Dubrovnik küçücük bir şehir ama çevresinde yapılacak o kadar çok aktivite var ki; suların içini gezdikten sonra en çok deneyimlenmesi gerekenleri kapsamlı bir şekilde yazmaya çalışırken listenin ucunun kaçabildiğini de rahatlıkla görüyorum. Ancak; hepsi çok keyifli ve neredeyse hepsi için ayırdığınız vakte değiyor.

Dubrovnik’te Yapılacaklar Listesi

Kale Surlarında Yürüyüş

Zamanında şehri korsanlardan ve şehre gelecek davetsiz misafirlerden korumak için kentin etrafına inşa edilen ve yüzyıllardır açık denizin hemen yanı başında duran kale surları sanırım ki Dubrovnik dendiğinde akla gelen ilk güzelliklerden. Surların sunduğu manzaralar, izleyeni çarçabuk etkisi altına alıveren enfes bir turistik aktiviteyken ruhu da mükemmel bir şekilde tatmin ediyor. Ortaçağ’dan bugüne ulaşmış, yüksekliği yirmi metreleri bulan, üzerinde küçüklü büyüklü birçok ihtişamlı kule bulunan, Unesco Dünya Mirası ve Avrupa’nın en iyi korunmuş surları kabul edilen şehir surlarına çıkıp yapılan yürüyüş belki bir parça yorucu olsa da, kesinlikle yapılmalı. Surlara çıkış noktası Pile Kapısı’ndan şehre girer girmez hemen solunuzda kalıyor.

Giriş ücreti 2018 yılında kişi başı 150 Kuna iken, 2019 yılında bu rakam 200 Kuna olarak belirlenmiş. (7 yaşa kadar çocuklar ücretsiz, öğrenciler ise 50 Kuna). Bu arada giriş bileti Lovrijenac Kalesi’ne de giriş hakkı veriyor.

Kayak

Surların kıyıları ve de yakın çevresinde yapılan su kayağı şehrin en popüler ve ikonikleşmiş deniz aktivitelerinden biri. Bireysel olarak kiralama yapmanın dışında, toplu gruplar ile belirli rotalar dahilinde de kayak yapılıyor. Çok uzaklaşamasanız dahi, surların yakınında kürek çekmek ve o esnada şehrin tarihi ile baş başa kalabilmek muazzam bir his.

Teleferik Seyehati

Dürüst olursam, benim tercihim kesinlikle surlardan gözüme değen şehir ve deniz manzarası; zira manzaraya daha yakın olmayı daima sevmişimdir. Ancak, “yok mu bu şehrin daha da yüksek bir seyir noktası” derseniz; teleferik ile cüce SRD Dağı’na çıkıp kimilerine göre şehrin en iyi manzarasına kavuşabilirsiniz. Özellikle gün batımı zamanları şehrin en kalabalık noktalarından biri oluyor burası.

Game of Thrones Turu

 

View this post on Instagram

 

A post shared by World Through a Viewfinder (@worldthroughmyviewfinder) on

Bu turu ister kendiniz ister tur şirketleri ile organize edebilirsiniz. Biz Old Town içindeki çekim noktalarını sabah çok erken saatlerde ve ortalık tam olarak sessizken kendi notlarımız ve de otelimizin verdiği bilgiler ışığında ziyaret ettik. Hatta geziye kendimizi öyle kaptırdık ki; bazı anlar sanki Jon Snow köşeden dönecek gibi hissettik, pek hoştu. Bu arada şehir GOT dizisiyle fazlasıyla ön planda ama benim için bir hayat dersi niteliğindeki Star Wars serisinin The Last Jedi bölümünün bazı sahneleri de burada çekilmiş meğer. Yönetmen, eski şehir sokaklarını ve bazı tarihi yapıları gazino gezegeni olan Canto Bight olarak kullanmış bu filminde. İzleyenler hatırlayacaktır; Finn ve Rose’un uzay atlı kaçış sahneleri hep bu şehrin sokaklarında geçiyor.

Lokrum Adası

Şehrin hemen karşısında kalan ve yüzerken biraz fazla kulaç atsanız sanki adaya ulaşıverecekmişiz gibi hissettiren Lokrum, yemyeşil doğasıyla mutlaka ziyaret planı yapılan adreslerden biri. Eski Şehir Limanı’ndan düzenli olarak adaya çalışan tekneler mevcut. Biletler anlık olarak alınabiliyor ve yaklaşık 15 dakika gibi bir sürede adaya varılıyor. (2018 yazında kişi başı 150 Kuna gibi bir bedeli vardı ama bu bedel 2019’da artabilir.) Tekneler adaya yanaşırken gözlere değen manzara; her Orhan Pamuk okurunun hayatında sanırım ki fazlasıyla yer eden bir kelime ile tanımlanırsa “pitoresk” görüntüler sunuyor. Lokrum’a günlük feribotlarla gittiğinizde tüm günü adada geçirecek zaman dilimine sahip oluyorsunuz. Dahası, ada Milli Park alanı olduğundan ormanlık alan içinde serbestçe dolaşan hayvanlarla (tavşan ve tavus kuşları) gününüzü geçirebiliyorsunuz. Adada araç, sigara ve daha iyisi yerleşik bir yaşam düzeni yok, o nedenle karanlık olmadan tüm ada ve temiz hava sahası hayvanlara kalıyor.

Ada girişindeki harita sayesinde yürüyüş yollarını takip ederek görmek istediğiniz noktalara kolayca ulaşabiliyorsunuz. Girişte yine bir GOT çekim mekanı olan ve 12.yy’dan günümüze ulaşan Benedictine Monastery sizi karşılıyor. Çekimlerde Dany’nin katıldığı Daxos malikanesindeki parti için kullanılmış bu manastır.

Adada “Dead Sea” yani ölü denizin minyatürü olarak düşünebileceğiniz tuzlu bir göl bulunuyor. Sakin yakaladığınız takdirde nefis bir yüzme keyfi yaşayabilirsiniz burada. Adriyatik sularının tadına varmak için ise iki ayrı alternatifiniz var. Biri Nude Beach. Çıplaklık söz konusu diye çekimser kalır mısınız bilemem ama gençler buraya bayılıyor. Diğeri ise adanın tam arkasında kalan kayalık kısım. Ormanlık alan içine serpiştirilmiş şezlongları kiralayıp ya da küçük taşlık plajın çevresindeki kayaların üzerine konumlanıp denizden faydalanabiliyorsunuz. Yalnız, deniz için yanınızda deniz ayakkabısı olması gerektiğini unutmayın. Son olarak, adada birkaç cafe var ama biz otelimizden ufak bir piknik hazırlıği rica ettik; zira Lokrum’da piknik hakikaten yaşanası bir deneyim, çok tavsiye ederim!

Lovrijenac Kalesi

 

View this post on Instagram

 

A post shared by Mariusz P. (@themariusz) on

Şehir surları dışında kalan ve uçurum üzerinde bulunan “Dubrovnik’s Gibraltar” yani Dubrovnik’in Cebelitarik’ı olarak anılan bir kale burası. 11.yy başlarında şehri Venediklilerden korumak için bir çırpıda yapıldığı anlatılıyor. Yüzyıllardır Dubrovnik şehrinin özgürlük simgesi olmuş bir bakıma. “Non Bene Pro Toto Libertas Venditur Auro” – “Freedom cannot be sold for all the gold of the world” yazıyor kapısında. Şehirde GOT izlerini takip edecekler için de en önemli adreslerden biri kendisi. (Hani Kral Joffrey’nin isim töreninde Cersei’nin “power is power” dediği yer) Bunun yanında seneler evvel Robin Hood filminde de kullanılmış bir mekanmış burası.

Elaphiti Adaları

Bu enfes adalar topluluğunda yapılacak tekne turları benim için bu bölgede yapılacak bir deniz tatilinin en atlanmaması gereken aktivitesi. Aslında Elaphiti grubunda birçok ada bulunuyor ancak bunlardan yalnızca üç tanesinde yaşam bulunuyor; Kolocep, Lopud ve Sipan‘da. Bu adaları ziyaret etmek yaz sezonunda sıcak hava bir yana, kalabalıklardan kaçmak için de nefis bir alternatif oluyor ve Gruz Limanı’ndan kalkan günlük tur tekneleri ile bu gezileri kolayca organize edebiliyorsunuz. (Kişi başı yaklaşık 50 euro) Eğer kalabalık bir grupsanız, limanlardan kendinize ait özel bir tekne kiralamanız mümkün. Yüksek sezonda tekne kiralamak biraz pahalıca belki ama kalabalık olunduğunuzda bu fark kabul edilir bir rakama geliyor, emin olabilirsiniz. Ödenen fark da başıboş takılmak ve her dilenen yerde özgürce yüzebilmek demek ki; adalara ve kıyılara da ancak o şekilde doyuluyor.

Özel tekne kiralarsanız eğer; Kolocep rotasında iki ayrı deniz mağarasına uğrayabiliyorsunuz. Bu mağaralardan ilkine yalnızca tekneler yanaşırken, diğer adreste demirleyip yüzmek için zamanınız olabiliyor. Hatta adı “Blue Cave” olarak geçen ikinci mağaraya şnorkel ile dalıp, mağara içinde yeniden yüzeye çıkarak yüzebiliyorsunuz. Bu oldukça enteresan bir deneyim. Lopud ise, şirinlikten ve minnaklıktan yıkılan, çok samimi bulduğumuz ve teknemiz küçük limanına yaklaşırken gözümüze değen upuzun palmiyelerin de etkisiyle aşık olduğumuz bir ada. Küçük sahilinde keyifle yürüyebilir, esnaf ile muhabbet edip bu çevrenin en lokal dondurma lezzetini (Dubrovnik dahil) deneyimleyebilirsiniz. Eğer vaktiniz varsa adanın Sunj plajında da yüzmenizi ayrıca tavsiye ederim; zira kendisi Dubrovnik plajları arasındaki tek kum plaj olabilir.

Sipan; adalar içindeki en büyük ve en kalabalık yerleşim yeri. Aslında kalabalık dendiğine de bakmayın zira üç adanın toplam yerleşimi 1000’lerle ifade ediliyormuş ve bu rakamın yarısı Sipan’da buluyormuş. Gel gelelim, yüksek sezonda elbette kalabalıklar artış gösteriyor.

Mljet ve Korçula Adaları

Elaphiti Adaları’dan bağımsız olan ve Dubrovnik Takımadaları içinde bulunan en büyük ve en yeşil ada Mljet. Gruz Limanı’nda kalkan teknelerle Mljet adasına ulaşmak ortalama bir saat gibi bir vakit alıyor. Adada dar bir kanal ile birbirine bağlanan biri küçük, diğeri büyük ada gölleri var. Milli Park alanını ziyaret ettiğinizde içindeki göller ve göl içindeki St. Mary Adası’nı da ziyaret edebiliyorsunuz. Korçula ise “Marco Polo’nun doğum yeri” başlığı altında pazarlanan bir ada ve yine Gruz Limanı’ndan kalkan teknelerle ziyaret ediliyor. Egzotik görüntülere sahip, limon ve portakal ağaçlarından dökülmüş meyvelerle adeta süslenmiş, yemyeşil ve capcanlı bir ada burası.

Riviera

Riviera diye bahsedilen kıyıları araba ya da motor ile gezebiliyorsunuz elbette; ancak tekne ile çok daha büyük bir keyif alacağınızı söylemeliyim. Bu sayede Elaphiti Adaları dışında da enfes sularda yüzme şansınız oluyor. Dubrovnik Eski Liman’ı orta nokta kabul edersek, limanın sağı ve solunda kalan tüm kıyı pitoresk görüntülerle donanmış halde. Kayalık veya çakıl taşlı sahiller, üzeri jel ile kaplamış hissi veren muazzam bir deniz, çam ve zeytin ağaçları, gözlere şenlik tepeler, mis kokulu üzüm bağları ile hakikaten deneyimlenmesi gereken bir kıyı şeridi kendisi. Limandan çıkıp güney kıyılara doğru uzanırsak; Mlini, Plat şeklinde ilerleyip Cavtat’a kadar ulaşabiliyorsunuz. Cavtat sonrası notlarımda Kupari ve Srebreno sahillerinin de ismi geçiyor ama onlara dair bir deneyimimiz olmadı bizim.

Limanın kuzey kıyıları ise sırasıyla şöyle bir rota sunuyor: Veliki ve Mali Zaton, Orasac (güpgüzel, teknemizi kıyıya yaklaştırıp doyasıya yüzdüğümüz bir adres oldu), Trsteno (yüzmenin dışında doğası ile de büyüleyici bir nokta. Bir Rönesans doğal parkı olan ve GOT dizisinde Tyrell Ailesi’nin High Garden’ı olarak kullanılan Arboretum’a sahip olduğundan mutlaka uğranması ve görülmesi gereken bir adres. Ayrıca Bronn’un Jamie’ye sol elini kullanmasını öğrettiği sahneler de burada çekilmiş.), Brsecine (Riviera’da en sevdiğim yüzme noktası). Brsecine sonrası daha da kuzeye çıkıldığında çok sevilen Slano bölgesine ulaşılıyor. Açıkçası biz o noktaya çıkmak yerine en sevdiğimiz kıyılarda doyasıya yüzmeyi tercih ettik.

İlginizi çekebilir: Lulucumm’dan Dubrovnik’te Ulaşım ve Konaklama

İlginizi çekebilir: Lulucumm’dan Dubrovnik Yeme İçme Önerileri

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN