Ben bundan yaklaşık bir buçuk yıl önce yine theMagger’da Diyet Kültürü‘ne ilişkin bir yazı yazmıştım. Gülşah ile tanışmamıza da bu yazı aracı oldu. Çocukluğumdan beri önce yıllarca sessizce sonra bilinçlendikçe deneyimlerimi paylaşarak mücadele ettiğim konularda hem Beslenme ve Diyetetik alanında eğitim alan hem de Türkçe içerik üretenler olduğunu da onun sayesinde fark ettim ve çok mutlu oldum. Bu yüzden bugün sizleri bu alanda farkındalık, sabır ve empatiyle kendini geliştiren bir isimle tanıştırmak istiyorum: Gülşah Kumanova.

Gülşah merhaba, ben seni uzun zamandır çok severek takip ettiğim için hakkında pek çok şeyi biliyorum ama ilk kez tanışacaklar için bize biraz kendinden söz edebilir misin?

Merhaba. Davetin için çok teşekkür ederim! 20 yaşındayım, Hacettepe’de Beslenme ve Diyetetik öğrencisiyim. Aynı zamanda 2 yılı aşkın süredir Instagram,  Youtube gibi platformlarda içerik üretiyorum. Son zamanlarda 4 kişilik bir ekiple podcast yayınlamaya da başladık. Psikoloji üzerine okumalar ve izlemeler yapmayı çok seviyorum. Mutfak sanatları da pek ilgimi çekiyor.

Sen Beslenme ve Diyetetik öğrencisi olmanın yanı sıra çoğu kişinin halen çok da fikir sahibi olmadığı iki konu üzerine eğiliyorsun: “Yeme Davranışı” ve “Sezgisel Yeme”. Röportajın devamında özellikle sezgisel yemeden daha detaylı söz edeceğiz ancak bizim için bu kavramları kısaca açıklaman mümkün mü?

Tabii. Sezgisel yemeyi ilk defa duyuyorsanız bu kavramı normal yeme olarak düşünebilirsiniz. İçgüdülerinize kulak vererek açlık ve tokluğunuza hitap edecek şekilde yeme diyebiliriz. Genelde bu yaklaşımla yeme davranışını da normale döndürmek hedeflerimizden biri oluyor. Dolayısı ile ‘’bozulmuş’’ davranışlar ile ilgilenmiş oluyoruz.

Ben ilk kez 10 yaşında bir beslenme uzmanı ile tanışmış ve uzun yıllar ‘bulumia’dan ‘binge eating disorder’a pek çok yeme bozukluğu ile boğuşmuş biri olarak seni ve bu alanda bilinçli diğer bazı isimleri takip ettiğimde ilk olarak şunu düşünmüştüm: acaba zamanında “bir kibrit kutusu peynir diyetisyenleri” yerine böyle insanlarla karşılaşsam yaşamım nasıl değişirdi? Sen işin içinde biri olarak bu konulara yönelik farkındalığın arttığını düşünüyor musun?

Benim de ilk diyetisyen deneyimim 10 yaşında olmuştu. Bizi yeme bozukluğuna sürükleyen tek şey diyetler değil. Pek çok etmen var bu süreçte bizi tetikleyen. Fakat senin yeme bozukluğu yaşamanda küçük yaşta diyet kültürü ile tanışman etkili oldu ise bu konuda farkındalığı yüksek ve duyarlı kişilerle daha önce tanışman olumlu etkiler yaratırdı. Farkındalığın arttığını düşünüyorum ve görüyorum. Fakat daha gidilecek çok yol, ulaşılacak çok insan var.

Yeme bozukluklarına ilişkin olarak en popüler bilinen yanlış önermeler hangileri? (yeme bozukluğun olması için zayıf olman gerekir, erkeklerde yeme bozukluğu olmaz vb.)

Yeme bozukluğunun belirli bir görünüşü veya cinsiyeti yoktur. Karşıdan bakarak birinin hasta olup olmadığına asla karar veremezsiniz. (Böyle olsaydı sağlık çalışanlarının işi epey kolaylaşırdı.) İncelenmesi gereken kan parametreleri, doldurulması gereken ölçekler, alınması gereken hasta öyküsü vardır. Zayıf birinin yeme davranışı oldukça sağlıklı olabilir. Tıpkı obez bir bireyin de olabileceği gibi. Bozuk yeme davranışı çok az yeme veya yediğini kusma ile sınırlı değildir. Bozuk yeme davranışı listesi epey uzundur. Düzenli olarak spor yapan yediğine içtiğine çok dikkat eden ve karşıdan bakıldığında imrenilen bir insan da şiddetli bir yeme bozukluğu yaşıyor olabilir.

Ayrıca yeme bozukluğu bir seçim veya şımarıklık değildir. Anoreksiya nervoza en ölümcül psikiyatrik rahatsızlıklardan biridir ve ciddiye alınmalıdır. Yeme bozukluklarının sadece bir diyet listesi ile çözülebileceği düşüncesi yanlıştır. Kimisinin ilaç tedavisi görmesi gerekir. Kimisinin uzun terapiler alması gerekir. Kimisinin diyet listesi ile karşılaşmaması gerekir (çünkü diyetler tetikleyicidir) . YB yaşayan birine ‘’x diyetini dene’’ dememelisiniz.

Sezgisel yeme’nin besinlerle sağlıklı bir ilişki kurabilmemiz adına bize kattıkları nelerdir? Bu konuda okuma yapmak isteyenlere tavsiye edebileceğin kitaplar var mı?

Sezgisel yemenin ‘’normal yeme’’ olduğundan bahsetmiştik. Sezgisel yeme tüm besinlere nötr bir yaklaşım benimser ve kişinin açlık ve tokluk sinyallerine kulak vermesi gerektiğini söyler. Bir de besin ve pişmanlığı birbirinden tamamen ayırır. Sezgisel yiyerek kendinize bakım verebilmeniz ve kendinizi iyi hissettirecek şekilde beslemeniz mümkün. Tüm besinlerle barışmaya aracılık ederek besinlerle sağlıklı bir ilişki kurabilmenizi sağlar. Ayrıca yüksek benlik saygısı, daha iyi beden imajı ile de ilişkilidir. İngilizcesi yeterli olanlara makale okumalarını tavsiye ederim çünkü Türkçe kaynaklar çok sınırlı. Sezgisel Yeme Uygulama Kitabı, S*ktir Et Diyeti, Kızgın Şef, Yeme Bozuklukları (Kural Dışı Yayınları), Aşırı Yemeyi Yenmek (Psikonet) kitaplarını önerebilirim.

Sezgisel yeme ile ilgili en çok sorulanlar arasında “yani her istediğimi yiyecek miyim”, “kendi isteğime göre yersem kilo alırım” gibi kaygılar yer alıyor. Bunların yanıtları nedir ve sezgisel beslenmeyi pratik eden biri bu kaygılarından zamanla nasıl sıyrılabilir?

EVET. Eğer bir alerjiniz veya özel durumunuz yoksa HER istediğini koşulsuz bir şekilde yiyebilirsiniz. Bence beslenme gibi yaşam için elzem bir ihtiyacımızı karşılarken özgür olabilmeliyiz. Beslenme bu kadar kompleks bir hale gelmemeli çoğumuz için. Kişi bedenine saygı duymayı öğrenerek kilo alma korkusundan da sıyrılabilir.

Belki de kilo alman gerekiyor? Belki de o dönem ihtiyacın olan doku kaybı değil doku kazanımı? Önemli olan kişinin neden korktuğu. Genellikle insanlar kilo alınca ‘’daha çirkin daha sağlıksız’’ olacaklarına inanıyor. Güzellik ve sağlığın kiloyla doğrudan ilişkili olmadığı gerçeğini öğrenmeleri işi kolaylaştıracaktır.

İnsanlar yeme bozuklularını halen tembellik için bir bahane olarak görüyorlar ama benim için en zor süreç asıl tanıları alıp iyileşmeye başladıktan sonrasıydı. Çünkü aynı sorunu yaşamayan insanların anlamadığı bir mücadele var orada aslında ve bolca da düşüş, yeniden ayağa kalkma, yola devam etme. Yeme bozukluğu ile boğuşan bir insanın yakın çevresindeki kişiler ona nasıl yardımcı olabilir, böyle bir kişiye neleri söylemekten kaçınmalılar?

Bu ciddi bir psikiyatrik rahatsızlık ve kesinlikle tembellik değildir. YB yaşayan kişilerde yağmur çamur demeden spora gitme, her ortama sefertasında yemek taşıma, ağır egzersizler yapma, saatlerce mutfakta vakit geçirme, bu konu üzerine deli gibi okuma yapma davranışlarını gözlemleyebiliyoruz. Bunlar epey zaman ve efor alıyor. Benim kanalımda ‘’YB yaşayan kişiye nasıl yaklaşılmalı?’’ adında bir Youtube videosu var. Bu videoya göz atabilirsiniz. Fakat kısaca şunları söyleyebilirim; bu kişilerin şefkat görmeye çok ihtiyacı var. YB yaşayan birini anlamak gerçekten çok zor. Ona yardımcı olabilmek için onu anlamak zorunda değilsiniz. Onu sabırla dinlemeniz bile kişiye çok iyi gelecektir. Bu kişilere beslenme önerileri vermekten uzak durmalısınız.

Bence yeme bozukluklarının temelinde negatif beden algısı yatıyor. Yeme bozukluğunu büyük oranda geride bıraktığını düşünen biri olarak ben bu konuda halen çok zorlanıyorum. “kendinizi sevin” zorlamaları da gerçekçi sonuçlara ulaştırmıyor. Negatif beden algımızı kırmak adına yapabileceklerimiz var mı?

Yardım almak en başında geliyor tabi. Durumun ciddiyetine göre tek başına savaşmak yorucu olabilir. Ben de negatif beden algısını sosyal medyanın çok güzel beslediğini görüyorum. Tek tipleştirilmiş ve idealize edilmiş besinleri dayatan hesapları bloklayın! Sizi daha iyi hissettiren ve her bedene kucak açan profilleri takibe alın. Gördüğünüz şey değiştikçe algınız da değişecektir. Sosyal medyada sahte bedenler ve hayatlar yaratmak çok kolay. Gerçek olmayan şeyler bizim normalimiz olmaya başladı. Buna dur demek lazım.

Şimdi kendimin korkunç bir özelliğiyle ilgili bir itirafta bulunarak bir soru sormak istiyorum. Yeme bozukluğunu atlatmış olmak bazen halen bana yetmiyor. Aynı sorunlardan kurtulan başka insanları görüyor ve onların görünüşlerini kendimle kıyaslayarak ben hala bu insanlar kadar ince görünmüyorum gibi düşüncelerle kendime kızabiliyorum. Sosyal medya ile birlikte pek çok insanın da benzer kıyaslamaları her gün yaptığını biliyorum. Kendimizi bu düşünme biçiminden çıkarmak için neler yapabiliriz?

Çünkü hepimizin bedeninin rahat edebileceği kilo çok farklıdır. YB yaşayıp tamamen iyileşmiş bireyler farklı boylarda olacağı gibi farklı kalınlıklarda da olacak. Bedenlerimizin büyüklükleri ve şekilleri farklılık göstermek zorundadır. Kendinle kıyasladığın hayatların arka planında neler dönüyor hala bilmiyorsun. Zihinlerinde belki hala bir diyet polisi yaşıyor ve hayatını zehrediyor. Bu düşünceden kurtulurken şunu kullandım; KIYASLAMALAR BOKTANDIR. Evet, boktandır. Sahip olduğumuz aile, sosyoekonomik düzey, genetik, metabolizma birbirinden bu kadar farklı iken neyimizi kıyaslayabiliriz ki? Hangi konuda kıyaslama yaparsanız yapın tezinizi çürütecek bir şey bulabilirim. Bu konuda çok iddialıyım.

Senin kendi mutfağında da hep bulundurduğun besleyici ve tatmin verici besinler hangileri?

Ben tahin ve fıstık ezmesi aşığıyım. Ve tıkınırcasına yeme bozukluğu yaşarken bu iki besin benim en büyük tetikleyici besinlerimdi. Şimdi ilişkimiz çok güzel. Biliyorum onlar da bana karşı boş değil. Mutfağımda baharatlara ve soslara da muhakkak yer veriyorum. Her türlü besine de yerim var tabii ki. Fakat meyve ve kuruyemiş çeşitlerinin yeri ayrı…

Son olarak insanların “ama sağlıklı değil” bahanesine sığınarak her gün kilolu insanlara kaba yorumlarda bulunduğuna şahit oluyoruz. Sence bir kişinin yalnızca görüntüsüne bakarak böyle bir çıkarım yapılması doğru mu?

KESİNLİKLE YANLIŞ. Sağlığı değerlendirmek bu kadar basit olamaz. Sağlık komplekstir. Sağlık sadece fizyolojik sağlıktan oluşmaz. WHO’ya göre sağlık fiziksel, sosyal ve ruhsal anlamda iyi olma halidir. Bu kaba yorumları yapan kişiler karşısındaki kişilerin fiziksel, sosyal ve ruhsal sağlıklarına zarar veriyorlar. Hadi diyelim ki sağlık ve kilo doğrudan ilişkili. Bu bizim vazifemiz mi? Gerçekten sosyal medyada gezip insanların görüntüsüne bakarak zorbalık yapmayı kendinize görev mi edindiniz? PES!

Gülşah, tüm sorularımı samimiyetle yanıtladığın için çok teşekkür ederim. Bence senin gibi sabırla bu alanda üretenler sayesinde farkındalığımız arttıkça yalnızca biz yeme bozukluğu yaşayanlar değil toplumca rahat edeceğiz.

Umarım keyif almışsınızdır. Teşekkür ederim.

Kapak Fotoğrafı: Instagram.com/@gulsahkumanova