Her festival öncesi olduğu gibi, tüm sinema siteleri, theMagger olarak biz dahil olmak üzere tüm blog ve platformlar aynı filmleri öneriyor diye düşünüyor olabilirsiniz. Uluslararası İstanbul Film Festivali söz konusu olduğunda bu öneriler çoğunlukla Akbank Galaları ve Uluslararası Yarışma bölümünden oluyor. Peki diğer bölümlerde kaçırmamanız gerekenler, geri planda kalsa da birer hazine olan filmler neler?

Stille hjerte (Silent Heart / Sessiz Kalp) | Bille August, Danimarka

Stills hjerte

Geçtiğimiz kasım ayında Selanik Film Festivali’nde izleme fırsatı bulduğum Stille hjerte‘nin ve düşündürdüklerinin etkisinden hala çıkamadığımı söyleyebilirim. İlk defa bir festival programında daha önceden izlediğim bir filmin yer alıyor olmasından dolayı objektifliğimi koruyamıyor olabilirim belki ama festivalin Ustalar bölümündeki Stille hjerte, sınırlı zamanınız olsa ve çok az film seçecek olsanız dahi listenizde yer alması gerekenlerden. Bölümün adı üzerinde, Kuzey sinemasının ustalarından Bille August’un imzasını taşıyan bu aile dramı, konusunun karamsarlığına rağmen içinizi sıkmıyor, size ölümün karanlığını değil yaşamın aydınlığını yansıtıyor. Danimarka’nın başyapıtlarından Festen‘deki gibi bir ev, bir sofra, bir aile ve bir hafta sonu izliyoruz. Ailenin bir araya gelme amacıysa filmin ilk dakikalarında sizi değer yargılarınızı ve hayatınızı sorgulamaya itiyor: Ölümcül hastalığının kendisini yavaş yavaş öldürmesi yerine yaşamına kendi isteğiyle, gururlu bir şekilde son vermeye karar veren Esther, önceden bilgilendirdiği tüm aile bireylerini topluyor ve onlarla güzel bir hafta sonu geçirerek vedalaşmak istiyor. Kuzey Avrupa kültürünün ölüme bakış açısı, ölümle adeta dalga geçebilme yetisi ve buradan çıkarabildikleri mizah beni daima etkiledi. Tüm bu etkileyicilik, 80 yaşındaki Ghita Nørby’nün insanüstü performansı ve başta Paprika Steen olmak üzere tüm kadrosunun oyunculukları ile de doruğa çıkıyor. Keşke diyorum bu kadar fazla izlemek istediğim film olmasaydı da, denk getirip bir kez daha festival ortamında izleyebilseydim bu filmi.

Fúsi (Virgin Mountain / Bakir Dev) | Dagur Kári, İzlanda & Danimarka

Fu_si_stills-10

İzlanda sinemasının en tanınmış isimlerinden Dagur Kári’nin yeni filmi, yönetmenin ilki Nói albinói‘den beri çektiği en iyi film olarak nitelendiriliyor. Yönetmenin Voksne mennesker (Dark Horse) ve İngilizce çektiği The Good Heart‘tan da ilk filmi kadar zevk aldıysanız, iddialı bir niteleme bu. Tekdüze bir hayat süren “kırk yıllık bakir” Fusi’nin hayatının bir kadın ve sekiz yaşındaki çocuğu ile tanışması ile değişmesini anlatan film prömiyerini Berlin Film Festivali’nde yapmıştı. Kuzey sinemasını yakından takip ediyorsanız, listenizde olması gereken filmlerden…

I nostri ragazzi (The Dinner / Akşam Yemeği) | Ivano De Matteo, İtalya

foto-i-nostri-ragazzi-11-low

Son yıllarda okuduğum en iyi romanlardan biri Herman Koch’un Akşam Yemeği… (romanla ilgili düşündüklerimi daha önce theMagger’da yazmıştım) Hollandalı yazarın romanı, 2013’te kendi ülkesinde sinemaya uyarlanmış fakat biz bu filmi izleme fırsatı bulamamıştık. 34. İstanbul Film Festivali’nin yepyeni bölümlerinden Aile Bağları, işte bu romanın İtalyan sinemasındaki yeni bir uyarlamasını da dahil ediyor aile dramlarının arasına. Gündelik muhabbetler, sıradan sıkıntılar, kıskançlıklar… Bir akşam yemeği sofrasının etrafında iki erkek kardeş ve eşleri var ve her şey olağan görünüyor bize; ta ki bu buluşmanın asıl nedeninin iki ailenin çocuklarının birlikte işlediği korkunç bir suç hakkında konuşmak olduğunu öğrenene kadar. Bir solukta okuduğum romanın filminden de aynı tadı almayı umuyorum. Ne yazık ki filmlerin genellikle romanlar kadar etkileyici olmadığını da adım gibi biliyorum. Yine de umudum büyük…

Takva su pravila (These Are the Rules / Kurallar Böyle) | Ognjen Svilicic, Hırvatistan-Fransa-Sırbistan & Makedonya

Film 'Takva su pravila' Ognjena SviliËiÊa na festivalu u Busanu

Bu yıl festivalin yeni bölümlerinden bir diğeri, Balkanlar: Ateşin Sineması. Yakın tarihe kadar savaşın acısını tatmış bu topraklarda yer alan birçok ülkenin sinemasından örneklere yer verilen bu bölümdeki filmlerden biri de Venedik Film Festivali programını incelerken konusundan oldukça etkilenerek bir kenara not ettiğim bu film. Takva su pravila, bir anne-babanın eve dayak yemiş olarak dönen ve beyin kanaması geçirerek komaya giren oğullarının başına gelenleri anlamaya çalıştığı endişeli ve öfkeli bir zaman dilimini konu ediniyor. İki başrol oyuncusunun performansı ile çok konuşulan film, gerçek olaylardan esinlenerek yazılmış bir senaryoya sahip.

Durak (The Fool / Enayi) | Yuriy Bykov, Rusya

001

Ve bir yarışma filmi… Geçtiğimiz yıl, yani 33. Uluslararası İstanbul Film Festivali’nde Rusya’nın yozlaşmış polis teşkilatını ağır bir şekilde eleştiren çarpıcı film Mayor‘u (The Major/Komiser) izlemiştik. Mayor ikinci filmi olan yönetmen Yuriy Bykov, üçüncü filminde bir kez daha kamerasını ülkesinin yozlaşmışlığına çevirmiş ve bu kez festivalin Sinemada İnsan Hakları Yarışması’nda yer alıyor. Sıradan bir tesisatçı olan Dima’yı merkezine alan filmde, tek bir adamın çürümüş düzene karşı verdiği mücadeleye tanık oluyoruz. Söz konusu mücadele belediyeyle, zira Dima tesisatçı olarak gittiği mekanın yaklaşık 800 kişinin yaşadığı ve yıkılmak üzere olan bir yurt binası olduğunu görüyor ve  burayı bir an önce boşaltmak için gereken uyarıları bürokrasinin ilgili makamlarına iletmeye çalışıyor. Yönetmenin önceki filmi Mayor ve ardından izlediğimiz bir başka Rus filmi Leviafan‘ın ardından yine kendi ülkemizden bir şeyler bulabileceğimizi hissettiğim bir vatandaş-devlet mücadelesi var Durak’ta. Devletle mücadele etmek, filmin adında gördüğümüz gibi bir enayilik mi, izleyip göreceğiz.

34. İstanbul Film Festivali biletleri 28 Mart Cumartesi günü satışa çıkıyor. Bu alternatifler aklınızın bir ucunda dursun, fakat festival programının hit filmlerinden bir seçkiye yer verdiğimiz 34. İstanbul Film Festivali’nde İzlemeniz Gereken 10 Film Vol.1 ve Vol.2 listelerine de göz atmadan, bu filmlerden de birkaçını listenize eklemeden geçmeyin.

Şimdiden iyi seyirler!

Emre Eminoğlu

Magger, Kültür ve Sanat Blogger'ı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?