Paris deyince ilk akla gelen aşk olsa da çok daha fazlası var bu şehrin derinlerinde, sokaklarında, restoranlarında…

Hakkında yazılacak, anlatılacak o kadar çok şey varken ben 5 günlük Paris seyahatimizin ardından kısaca yeme-içme duraklarından söz etmek istiyorum. Yolunuz düşerse mutlaka uğrayın diyeceğim yerlerin yanı sıra lütfen dolduruşa gelip gitmekten kaçının diyeceğim yerler de olacak. Tabii ki son karar yine sizin :)

Paris’in düzgün bir bölgesinde güzel bir otelde konaklamayı tercih ettiğiniz zaman fiyatların bir hayli yüksek olduğunu belirtmek isterim. Biz buna alternatif olarak 4 kişi bir ev kiralamayı tercih ettik ve evimize ulaştığımızda ne kadar doğru bir karar vermiş olduğumuzu fark ettik. Seçmiş olduğumuz evin fiziksel özellikleri, fiyatı ve konumu itibari ile gerçekten çok başarılı olduğunu söyleyebilirim. Paris’in diğer Avrupa şehirlerine oranla daha pahalı olduğunu da göz önünde bulundurarak eğer bu seyahate çok yüksek bütçelerle çıkmıyorsanız konaklama olarak ev alternatiflerini değerlendirmenizi öneririm.

Paris’e vardığımızda bavullarımızı eve, kendimizi sokağa atmamız bir oldu. Paris’te ilk öğle yemeğimizi yemek için hemen yan sokağımızda bulunan yaklaşık 200 küsür yıllık esnaf lokantası olan Bouillon Chartier’i tercih ettik.

IMG_2512

Gitmeden önce bu restoran hakkında çok güzel yorumlar okumama rağmen bizim için biraz hayal kırıklığı olduğunu söyleyebilirim. Restoran ambiyans olarak gerçekten çok güzel. Yemek kokularıyla iç içe geçmiş bir tarih kokusu soluyorsunuz restorana girdiğiniz andan itibaren. Fakat bahsettiğim hayal kırıklığı yemeklerin lezzetiyle ilgili. Belki beklentilerin çok yüksek olmasından da kaynaklanıyor olabilir. Ördek ve salyangozu yenilebilir güzellikte olsa da masaya gelen etlerin sertliği restoranın lezzet ortalamasını düşürebilecek cinsten. Fiyatların makul olduğu bu esnaf lokantası en azından ambiyansı için bir öğle yemeğinde tercih edilebilir. Belki de etler bizim şanssızlığımızdı, kim bilir!

IMG_2513

Havanın da güzel oluşunu fırsat bilip yemek sonrası kendimizi Paris sokaklarına bıraktık. Bir sonraki durağımız Champs-Élysées Ladurée oldu. Ne kadar Parisienne edasıyla dolaşmaya çalışsak da nihayetinde turistiz :) Tatlılarımızı Ladurée’nin cafesinde otururak yemeyi tercih etsek de makaronlar servis edilmediği için o malum emekli kuyruğundan hallice kuyrukta kendimizi buluyoruz.

IMG_2528

 

IMG_2519

Gerek tatlıları gerek makaronları son derece başarılı fakat tavsiyem makaronları hediye alternatifi olarak değerlendirmemenizden yana çünkü ertesi güne kalınca aynı lezzeti bulamıyorsunuz, çok çabuk bayatlıyorlar.

Bir de eğer eclair seviyorsanız L’eclair de Genie için mutlaka yolunuzdan sapın. Pişman olmayacağınıza eminim.

IMG_2673

Passion Fruit, nam-ı diğer çarkıfelek meyvesi hastası biri olarak benim favorim tabiiki eclair with passion fruit fakat hepsi birbirinden lezzetli emin olabilirsiniz.

IMG_2677

Akşam yemeği için L’Entrecote’nin kapısının önündeki sıra gözünüzü korkutmasın aksine içeri girip o muhteşem soslu etin tadına bakabilmeniz için cesaretlendirsin. Sonucun beklediğiniz sıraya değdiğini gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Masaya oturduğunuz zaman sizi herhangi bir yemek menüsü karşılamıyor. Tek seçeneğiniz olan Café de Paris soslu etin derecesi dışında yemek konusunda tercih seçeneğiniz yok. Şarap ve tatlı menüsü isteğiniz doğrultusunda masaya getiriliyor. Et için yanlış hatırlamıyorsam 26 Euro gibi fix bir fiyat uygulanıyor. Tabağınıza konan birkaç parça bonfile ve patates kızartmasını görünce doymayacağınız hissine kapılsanız da telaşlanmayın çünkü porsiyonun devamı geliyor. Şarapların şişesi ortalama 29 Euro civarında ve tatlı fiyatları da gayet uygun.

relais1

Akşam yemeği için bir başka durağımız son günlerde Paris’in hit restoranlarından biri olarak adından söz ettiren Bones. Karaköy kafelerini anımsatacak şekilde dekore edilmiş bu restorana rezervasyon yaptırmadan gidebilmek pek mümkün değil. Restorana adım attığınız andan itibaren kendinizi tam bir Parisienne gibi hissediyorsunuz. Samimi ve sıcak atmosferi çalışanlarıyla beraber sizi sarıyor. 4-5 course’den oluşan degustasyon menüsü uygulanıyor. Tabaklar ve porsiyonlar fine-dining tarzında hazırlanıp sunuluyor. Kişi başı içki hariç 55 Euro ödüyorsunuz fakat gecenin sonunda tadı damağınızda kalan pek bir şey olmuyor. Lezzet olarak sizi uçurmuyor aksine hayal kırıklığı yaşatabiliyor. Benden söylemesi!

IMG_2781

Montmartre’de bulunan La Buvette Gastrotheque Paris havasını soluyabileceğiniz ve enfes yiyeceklerin tadına bakıp kahvaltınızı yapabileceğiniz çok keyifli bir Paris kafesi. 4 kişi ortalama 80 Euro civarında hesap ödüyorsunuz.

IMG_2989

IMG_2992

Kahvaltı için bir diğer adres de aslında bir ekmek fırını olarak doğan ve ismi de taze, günlük ekmek anlamına gelen Le Pain Quotidien. İstanbul’da da birçok şubesi bulunan Le Pain Quotidien tamamen organik  ve birbirinden lezzetli ürünler sunuyor.

IMG_3058

Akşamüstü şarap peynir tadımı yapmak için kendimizi Monsieur Henri’de buluyoruz. Bu sempatik şarap barı akşam saatlerinde hıncahınç dolu oluyor. Burada değişik Fransız şaraplarını yudumlarken Fransız peynirlerinin de tadına bakma imkanımız oldu. Çok da güzel oldu!

IMG_3049

Bu arada Monsieur Henri’ye giderken yol üstünde bir de Vegan Burger yapan bir kafe vardı. Benim gibi etobur bir insanın pek tercihi olmasa da vejeteryan ya da vegan arkadaşlarım için biçilmiş kaftan olacağını düşündüğüm için ismini fotoğraflayıp not etmeyi ihmal etmedim. Dışarıdan bakınca  hoş ve tercih edilen bir yer izlenimi yaratsa da gitmeden önce belki internetten araştırıp fikir edinebilirsiniz.

IMG_3038

Paris’te bir öğle ya da akşam yemeğiniz için L’escargot Montorgueil’e vakit ayırabilirsiniz. Biz uçağa gitmeden önce son bir Paris turu yapalım derken soğan çorbasının tadına bakmayı atladığımızı fark edip bu güzel Fransız restoranına daldık. Soğan çorbası, salyangozu, salatası, antrikotu, tatlısı her şeyi bu kadar mı lezzetli olur? Olurmuş! Üstelik gelen hesap da Paris için oldukça makul. Bir sonraki Paris seyahatimde gözüm kapalı uğrayacağım restoranların başında geliyor.

Europe-LeBeatBespoke-April-2012-011

Artık fazla turistik olsa da birbirinden güzel soslu midyeleri sırf bu sebeple es geçmeyin. Turistik olmasına aldanmadan oturun masanıza, siparişinizi verin ve buz gibi bir bira eşliğinde Chez Leon’da midyeleri midenize indirin. Bunu bir öğlen kaçamağı olarak yapabilirsiniz. Tam da bizim yaptığımız gibi.

IMG_3025

Ne yemekle doyabiliyorsunuz bu şehirde ne de  anlatmakla bitirebiliyorsunuz. Hep bir şeylerin tadının damağınızda kaldığı şehir Paris. Arkanızda bıraktığınız, en kısa zamanda tekrar görebilmek adına dönmek için can attığınız şehir Paris!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Merhaba gizem hanım 4 kişiyiz bir türlü kalacak yer konusunda karar veremedik rica etsem kaldığınız yerin ismini paylaşabilirmisiniz

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x

Newsletter'a üye olmadınız mı?