Moda dünyasının en büyük isimlerinden Azzedine Alaïa 77 yaşında hayatını kaybetti. Efsanevi tasarımları ile mirası sonsuza dek tarihe yazılacak.

“Moda artık öldü. Tasarımcılar artık üretmiyor, tek emelleri basının ve toplumun ilgisi. Kazançları parfüm ve çantalarından geliyor.. Her şey imajla ilgili… Azadine Alaïa halen bu işin kralı. İnsanların onu konuşmasını istemekten çok daha dünyevi arzuları var. Yapmış olmak için değil, göstermesi gerektiğine inandığı bir işi olduğu zaman defileye çıkar, onu da arzu ederse tabii… Prada onu satın aldığında bile özgürlüğünü korudu ve canının istediğini yapmayı devam etti.” – Catherine Lardeur, 80’li yıllarda Fransız Marie Clare’in Genel Yayın Yönetmeni – 16 Temmuz 2011 tarihli Crowd dergisi röportajından

Moda dünyası geçtiğimiz günlerde çok büyük bir kayıp verdi. Adını tüm tasarımcılardan daha az duyduğumuz, yaptığı işleri duyurmak için daldan dala atlamayan ama herkesin merakla görmek istediği çalışmalara imza atan bir moda devini kaybettik. 80’li yıllardan itibaren moda tarihine yön veren bu efsanevi adamı hatırlayalım istedim.

Her moda tutkunu bir Alaïa parçasını gördüğünde aynı duyguyu hissediyordur diye tahmin ediyorum; başka hiçbir tasarımcının kıyafetleri bir kadının silüetini Alaïa elbiseleri gibi göstermez, onun parçalarının efsanevi şıklığının yanında; kıyafetlerindeki samimiyet ve sıcaklık, sanki bir kadının üzerinde ikinci bir deri gibi gelir adeta… Genelde Alaïa’nın çalışmalarındaki bedensellik seksapalite ile karıştırılır, çünkü bir kadını olabileceği en büyük çekicilikle göstermektedir. Ancak bu çekicilik çalışmalarının içtenliğinden gelmektedir. Büyük modaevi sahiplerinden günümüzde gerçekten dikiş atölyesine girip, bizzat kendi ellerini işine bulamayı tercih eden yegane sanatçılardandı.

Greta Garbo, Michelle Obama, Grace Jones, Carla Bruni, Madonna, Marion Cotillard, Lady Gaga gibi dünyaca ünlü isimleri giydirdi. Ayrıca Naomi Campbell’ın kariyerinin başlamasında büyük yardımı dokundu. Onu en çok mutlu eden ve işlerinin ne denli değerli olduğunu anlatır nitelik, defilesinde yürüyen mankenlerin ödemeleri para yerine kendisinin elbiseleriyle yapılmasını tercih etmesi. Kendisi de çalışmaları gibi sıcacık, cana yakın ama son derece dahiyane bir adamdı. Moda sektörünün tüm diktelerine karşı, 1.60 cm boyuna rağmen afacanlıkla sergilediği başkaldırışı ve kendine buyruk duruşu da hiçbir zaman unutulmayacak.

1940 yılının şubat ayında Tunus’ta doğan Azzedine Alaïa, Tunus’taki heykeltıraşlık eğitimine devam ederken, usta bir heykeltıraş olamayacağını düşünüp modaya yönelmek için 50’li yıllarda Paris’e gelir. Christian Dior ile birlikte çalıştığı sıralarda Cezayir Savaşı yüzünden işini bırakmak zorunda kalır, daha sonrasında geri dönüp 70’li yıllarda kendi atölyesini açana kadar Guy Laroche ve Thierry Mugler ile çalışmalarına devam eder. (2011’de John Galliano skandalından sonra Dior’un kreatif direktörlüğü pozisyonu kendisine teklif edilip, bu üzücü hikayenin devamı olmak istememesi nedeniyle tarafından reddedilmiştir.) 1980 yılında ilk defilesini yapar ve hemen ardından 1984 yılında Fransız Kültür Bakanlığı tarafından Yılın Tasarımcısı, sonrasında Oscar de la Mode tarafından En İyi Kolekisyon ödüllerini kazanarak kariyerine başlar. Amerika’da bir Bergdorf Goodman satınalmacısının sokakta kendisine ait bir ceketi görüp, giyen kişiye nereden geldiğini sormasıyla başarısı Amerika’ya taşınır. 80’li ve 90’lı yıllarda kariyeri en tepelerdeyken, 90’lı yılların ortasında ikiz kız kardeşinin ölümünden sonra gözlerden tamamen uzaklaşır, sadece sipariş üzerine çalışmalarına devam eder. 2000 yılında Prada Group bünyesine dahil olur ancak yatırımcıların baskılarından uzak, halen kendi kurallarıyla ve özgürlüğüyle markasını yürütmeye devam eder. 2007 senesinde tekrardan Prada bünyesinden markasını geri satın alır. Yedi senelik bir aradan sonra 2011 yılında düzenlediği defilesiyle büyük bir çıkış yakalar. Katılımcılar arasında Donatella Versace, Sofia Copolla, Kanye West gibi ünlüler varken Vogue dergisinden hiç kimse katılmaz. Dergi etkinliğe davet edilmemiştir ve Anna Wintour tarafından dergi çalışanlarının defileye katılması yasaklanmıştır. Dünyanın her yerinde tüm kadınların vazgeçilmez tercihi haline gelir.

Moda sektörünün kapitalist ve kuralcı düzenine karşı duruşu her zaman çok konuşulur. Karl Lagerfeld için “Ne mutlu bana, kadınlar beni seviyor, ben de onları. Karl’ın karikatürize tarzı günümüz kadınlara çok uzak bence. Karl bir gün fotoğraf çekiyor, öbür gün Coca-Cola şişelerinin üzerinde. Suratımı bir araba reklamında görmek istemezdim. Farklı dünyaların insanlarıyız.”, Anna Wintour için “Vogue dergisini iyi yönetiyor, ama moda kısmını değil. Giyimini gördüğümde onun zevklerine hiç güvenemiyorum. Amerika’daki en büyük tasarımcı olsam bile benim işlerimi dergisine koymaz ve umrumda da değil. Amerikan kadınlar beni seviyor, onun desteğine ihtiyaç duymuyorum. Herkes aynı şeyi söylüyor ama Vogue’da yayınlanmayız diye korktuklarından söyleyemiyorlar.” demeçleriyle moda sektörüne baş kaldırır.

Anlamıyorsunuz…” diye haykırır Alicia Silverstone’un 1995 yılı yapımı Clueless adlı filmde canlandırdığı Cher karakteri başına bir hırsız tarafından silah dayalı bir şekilde yere eğilmesi istenirken “Bu bir Alaïa ceketi… Kendisi çok önemli bir tasarımcı.” Size şapşalca gelebilir ama kesinlikle haklı.

Azzedine Alaïa, modaya, sanata, kadınlara, güzelliğe, güzel şeylere kendini adayan, aradaki tüm kalabalıktan ve gürültüden uzakta duran, bu içtenlikle adeta mühendislik harikası gibi duran işler yaratmıştı. İçtenliği ve özgürlüğü her zaman mirası olarak kalacak.

Kaynaklar: İngiliz VOGUE (VOGUE.co.uk), The Fashion Spot, Fashionista.com

Görseller: Jean Paul Goode, Steven Meisel, Clueless

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?