“Ah kimselerin vakti yok
Durup ince şeyleri anlamaya”
Gülten Akın

Tiyatro adabının ne kadar eğitimli veya entelektüel olduğunuzla bir alakası yok. Engin tecrübelerimden bunu anladım. Bu adab gerçekten öğrenilmesi/öğretilmesi gereken bir şey. O yüzden derin bir nefes alıp başlıyorum ve tüm tiyatro seyircilerinin okumasını temenni ediyorum:

Seyircilerin eğitilmesi  ile ilgili Muhsin Ertuğrul: 1927’de yeni seyirciler yetiştirmek için “Talebe Matineleri” yapmış. Seyircilerin “adabını” oluşturmak için iki sayfalık bir broşür hazırlanmış. Muhsin Ertuğrul’un kaleme aldığı “Tiyatro Adabı”  adlı  bu broşürün  baş sayfasına “Bilmeyenler İçin” kaydının konulması da unutulmamış.” (kaynak: tiyatrodunyasi.com – Ali Çakır )

Geçtiğimiz yıllarda blogumda benzer bir yazı yazmış ve çok sayıda destek mesajı almıştım fakat gelişme görmüyorum ve yeni tiyatro sezonu başladı. Dolayısıyla yine yeniden bu konuda bir şeyler anlatma gereği hissettim.

Muhsin Ertuğrul, Tiyatro Adabı Broşürü'ndeki Maddeler

Muhsin Ertuğrul, Tiyatro Adabı Broşürü’ndeki Maddeler*

Telefonlarınızı Kapatın!

Öncelikle herkesin bildiği ama nedense bir türlü uygulamadığımız bir kuralı hatırlatmak isterim: Lütfen oyundan önce telefonlarınızı kapatınız! 

Hemen her perdenin başında anons yapılıyor. Oyundan önce telefonun sesini ve alarmınızı kontrol edeceksiniz ve sonra oyunun keyfini çıkaracaksınız. Ama onun yerine titreşimi açık bırakanlar oluyor. Telefonunuz titreştiğinde rahatsız etmediğinizi sanmayın, o titreşim sesi çok sinir bozucu. Sonra telefonunuzu “sizce” minik bir açıyla, çantanızın içinde açınca kimse görmüyor sanmayın, karanlık bir ortam olduğunda çok rahatsız edici süpersonik ışıklar çıkarıyorsunuz. Ayrıca sesi kıstınız, alarmı kapattınız diyelim. Telefonun ekranına bakmasanız bile elinizde tutmayın. Gelen uyarı ışıkları dikkat dağıtıyor. Ve belki “yok artık”lık bir örnek ama telefon çalınca açıp kısık sesle olduğunu sanarak “oyundayım, sonra ararım” deyip kapatmaya yeltenmeyiniz. Çok şahit oldum, o yüzden yazıyorum.

Eğer bir haber bekliyorsanız veya biriyle iletişim kurma ihtiyacındaysanız oyuna hiç girmeyin!

Biraz da olsa araştırın!

Son yıllarda, tiyatroya kendini sosyal medyada etiketlemek için giden bir kitle oluştu. Tiyatro seyircisinin nedeni ne olursa olsun çoğalması temennim tabii ki ama bu tip bilinçsiz seyircilerin oyunu araştırma huyları olmadığından kendileri sıkılıp diğer tüm seyircileri de sıkıyorlar.

Eğer sıkılgan bir insansanız ve beğenmeseniz bile sessizce oturup izleyemeyecekseniz lütfen önceden detaylı bir araştırma yapın. İnternet denen bir şey var artık elimizin altında, ayrıca bir sürü oyun var. Beğenebileceklerinize gidin. 

Konuyu araştırmanın bir başka önemli faydası ise, her oyunun “eğlenme” amaçlı olmadığını anlamak. Zira özellikle kara komedi oyunlarda seyircilerin “kara” kısmını anlamamasından dolayısı her küfre, bağırmaya, ağlamaya gülmesi söz konusu oluyor. Ağlaya ağlaya ölen oyuncuya kahkahalarla gülenlere şahit oldum, o yüzden yazıyorum.   

Sesli yorumlar yapmayın!

Hem sinemada hem de tiyatroda konuşulmaz. İlla söylemek istediğiniz bir şey varsa; perde aralarını, dekor değişimlerini veya oyun bitimini bekleyiniz.

tiyatro adabı

Ah o pet şişeler!

Telefonlar, sesli yorumlar, gereksiz kahkahalar dışında en çok karşılaştığım bir diğer sinir bozucu şey de pet şişe hışırtısı. (hışırtı mı denir ona?) Milletçe bol su içiyoruz anladığım kadarıyla da biraz daha sessiz içebilsek keşke. Ayrıca su içilebilir fakat tiyatroda sinemadaki gibi bir şeyler yenmez. Bir sağlık sorununuz var ve uzun bir oyunsa çaktırmadan ağzınıza bir parça atabilirsiniz tabii. Yalnız lütfen yiyecek kabının/paketinin ses çıkarmamasına özen gösterin.

Tiyatro Adabı!

Yukarıdakiler en çok karşılaştığım sıkıntılar fakat bunlar dışında başıma gelen ve rahatsız eden diğer konular ise;

** Eğer oyunu beğenmediyseniz, sıkıcı bulduysanız sesli sesli “of” çekmeyin. Beğenenler vardır unutmayın. Beğenmediyseniz perde arasında çıkarsınız olur biter.

** Uykunuz geldiyse sesli sesli esnemeyin, sessizce perdenin bitmesini bekleyin.

** Ayaklarınızı çişiniz gelmiş gibi sallamayın. Bütün sıra sallanıyor siz öyle yapınca!

** Sesli sakız çiğnemeyin. Dahası sakızı balon yapılıp patlatmayın. (Bunu da gördüm!)

** Durup durup parfüm sıkmayın. Dip dibe olunca kokudan başı ağrıyor insanın. (Bunu da gördüm!)

** Lüzumlu lüzumsuz her yerde alkışlamayın. (Bazen alkış yersiz olunca, oyuncular da sıkıntıya düşüyor, devam mı etsem beklesem mi diye. Devam edince alkıştan sesi duyulmuyor … vs. (özellikle ilk oyunlarda))

** Lütfen nezle, grip, faranjitseniz veya öksürüğünüz, hapşuruğunuz çoksa, burnunuzu sürekli silmeniz gerekiyorsa; öncelikle hastalığını kalabalığa yaymamak adına sağlık için, sonra etrafınızdakilerin ruh sağlığı için biletinizi erteletin.

 

Yapmamamız gerekenler bunlar. Yapmamız gereken ise çok daha basit. Sakince koltuğumuza yerleşip, oyun boyunca konuşmadan, ses çıkarmadan oyunu izlemek ve bitiminde oyuncuları takdir için alkışlamak. Bu kadar.

Diliyorum bundan sonra çok daha bilinçli seyircilerle, keyifle oyun izleme zevkini paylaşabiliriz.

*Gökhan AKÇURA; “Doğumunun yüzüncü yılına armağan Muhsin Ertuğrul” , İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür İşleri Dairesi Başkanlığı Yayınları No: 6, 1992, İstanbul, 1992

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?