Beyoğlu Belediyesi tarafından düzenlenmekte olan 6. Beyoğlu Sahaf Festivali, 25 Eylül-14 Ekim 2012 tarihleri arasında Tepebaşı’nda konuklarını ağırlıyor. Sadece eski kitapları değil, dergileri, fotoğrafları, filmleri, tiyatro afişlerini, mektupları, kartpostalları ve bazı özel koleksiyonları da bulabileceğiniz etkinlikte, İstanbul’un çeşitli semtlerinden gelen altmış sekiz sahaf sizleri bekliyor.

Ayaklarım beni götürüyor yine kitapların arasına. Terapim olsunlar istiyorum, yaşadığım ‘an’ları bazen unuttursunlar, bazen de o ‘an’lara tercüman olsunlar. Kitapların arasındayım, evet. Sevdiklerim ve sevmediklerim bir arada. Hayat gibi. Sevdiklerimi aralarından seçip çıkarmam gerekli. İyi bir yazarın kitabı ile okumaktan hiç zevk almayacağımı bildiğim popüler bir roman hemhâl bulunabilirmiş gibi.  Ardından eski bir bavul tam karşımda… İçinde fotoğraflar, unutulmuş hayatlar…

Böyle bir ruh hâli ile düşüncelerimde kaybolmuşken girdim sahafların arasına. Üç adet Orhan Pamuk, üç adet Feyyaz Kayacan kitabı ile döndüm eve. Nasıl mutlu olduğumu anlatamam. Öncelikle, Orhan Pamuk’un kitapları hakkında yakın bir zamana kadar pek de olumlu duygular beslemeyen bir edebiyatsever olduğumu hatırlatmak isterim. Fakat, Harvard Üniversitesi’nde verdiği Norton derslerini derleyerek yayımladığı ”Saf ve Düşünceli Romancı” isimli kitabını okuduktan sonra düşüncelerimin büyük oranda değişmeye başladığını da eklemeliyim. Ardından, tamamen tesadüfi bir dürtü ile yaklaştığım “Masumiyet Müzesi” isimli romanını okuduktan sonra, bakış açım değişmeye devam etti ve yazar hakkındaki heyecanım artmaya başladı. Hayatımda okuduğum en güzel romanlardan birisi mertebesine yükselttiğim bu romanı, yazarın ayrıca “Şeylerin Masumiyeti” isimli katalog kitabı ve tabii ki elle tutulur, tamamen gerçek bir müze olan, Masumiyet Müzesi ile taçlandırması ile düşüncelerim tamamen değişti. Bu konu sizin de ilginizi çektiyse, kısa bir süre önce yazdığım Orhan Pamuk ve Masumiyet Müzesi ile ilgili yazıma buradan ulaşabilirsiniz. Bu fikir değişikliğini yaşadıktan sonra, edebiyat dünyasının önemli yayıncılarından biri olan önemli bir hanımefendiye düşüncelerimi aktarma fırsatı bulmuştum. Bana, “Hemen Kara Kitap‘a dönmelisin o hâlde.” demişti. İşte Sahaf Festivali bana Orhan Pamuk‘un bu kitabını ilk baskısı ile okuma fırsatı verecek. Bu sebeple ayrıca mutlu olduğumu söylemeliyim. Kendimi tutamadım, bir de Nüket Esen tarafından derlenen “Kara Kitap Üzerine Yazılar” ve yine Orhan Pamuk tarafından yazılan bir senaryo olan “Gizli Yüz” (Ömer Kavur tarafından filme çekilen 1991 yapımı film) isimli kitapları da satın aldım.

Ardından theMagger’da yayınlanan bir yazımdan da hatırlayacağınız üzere, Yekta Kopan’ın Sözünü Sakınmadan etkinliğinde saydığı önemli öykücülerden birisi olan Feyyaz Kayacan‘ın, bir romanını ve geçen seneki sahaf festivalinden Feyyaz Kayacan’ın tüm öykülerinin toplandığı kitabı almış olmama rağmen, yine kendimi tutamayıp, yazarın “Sığınak Hikâyeleri” ve “Bir Deli Değilin Defterleri” isimli öykü kitaplarının ilk baskılarını da satın alma fırsatını buldum. Sonuç olarak, geçen sene olduğu gibi, ellerim dolu çıktım Tepebaşı’ndan ve attım kendimi İstiklal Caddesi’ne.

Maalesef, afişi de dahil olmak üzere, geçen seneki festivale göre hiçbir yenilik getirmemiş olsa da, yine de kitapseverlerin kaçırmaması gereken bir etkinlik. Siz de yeni baskısı bulunmayan bazı kitaplara ulaşmak ve çok sevdiğiniz bazı kitapların yeni baskıları elinizde bulunmasına rağmen ilk baskısılarına dokunmak istiyorsanız, mutlaka 14 Ekim’e kadar Tepebaşı’na uğramalısınız.

Fotoğraflar: Algodón

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?