Geçtiğimiz haftalarda Zorlu Center PSM’de “Jersey Boys” müzikalini ve “Hunger Games” serisinin ikinci filmini izledim, Ane Brun ve Tonbruket’i Salon’da canlı dinledim ve İtalyan Sinemasıyla Buluşma etkinliğine katıldım. Yaşamakla kalmadım, paylaşmak istedim:

jersey boys

Bir Müzikal: Jersey Boys

Biliyorsunuz müzikal izlemek ve klasik müzik dinlemek için dünya standartlarında bir salonumuz oldu bu sezon, Zorlu Center PSM sayesinde. Sezonun ilerleyen vakitlerinde “Cats” ve “Notre Dame de Paris” gibi sevilen müzikalleri de izleme fırsatını bulacağımız programın ilk müzikali ise “Jersey Boys” oldu.

jersey boys

Frankie Valli and the Four Seasons’ı benim gibi hiç duymamış olabilirsiniz. Fakat emin olun ki aslında hiç de yabancı değilsiniz onlara. “Can’t Take My Eyes Off You” ve “Beggin”i duymamış olmanız mümkün değil ne de olsa. “Jersey Boys”, pop müzik tarihinde önemli bir yere sahip bu grubu geçmişleri, inişleri, çıkışları, dostlukları ve kavgalarıyla anlatan bir hikayeye sahip. Broadway ve West End’in en önemli ödülleri olan Tony ve Olivier ödüllerinin her ikisinde de En İyi Müzikal ödülünü kazanan bu yapım, önümüzdeki yıl Clint Eastwood’un yönettiği film versiyonuyla da karşımıza çıkacak.

Ben, gerçekten West Ende ve Broadway standartlarında bir sahne düzeni, dekor ve kaliteyle bir müzikali İstanbul’da izlediğim için çok mutlu olsam da, “Jersey Boys”u beğenemedim. Frankie Valli’yi canlandırdan oyuncunun muhteşem sesi büyülese de, bir müzikalden çok bir müzikli tiyatro gibi geldi bana. Şarkıları hikayenin bir parçası olmayan, bir filmin soundtrack’inden farklı bir işlevi olmayan müzikallerden zevk alamadığımı da “Jersey Boys” ile anlamış oldum. “Dreamgirls” ve “Ray” kıvamında müzik kariyeri filmlerinden hoşlananlar için oldukça tatmin edici bir müzikal. Ama ben, bir hikaye insanı olarak, bu denli fazla konuşmalı bir müzikalden memnun kaldığımı söyleyemiyorum.

ane brun - salon - ali guler

Bir Konser: Ane Brun + Very Special Guest Tonbruket

ane brun - salon - ali gulerBir yanda önceki yıllarda konuk olduğu Salon’daki konserleri izleyen kimsenin dilinden düşmeyen Norveçli Ane Brun… Diğer yanda 19. İstanbul Caz Festivali’nde ve daha sonra Salon’da dinleme fırsatı bulduğumuz E.S.T. ekolünden gelen İsveçli caz grubu Tonbruket… İki ismi bir arada gördüğüm anda unutulmaz bir gece geçireceğimi biliyordum, öyle de oldu. Bu yıl izlediğim en iyi performanstı Ane Brun’ünki. Tonbruket’in birkaç parçası ile başlayan ve Ane Brun’ün katılmasıyla rüya gibi, yumuşak, büyülü ve derinlikli bir hal alan konserde -sahnede yanıp sönen ampüller dahil- her şey mükemmeldi. O çok sevilen “Big in Japan” cover’ını da yapmadan bırakmadı bizi Brun ve iki bis parçasıyla veda etti. Bundan sonra hangi salona, hangi festivale gelirse gelsin, orada olacağıma eminim.

Bir Etkinlik: İtalyan Sinemasıyla Buluşma 2013

italyan sinemasiyla bulusma

Film festivalleri dışında ülkemiz vizyon takviminde kendisine pek yer bulamayan İtalyan filmleri ve hatta festivallerde bile birkaç belli başlı yönetmen dışında ne olup bittiğinden haberdar olamadığımız İtalyan Sineması’na olan açlığımızı 4. İtalyan Sinemasıyla Buluşma etkinliğiyle biraz olsun giderebildik. Geçtiğimiz hafta düzenlenen ve çok az duyurulduğu için tamamen tesadüfen haberdar olduğum etkinlik, Istituto Luce Cinecittà ve İstanbul İtalyan Kültür Merkezi işbirliğiyle düzenlenmiş.  2009 yılında -yine tesadüfen haberdar olduğum- 2. İstanbul İtalyan Filmleri Haftası’nda da iki İtalyan filmi izlemiştim. Bu iki etkinlik arasında bir bağlantı var mı bilemiyorum, fakat varsa bir şey olmuş ki 2. ve 4.sü arasına 4 yıl girmiş.

Dünya festivallerinde gösterilmiş, beğenilmiş, ödüllendirilmiş 7 filmden oluşan bir programı vardı CineMajestik’te düzenlenen etkinliğin. Bunlardan izleme fırsatı bulduğum “Gli equilibresti”, bir hata nedeniyle her şeyini kaybeden bir adamın hikayesi üzerinden orta sınıf İtalyan ailesini mercek altına alıyor ve hikaye anlatımında yaptığı yanlış seçimlerle sıkıcılaşarak, basitçe “boşanmak zenginlere göre bir çözüm” mesajını (?) veriyor. Yine de David Ödülleri’nde En İyi Erkek Oyuncu seçilen Valerio Mastandrea’nın performansıyla bu ödülü hak ettiğini söylemek mümkün.

l'arbitro

Sardunya yapımı (olduğu için ağır Güney İtalya aksanlı bir İtalyanca’ya maruz kalacağınız) “L’arbitro” ise İtalya gibi ülkemizde de gündemde olan futbolda şike tartışmaları üzerinden ilerliyor. Sardunya İkinci Ligi’nde çabalayan bir köy takımının mücadelesi ve Avrupa’nın FEFA liginin önemli bir maçında şike yaptığı gerekçesiyle Sardunya İkinci Ligi’ne sürülen İtalyan bir hakemin kesişen yollarını siyah-beyaz, esprili ve Onur-Ünlü’vari bir dille anlatan film, hiçbir gerçek futbol takımına ve renklerine referans vermemek adına siyah-beyaz çekilmiş.

hunger games catching fire

Bir Film: Hunger Games – Catching Fire

hunger games catching fireGeçtiğimiz yıl ilk filmi harika bir kasting, muhteşem bir soundtrack albümü ve başarıyla yaratılmış distopik dünya ile sinemaya uyarlanan “Açlık Oyunları” serisinin ikinci filmi “Hunger Games: Catching Fire” vizyonda. Talep ettiği uzun süre nedeniyle işinden olan ve devam filminin yönetmen koltuğunda oturamayan Gary Ross’un yerini alan Francis Lawrence kesinlikle onu aratmıyor. İzlediğimiz yüzlerce vasatın altında devam filminden sonra, başarısından zerre kaybetmeyen bir devam filmi “Catching Fire”. Başta Jennifer Lawrence olmak üzere eski kadrosu ve kadroya eklenen Philip Seymour Hoffman, Jena Malone ve Jeffrey Wright gibi isimler rolleri için çok doğru isimler. Filmin tek eksiği, benim gibi balık hafızalılar için 1-2 önemli detayı hatırlatmaya yanaşmaması ve kapanışta çalan Coldplay şarkısı dışında bir önceki muazzam soundtrack şarkılarından mahrum olması. Onun dışında, hem üçüncü film için merakta bırakan hem de ilk filmin bile yapamadığı kitapları okuma isteğini uyandıran kalburüstü bir devam filmi.

Ane Brun Konser Fotoğrafları: Ali Güler, İKSV

Emre Eminoğlu

Magger, Kültür ve Sanat Blogger'ı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Ane Brun gercekten bu senenin en iyi performansina imza atti, kacirsam cok uzulurmusum! Ne yapip edip bir sonraki konserini de yakalamak lazim :)

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?