“Türkiye’den başka nerede yaşayabiliriz?” diye araştırıp, farklı bir ülkede yeni bir hayat kurabilmek için heyecanlanırken bir yandan geçmişimiz bizi burada tutuyor. theMagger’ın sevilen röportaj dizisi “Yurt Dışına Yaşamak” ise buna cesaret etmiş ve bunu başarmış olanların hikayelerini anlatıyor. Bu haftaki konuğumuz, Münih’ten Gonca Arı… Röportajın devamındaki lokal önerilerini mutlaka not alın, keyifli okumalar! 

_Sevgili Gonca, öncelikle seni daha yakından tanıyabilir miyiz?

Merhaba! Ben Gonca. Doğma büyüme Artvinli’yim. Üniversite eğitimi için Ankara’ya gelip lisans eğitimini Başkent Üniversitesi, master eğitimini Hacettepe Üniversitesi’nde tamamlamış bir çocuk fizyoterapistiyim. Beş yıl önce Avrupa Birliği projesiyle Almanya’ya geldim ve şu an Münih’te çocuk fizyoterapisti olarak çalışıyorum.
Seyahat, sinema, dizi, müzik, spor ve yemek olmazsa olmazlarım. Fırsat buldukça seyahat ediyorum. Part time Netflix seyircisiyim. :) Sık sık konsere gitmeyi seviyorum. Düzenli spor yapmaya ve kitap okumaya özen gösteriyorum. Değişik mekanlar ve lezzetler denemeyi severim.

_Ne zaman Münih’e taşındın? Nasıl gelişti süreç, kısaca bahsedebilir misin?

Eylül 2014’te Münih’e taşındım. Avrupa Birliği projesiyle geldiğim Almanya’da kalmaya karar verince, Münih’te başka bir proje bularak Münih’e taşındım. Bu projeye paralel olarak, Münih’te kalmam için neler gerekli onları araştırdım. Çalışma izni için; yeterli derecede Almancaya, diploma denkliğine ve tabii ki iş teklifine ihtiyacım vardı. İlk olarak gerekli dil sınavını verdikten sonra denklik için gereken işlemlere başladım. Sanırım en zoru ve en uzun süren kısmı denklik süreciydi. Öncelikle şunu söylemem lazım ki ben bu sürece başlarken çalıştığım işyerinden tutun yabancılar şubesindeki görevlilere kadar herkes tam denklik alamayacağımı, Münih’in bu anlamda çok katı olduğunu, Türkiye’nin AB ülkesi olmaması sebebiyle tam denkliğin kısaca imkansız olduğunu bir yüz kere söylediler. Gerek evrakların Türkiye’den temini, gerek çevirisi, gerek diğer tüm büyüklü küçüklü zorluklar hem zaman aldı hem de maliyetli oldu. Uzun süren bürokrasi işlemlerinin ardından tam denklik aldım. Münih’te proje kapsamında çalıştığım yerden de iş teklifi alınca çalışma iznine başvurdum. Yabancılar şubesi Fizyoterapi mesleğinin, aranan meslekler listesinde olmadığı için çalışma izninin çıkmasının çok zor olduğunu söyledi. Sancılı bekleyişin ardından çalışma ve oturma iznim çıktı.

_Memnun musun Münih’te yaşamaktan? Neler yapıyorsun orada? 

Münih’in de her şehrin olduğu gibi artıları ve eksileri var. Artıları çok güvenli, düzenli ve doğayla iç içe bir şehir olması. Şehrin ortasında şehrin üçte biri büyüklüğünde çok büyük bir park var. Denizi olmasa da içinden nehir geçen, etrafı göllerle dolu Bavyera’nın başkenti… Alpler’e ve İtalya’ya yakınlığı sebebiyle, Alpler’de kışın kayak yapmayı sevenlere, baharda doğa kampları ve yürüyüş yapmak isteyenlere, yazın ise tatili İtalya’da tercih edenler için çok ideal bir şehir.

Eksileri ise çok ama çok pahalı bir şehir olması. Ev kiraları başta olmak üzere her şey diğer Almanya şehirlerine göre açık ara pahalı. Almanya’nın her ne kadar güneyi olsa da yine Avrupa iklimi hakim, yani soğuk… Yerel yemekleri -özür dilerek söylüyorum ki- tek kelime ile korkunç! Neyse ki yakınlığı nedeniyle hakim olan ikinci mutfak İtalya mutfağı… Aşırı düzenli ve kuralları olan bir şehir oluşuna eksilerde de yer vericem!

Başta da söylediğim gibi çocuk fizyoterapisti olarak çalışıyorum.

_İlk zamanlar biraz zor oluyor diyorlar. Taşındığın ilk zamanları anlatabilir misin? Yepyeni bir yere taşınmak, yeni insanlar tanımak çok hızlı olmuyordur… 

Kesinlikle kolay değil.. Her şeyin yeni olması (ülke, dil, ev, iş, arkadaş, yemek vs.) ve bir başınıza olmanız başlı başına bir adaptasyon süreci.. Bu süreç kişiden kişi ve tabii ki koşullara göre değişir. İnsan sevdiklerinizi özlüyor ama yalnız olmayı da sosyalleşmek kadar normal algılıyorum. Unutmamak lazım ki, sizin gitmiş olduğunuz yere sizin gibi gelen birçok kişi var, her ne kadar yalnız olduğunuzu düşünseniz de aslında değilsiniz. Başlarda tabii ki zorluklar yaşadım ama çok güzel dostluklarım, çok güzel anılarım oldu.. Onun dışında gitmeden, daha önce oraya gitmiş veya orada yaşayan/çalışan insanlarla iletişime geçmek bir ön bilgi veriyor. Araştırmak sormak işinizi kolaylaştıracaktır.  Bir şey daha eklemek isterim ki çok daha fazla yalnız seyahat eden insan olduğu gibi farklı şehirlerde farklı süreliğine iş ve eğitim amaçlı şehir değiştiren kesim var ve bu kesime yönelik çok sayıda aktivite bulmak mümkün.

_Türkiye’yi özlüyor musun? Özlüyorsan hangi yönlerini özlüyorsun veya hangi yönlerini hiç özlemiyorsun?

Bazen özlüyorum. En çok ailemi, arkadaşlarımı ve Türk yemeklerini özlüyorum. Bu özlemlerimi Türkiye’ye yaptığım ziyaretlerle gideriyorum. Onun dışında yanında olmak gibi olmasa da teknoloji sayesinde artık sevdiklerimizi görmek, seslerini duymak bir telefon uzağımızda. Yemek konusuna gelince Almanya’nın birçok yerinde olduğu gibi Münih’te de çok sayıda Türk marketi ve Türk mutfağı sunan işletme bulmak mümkün.

_Yurt dışında yaşamanın, başka bir kültür deneyimlemenin birey olarak avantajları ve dezavantajları neler sence?

Öncelikle dünyanın neresine giderseniz gidin, ne kadar süreliğine giderseniz gidin başka kültürleri deneyimlemek size muhakkak bir şeyler katacak ve öğretecektir. Yeni yerler gördüğünüz gibi yeni şeyler tadacak, yeni insanlarla tanışacak hatta kendinizi daha iyi tanıyacaksınız. Başka insanların kültürlerini, inanışlarını ve yaşam şekillerini tanıma fırsatınız olduğu gibi buna saygı duymanın önemini fark edeceksiniz. Tüm bu öğrendiriniz şeyler sizi, sizin hayata bakış açınızı değiştirirken çevrenizindeki hayatlarda da küçük değişimler yaratabiliyorsunuz. Kendi ayaklarınız üzerinde durmayı, kendi başına kararlar ve sorumluluk almayı öğreniyorsunuz. Dilinizi geliştirebilir hatta yeni bir öğrenebilirsiniz. Dezavantaj olarak Türkiye’deki sevdiklerinizin özel günlerinde yanında olamamak diyebilirim. Sevdiklerinizle bu tarz paylaşımlarınız ister istemez azalıyor. Acil durumlarda atlayıp gitmek ülkeler arası şehirler arasına kıyasla tabii ki de bir tık daha zor.

_Peki Türkiye dışında yaşamak sana neler öğretti? 

Tam olmasa da Almanca -kendimi henüz tam öğrenmiş saymıyorum-… Başta Almanya’nın olmak üzere bir çok ülkenin kültürünü ve yaşam şekillerini.. Diğer toplumların Türkiye’ye ve Türk insanına nasıl baktığını… Önyargıları, bunlarla başa çıkmayı, kendine güvenmeyi ve inanmayı… İnsanları dil, din, ırk, cinsiyet farkı ayırmaksızın kabul etmeyi ve saygı duymayı… Ailenin ve arkadaşlarının değerini ve yaz yaz bitmeyen birçok diğer şeyi öğretti.

_Gonca, yurt dışında yaşayan bir Türk olarak, Türkiye’den haberlere nasıl tepkiler veriyorsun?

Uluslararası basına düşen haberler genelde hayret uyandırıyor. Türkiye ve Türkiye’de yaşayan herkes için daha çok demokrasi, çağdaş ve refah düzeyi yüksek yakın bir gelecek diliyorum.

_Münih’ten bize birkaç lokal öneride bulunabilir misin? 

Tabii ki! En sevdiğim kısma geldik. Tüm turistik yerlere ek olarak Englischer Garten’da veya Isar kenarında hatta Olympiapark’ta yürüyüş yapabilir veya bisiklet sürebilir, dilerseniz mola verebilir ve yorgunluğunuzu atabilirsiniz. Geldiğiniz süreye ve yapmak istediklerinize göre değişkenlik gösterse de hava şartları uygunsa en azından bir gün bisiklet kiralamanızı tavsiye ederim. Yine yeterli gününüz varsa ve doğayı seviyorsanız Sbahn’larla yakın göllere gidebilirsiniz.
Geldiğiniz tarihlerde Oktoberfest, Frühlingsfest, Tollwood, Streetfest, Maerchenpazar ve Flohmarktlar’dan birine denk geliyorsanız mutlaka ziyaret edin. Münih’te ne yiyelim, ne içelim derseniz –>
Hofbräuhaus: Alman yemekleri ve birasi için.. Ben sadece Käsespäzle önerebilirim. Aynı zamanda hediyelik eşya da çıkar.
Losteria: Pizza için mutlaka gidilmeli! Pizzaları çok büyük! Ayrıca pizzanın bir yarısını farklı, diğer yarısını farklı söyleyebiliyorsunuz. Tek bir pizza söyleyip iki farklı pizza deneyebilirsiniz.
Pepe Negro: Bir tık daha iyi İtalyan mutfağı. Pizzası dışında deniz ürünleri ve makarnaları da iyidir.
Ruff’s Burger: En iyi hamburgercilerden.
Hungriges Herz: Kahvaltı için ideal.
Man Versus Machine Cofee Roasters ve Cafe Bla: İyi bir kahve için.
Occam Deli, Cotidiano, Aroma Kafeebar diğer alternatif cafeler…
Onun dışında hipster bölgesi olan Sendlinger Tor ve Frauenhofer’da çok şık cafeler, barlar bulmak mümkün. Yine Universität öğrenci ve hipster bölgesi… Münchener Freiheit da bir seçenek.  Daha fazla öneri için geldiğinizde sormanız yeterli. :) Utanmayın!
Pazarları ve her resmi tatilde tüm alışveriş merkezleri, mağazalar ve marketler tüm gün kapalı eğer resmi tatil değilse her pazar birçok müze 1 Euro. Pazar burdaysanız programınızı ona göre yapın. Nakit paranız muhakkak olsun. Toplu taşımalar için bilet alın ve aldığınız bileti basın!

_Gonca son olarak, yurt dışında yaşamak isteyen ama buna cesaret edemeyen kişilere birkaç tavsiyede bulunabilir misin?

Yeniliğe, denemeye açık olsunlar. Korkmasınlar, eğer gerçekten istiyorlarsa ilk zorlukta vazgeçmesinler. Yurtdışında yaşamak herkese göre olmayabilir, hiçbir şey kaybetmezler aksine çok büyük bir tecrübe olacağını unutmasınlar! Bir kapı kapanır, diğeri açılır. Edinmiş oldukları bu tecrübe hayatlarının birçok yerinde onları farklı kılacaktır. Kendilerini geliştirsinler, bol bol gezip görsünler. Herkese bol şans!
Çok teşekkür ederiz Gonca!
İlginizi çekebilir: Yurt Dışında Yaşamak: Aslı Yüksel ve Viyana
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. hayallerin ve gerçeklerin aynı olduğu bir dünyada yaşayabilmek dileğiyle…

  2. çok ilham verici bir hikaye,hemşehrimle gurur duydum!

FAVORİ YAZILAR