Fatih Merter ve Saklı Senfoni hakkında merak edilenler…

Fotoğraf ile olan yolculuğunuz dedenizin size hediye ettiği fotoğraf makinesi ile başlamış. Bize bu süreci, sizdeki hikayesini anlatabilir misiniz?

Yaklaşık yirmi yıl önce dedem bana pentax spotmatik II markalı fotoğraf makinasını hediye etti. Daha öncesinde uzun bir dönem analog çekme konusunda beni yetiştirdi ve hazır olduğumda da verdi.

İlk çektiğiniz fotoğrafı hatırlıyor musunuz?

İlk çektiğim fotoğraf macro (yakın çekim) aslanağzı isimli bitkiydi. Ve bayağı da kötü çekmiştim.

Fotoğraf çekmek sizin için bir yaşam biçimi midir? Bir tutku mudur? Yoksa kendinizi ifade etme biçimi midir?

Benim için bir rehabilitasyon, bir rahatlamadır. Hayal gücümü karelere dökmek için bir araçtır. Ailemden sonraki en büyük tutkumdur.

Sizi bir fotoğrafı çekmeye iten sebepler nelerdir?

Ben fotoğraf çekmeden önce, ilk etapta onu yaşarım. Bakarım, onunla bağdaşırım. Kafamdaki hayalin hangi parçasını oluşturacağını sentezlerim ve o şekilde gelişir.

‘Saklı Senfoni‘ ismi nasıl oluştu?

‘Saklı Senfoni’ ismi yazar ve fotoğrafçı olan çok değerli dostum Merih Akoğul tarafından eserlerimle bağdaştırıldı. İsim babası odur. Saklı senfoni, zihnimdeki yaratılmış gizemli İstanbul’u, bir orkestra yöneten maestro gibi farklı zaman ve mekanları şiirsel bir dille birçok teknik kullanarak birleştirmemden doğmuş bir isimdir.

Bugüne kadar yaptığınız çalışmalardan sizi en çok etkileyenler hangileri?

Birçok şehri çektim ama eski İstanbul’un her karesi beni her seferinde çok etkiliyor.

Dedenizin sizin üzerinizde çok büyük bir etkisi var gibi görünüyor. Yepyeni bir dünyaya açılmanıza yardım etmiş, onunla geçirdiğiniz çoçukluk günlerinden, paylaşımlarınızdan bahsedebilir misiniz?

Çok mutlu ve güzel bir çocukluk geçirdim. Beni en çok şımartan kişi de her zaman dedem oldu. Her istediğimi yaptı ve aldı. O günden bu güne öğrettiği bu fotoğrafçılık sanatı her deklanşöre bastığımda beni kendine daha çok bağlayan ve beni mutlu eden bir araç oldu.

Unutamadığınız bir fotoğraf anınız var mıdır?

Venedik’te gecenin üçünde bir sıçanın peşinden yarım saat boyunca düzgün bir kare için koştum. Hiçbir sonuç alamadan otele geri döndüm.

Türkiye’ de fotoğraf sanatını nasıl değerlendiriyorsunuz? 

Türkiye’de çok değerli fotoğraf sanatçıları var. Fakat; Türkiye’de fotoğraf sanatına gösterilen değerinin, Avrupa’nın çok gerisinde olduğu kanaatindeyim.  Artıları; sokağa çıktığınız her saniye çekebileceğiniz bir konunun olması. Eksileri ise; eline her digital kamera alanın fotoğrafçı olması.

Size ilham veren, çalışmalarını takip ettiğiniz meslektaşlarınız var mıdır?

Bana ilham veren kişi, Ara Güler’dir.

Çektiğiniz fotoğraflar ile değiştirdiğiniz bir şeyler olduğuna inanıyor musunuz?

İnsanlara hayal güçlerini zorlayıp, farklı bir dünyaya götürdüğüme inanıyorum.

Fotoğraflar: Fatih Merter

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x
Newsletter'a üye olmadınız mı?