaşamak için olmazsa olmazlardan. Daha önce iki kez yazın seyahat ettiğim Milano’ya, bu sefer sonbaharda gittim. Milano sonbahar yapraklarıyla ve yağmur altında da çok güzeldi, güneş ışığı olmayınca gösterişinden hiçbir şey kaybetmiyordu. Peki Milano’da her gidenin mutlaka yaptığı klasik aktiviteler dışında ne yapılabilir?

Da Vinci’nin Last Supper’ına ziyaret

15. yüzyıldan günümüze uzanmış Da Vinci’nin en ünlü eserlerinden biri olan Last Supper, Milano’da Santa Maria Della Grazie kilisesinin duvarına yapılmış bir fresk. Eseri sadece rehberli ve saatli düzenlenen turlar ile görebiliyorsunuz. Biletleri üç ay önceden satışa çıkıyor ve çok çabuk tükeniyor. Seyahat planlarınız önceden belliyse, biletinizi erkenden alın. Kilisenin içinde ve freskin bulunduğu odada fotoğraf çekmek yasak. Küçük bir tavsiye: Kilisenin bilet ofisinin hemen karşısında bulunan Cartoleria, kendi kartpostallarını yapan İtalyan bir amcanın dükkanı. Oradan Last Supper ve Milano kartpostalı kapmayı unutmayın.

Bilet almak için tıklayın.

Museo Novecento’dan Duomo Manzarası

Duomo’yu karşınıza alınca hemen sağınızda kalan Museo Novecento’da, İtalyan sanatçıların eserlerinin ağırlıkta olduğu kalıcı eserleri ve güncel sergileri ziyaret edebilirsiniz. Müzenin en güzel yanı ise Duomo meydanını panoramik olarak görebileceğiniz en üst katı. Burada Lucio Fontana’nın “Neon Heykeli” ardından ihtişamlı Duomo’yu fotoğraflayabilirsiniz. Müze her gün açık!

museonovecento.it/en/

Navigli’de Aperitivo

Çoğumuz hemfikirizdir, Milano yemek konusunda rakip tanımayan yerlerden. Milano’da ne yenir diye düşünenler içinse öncesinde tanıtmam gereken bir konsept var: aperitivo! Aperitivo bir İtalyan geleneği. Şehre karanlık çökünce, iş çıkışı saatinde kokteyl içmek için gidilen mekanlar açık büfe servisine başlıyor. İçkinizin parasını ödeyip tabağınızı alınca, bu sefer de mide şöleni başlıyor. İtalyan atıştırmalıkları ile dolu açık büfeden sınırsız faydalanabiliyorsunuz. Aperitivo’da ilk içkiniz Aperol Spritz olsun, adettendir.

Milano, İtalya’da aperitivonun en yaygın yapıldığı şehir. İçinden kanal geçen ve bu yüzden Milano’nun Venedik’i olarak adlandırılan Navigli’de hemen hemen tüm mekanlar akşamları aperitivo konseptine dönüyor. Gün ve mevsim fark etmeksizin, her akşam çok keyifli ve canlı oluyor Navigli. Dipnot: Yazın sivrisineklere dikkat, önlem alıp gitmekte fayda var!

İlginizi çekebilir: Ahsen Akıllılar’dan “Nottingham Forest, Milano: Dünyanın En İyi Barının Peşinde”

Bir İsviçre havası alıp gelelim: Lugano

Milano seyahatlerinin ikinci günü hep Como Gölü’ne ayrılır. İyi ki de ayrılır zira Como Gölü’nün etrafındaki Varenna ve Bellaggio kasabaları kartpostal güzelliğinde. Ancak Milano’ya tek trenle 1.5 saat uzaklıktaki Lugano da kesinlikle görülmesi gereken yerlerden. Lugano Gölü’nün büyük bir kısmı İsviçre sınırlarına ait olsa da yereller çoğunlukla İtalyanca konuşuyor; ama tüm kasabada İsviçre medeniliğini ve zenginliğini hissediyorsunuz. Hem Euro hem İsviçre Frank’ı kullanabilirsiniz. Lugano gölü de arkasında uzanan Alpler ile, en az Como kadar güzel. Hele benim gittiğim sonbaharda seyretmeye doyamadığım bir güzellikteydi…

Milano seyahat planlarınıza bunları da eklemeyi unutmayın! İyi eğlenceler.

İlginizi çekebilir: Neşem Çelikkaya’dan “İtalya’nın En Güzel Grisi: Milano”

İlginizi çekebilir: Signorinarchitetto’dan “Eski Bir Milanesi’den Mini Milano Rehberi”

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN