Paris. En klasik, en vazgeçilmez şehir. “Artık başka yerler gezeceğim.” diyorum, yine Paris’in geniş caddelerinde, yüzüncü kez yaptığım Seine Nehri gezisinde, her gittiğimde deniz mahsullerini yemeden geçemediğim Leon’da buluyorum kendimi. Bir akşam bakıyorum ki L’Entrecote (Cafe de Paris)’in girişinde o eşsiz et ve kızarmış patatesi yemek için sıra beklıyorum. Kopamıyorum, kopmak da istemiyorum.

Yazıya başlamadan önce Paris’ten birkaç kare için aşağıdaki galerideki fotoğraflara göz atmanızı öneririm:

Paris’te Nerelere gidilir? Paris’te Ne Yapılır?

* İlk gidildiğinde bir Champs Elysées görülür, Opera’ya gidilir. Turistiz, sonuçta.

* Louvre ve D’Orsay Müzeleri görülmeden olmaz. Aman her bir eser de gereğinden çok vakit harcarsanız, günlerinizi müzede geçirebilirsiniz.

* Eiffel Kulesi’ni görmek lazım. Zaten o kadar yüksek ki, istemeseniz de o sizi buluyor. Hatta çok kuyruk yoksa, en tepesine kadar çıkın. Paris’e tekrar aşık olacaksınız.

* Saint Germain’de saatler geçirmeden ve köşedeki Cafe deFlore veya Cafe deux Magots kafelerinden birinde oturup, önünüzden geçen şık Parisinne kadınları izlemeden Paris görülmüş olmaz. Croque Madame yiyin, çok tipik ama çok lezzetli.

* Saint Germain’e gitmişken Pierre Herme’ye uğrayıp makaron yiyin. O soft renkleri gördüğünüz zamanki alacağınız pozitiflik için bile oraya uğramak lazım. Dillere destan makaronlar için biraz sıra bekleyebilirsiniz ama değer. Benim için de bir vanilyalı sipariş edin.

* Sacre Coeur’e çıkın. Merdivenlere oturup, o muhteşem manzaranın keyfini çıkarın. Sacre Coeur’den Montmartre’a geçin. Montmartre bir sanat meydanı. Sanatçı olmamama rağmen, kendimi buluyorum orada. Saatlerce oturmak istiyorum. Siz de isteyeceksiniz. Meydandaki ressamlara portrenizi çizdirin.

* Le Marais‘e gitmek lazım. Çoğunlukla Fransız Yahudileri’nin yaşadığı bu şirin semte pazar öğlen-akşamüstü gitmek en mantıklısı. Paris sokaklarının en boş olduğu gün olan Pazar günününde Le Marais capcanlı oluyor! Marais’de alışveriş için birçok butik var, ancak fiyatlar biraz el yakıyor.

theMagger’da Lisya’nın bir başka Paris yazısı…

Paris’te Nerelerde, ne yenir?

* Cool bir mekan: Akşam Montmartre’de Les Refus des Fondus’de (Tel: 01 42 55 22 65, 17 rue des Trois Frères, 18e, metro Abbesses or Anvers) fondü yiyin. Dikkat burası küçücük bir yer, uzun iki sıra masa var ve herkes yanyana yiyor. Çok enteresan bir mekân, müşterilerden biri durup dururken şarkı söyleyebiliyor, tipexle duvarlara adınızı ve yazmak istediğiniz herhangi bir şeyi yazabiliyorsunuz. Daha da enteresanı: Şaraplar, bebek biberonunda geliyor! Kapıda kuyruk olabilir, bekleyin. Çok keyifli bir yer!

* Paris’te tatlı krizlerini en iyi şekilde bastıracak bir mekân: Rue Royal’i gezin. La Durée’de bir kez daha makaron yiyin. Öğününüzü milföy ve eklerle tamamlayın. La Durée’nin klasik ve kibar havasına aşığım ben. İstanbul’da da La Durée var diyebilirsiniz; Rue Royal’deki çok farklı…

* Fransız yemeği deneyimlemek istiyorsanız. Citrus Etoile’i kesinlikle tavsiye ediyorum. Fiyatlar biraz yüksek ama restoranın şıklığı ve yemeklerin lezzetine oranla hesaba takılmıyorsunuz. (6 rue Arsène Houssaye)

* Gece şıklığını yaşatacak bir mekan: Kendinizi La Société’de şık bir akşam yemeğiyle ödüllendirin. Çok şık bir yer; bayanlar topuklularını; erkekler gömleklerini unutmasın! (Tel: 01 53 63 60 60, 4 plus Saint Germain)

* Deniz mahsulleri sarayı: Biraz klasik olacak ama Leon‘a uğramalısınız. Leon’un kendi ait bir deniz kokusu vardır. Bu koku restorana ilk girildiğinde garipsenebilir, ama devam edin. Çünkü muhteşem bir ıstakoz ve istiridye deneyimi sizi Leon’da bekliyor olacak.

Paris’te Kitap: Shakespeare and Co

Paris’e gidip de Shakespeare and Co’yu ziyaret etmeden geri dönmeyin. Detaylar mı? Gülfem’in theMagger için yazdığı Shakespeare and Co yazısında…

Paris’te Ulaşım

Paris’te taksi bulmak zor değil, fakat metro o kadar her tarafa gidiyor ki kullanımı çok yaygın. Metro kullanacaksanız, otelinizi de ona göre seçin. Oteliniz bir metro durağına yakın olsun. Bu Paris’te ulaşımınızı inanılmaz kolaylaştırır.

Paris’te Romantizm

“O yağmurlu Paris akşamüstlerinden birinde öpüşmemişseniz, hayatınızda hiç öpüşmediniz demektir.” Woody Allen

* Yukarda bahsettiğim gibi Sacre Coeur’e giderken yanınıza bir şişe şarap götürün. Akşam merdivenlerde o müthiş Paris manzarasının karşısında şarap içmek dünyanın en romantik deneyimi olabilir. Bu manzarada mum ışığı romantizmine ihtiyaç yok.

* Jardin du Palais Royal: Royal Sarayının Bahçesi: Romantik uzun bir yürüyüş yapabileceğiniz, şehrin içinde olup yeşilliklerden dolayı kendinizi cennette gibi hissedebileceğiniz bir yer. Bu bahçe, Royal Sarayı binalarının arasında kaldığı için gizemli, bahçenin izole bir yerde oluşundan çok sessiz bir atmosfere sahip. Elele yürümek bile yapabileceğiniz en romantik aksiyon gibi geliyor bu bahçede. Etrafta minik dükkanlar ve şirin caféler var. Ama bunlar bahçenin sessizliğini ve huzurunu asla bozmuyor, merak etmeyin. (142 Galerie de Valois, 1er, Louvre/Tuileries)

* Pont des Arts Institut de France ile Louvre Binası’nı bağlayan Seine nehri üzerinde tahta bir köprü var. Buraya gidin ve elinizde şarabınızla güneşin batışını seyredin. Eiffel Kulesi’nin de çok yakından gözüktüğü muhteşem bir Paris manzarasını deneyimleyeceksiniz. Bir ortam daha ne kadar romantik olabilir ki?

*Başka yerler yok mu tabii ki var? theMagger’da bu yazıyı yeni bir tab’de açın, Paris City Guide’ımı bitirdikten sonra okumaya devam edin. 

Paris’teyken bilmeniz gereken birkaç kelime

* Combien ça coute? (Kombien sa kut) : Bu ne kadar?

* Comme belle etes vous? (Kom bel etez vuz) : Ne kadar güzelsiniz?

* Je t’aime! (Jö temm) : Seni seviyorum!

* Je t’adore! (Jö tador) : Sana tapıyorum!

* Bonne nuit mon cher : (Bon nüi mon ser) İyi geceler sevgilim

* Veux-tu m’epouser?!! (Vö tü mepuse) Benimle evlenir misin?!!

* Qui (Vi) : Evet :)

Paris Hakkında Kitaplar ve Filmler

Film: 

* Two Days in Paris, Paris’te iki gün. Oyuncular: Adam Golberg, Julie Delpy

* Paris, Je T’aime, Paris, seni seviyorum. Oyuncular: Florence Muller, Bruno Podalydes, Steve Buscemi

Kitap & Guide:

* The Belly of Paris – Paris Yıldızı by Emile Zola

* Paris Şehir Rehberi – Kitapevlerinde bulabilirsiniz.

Paristeyken ipod’unuzda olması gereken “chanson”lar:

* I love Paris by Frank Sinatra

* Paris in the Rain by Alcazar Moonlight over Paris by Williams Vanessa

theMagger’da Paris hakkında başka detaylı bir yazımı okumak için burayı tık tık!

Fotoğraflar: Lisya Kalma

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?