Yazıma birkaç alıntıyla başlamak istiyorum. İstanbul Manifaturacılar Çarşısı web sitesi sloganı şu: “Kaliteyi, ucuzluğu ve dürüstlüğü temsil ediyoruz.” İMÇ’nin mimarlarından Doğan Tekeli diyor ki: “Yaşadığımız kentin caddelerinde, sokaklarında yürürken, önlerinden geçip gittiğimiz yapıların, pek çoğunun farkına varmayız. Arada bir gözümüze çarpanların da ne zaman, ne zorluklarla, kimler tarafından inşa edildiklerini düşünmeyiz.”

IMG_0018

“Kabban” denilen yük terazilerinde unların tartıldığı, un ve tahıl muhafaza edilen hanların mekanı. 19. yüzyılın buğday ve arpa yüklü gemilerinin demirlediği sahil. Hanlardan geriye kalan boş bir yangın yerine inşa edilen, Türk modern mimarisinin en önemli örneklerinden biri. İstanbul’un ilk modern AVM’si, İstanbul Manifaturacılar Çarşısı, nam-ı diğer İMÇ…

İstanbul Manifaturacılar Çarşısı ve Hikayesi

Avludan Görünüm640.jpg

1950 sonları, 1960 başlarında açılan yarışmayı kazanarak Türk çağdaş mimarisinin en önemli yapılarından birine imza atmak üzere Metin Hepgüler, Sami Sisa, Doğan Tekeli çalışmaya koyulurlar. Çevrenin tarihi dokusu ile uyumlu bir yapı ortaya koymak isteyen mimarlar, özellikle Süleymaniye Camii’nin ihtişamına gölge düşürmemek için doğal eğimden yararlanarak dikey yerine yatay bir yapı tasarlarlar. İMÇ’nin birbirine eklenmiş blokları, çevredeki Şehzade Külliyesi, Zeyrek Camii (Pantokrator Kilisesi), Bozdoğan Kemeri ve Şebsafa Camii’nin de görünümlerini, bütünlüğünü bozmaz. Hepgüler, Tekeli ve Sisa çevrenin dokusuna dikkat ettikleri gibi tarihten de referans alırlar. Mimarlar, binayı tasarlarken İstanbul’un mimarlık geçmişini incelerler ve Kapalıçarşı’yı örnek alırlar. Böylece İMÇ, hemen arkasında yer alan Süleymaniye Mahallesi’ndeki bedesten ve hanlardakine benzer avlu, arkad ve cumbalar barındırarak Türk-İslam mimarisinden ve geleneksel çarşı kültüründen izler taşımış olur.

İMÇ açılış

1966’ta tamamlanan çarşı, 1967’de büyük bir devlet töreniyle açılır ve dükkanlarını önce döşemeciler ve konfeksiyoncular doldurur. 80’lere doğru gelirken o eski Türk filmlerinden hatırlayacağınız; sesini, sazını kapanın kapılarında kuyruk olduğu Plakçılar Çarşısı’na döner İMÇ. Türkiye, yeni bir arabesk kültürle değişirken İMÇ de değişir. Çarşının açılmasından itibaren yapının mimari değeri hiçe sayılmaya başlanır: Binaların cephesi ve pencere doğramaları hasar görür; traverten kaplamalar yeşile, kırmızıya boyanır ve tabela üstüne tabela asılarak görüntü kirliliği yaratılır. İhtarnameler ve mahkeme süreçleri fayda etmez ancak duvarlar eski rengine döndürülür. 2000’lere gelindiğinde İMÇ, insanların gözünde artık büyüsünü ve ihtişamını kaybetmiştir. 2007’de hükümet, “Tarihi Yarımada’yı Koruma Projesi” kapsamında İMÇ’yi yıkarak yerine “Prestij Konutları” adı altında Osmanlı mimarisiyle 50 adet ahşap villa yapacağını duyurur. Küçük bir topluluğun ve esnafın etkili direniş döneminden sonra, bina şimdilik hala ayakta, 6 blok ve 2300 işyeri ile 20.000 kişiye iş imkanı sağlıyor.

İMÇ: Açıkhava Modern Sanat Müzesi

İMÇ, Türk mimarlık tarihinin önemli yapıtlarından biri olmasının yanı sıra, aynı zamanda 8 çağdaş Türk sanatçısının eserlerini barındıran bir açıkhava müzesi. Binanın mimarlarından Doğan Tekeli, dünyadaki büyük yapılara sanat eserleri yerleştirme trendinden etkilenir ve devlet yapılarına (yapı maliyetinin %2’sine denk olacak kadar) sanat eserleri konması ile ilgili yönetmeliği dayanak göstererek çarşının belirli yerlerine İstanbul’u ve ticareti simgeleyen panolar, heykelimsi su öğeleri yerleştirilmesini önerir. Yine bir yarışma sonucunda Kuzgun Acar, Ali Teoman Germaner, Sadi Diren, Yavuz Görey, Füreya Koral, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Eren Eyüboğlu ve Nedim Günsur çarşıya eserlerini koyacak sanatçılar olarak seçilirler. Prof. Dr. Uğur Tanyeli’ye göre İMÇ, içindeki sanat yapıları ile beraber Türkiye’de halen aşılmamış bir doruk. İMÇ’yi bu anlamda bir modern sanat açıkhava müzesi olarak tanımlayan Tanyeli, buradaki sanat yapıtlarının toplam yüzölçümünün metrekare olarak İstanbul Modern’deki eserlerden fazla olduğuna dikkat çekiyor.

İMÇ’ye yerleştirilen 9 değerli eser, maalesef burası ile aynı kaderi paylaşmış ve zamanla unutularak bakımsızlığa mahkum olmuşlar. 2008’de Tangram ekibi eserleri Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı ve İMÇ desteği ile temizlese de, eserler bugünlerde yine pilavcı tabelaları altında; üzerlerine yer yer motor, yer yer kutular yaslanmış halde yıpranmış olmaktan kurtulamamış. İMÇ halkına göre hepsininin birbirine benzediği bu “resimli panolara” restorasyon sırasında en azından açıklayıcı levhalar koyulmuş. Bir kısmı ne kadar yıpranmış olursa olsun eserler halen ayakta ve sanatseverlerin ziyaretini bekliyor.

Taksim’den yukarıya doğru devam ettiğinizde, 6. bloktan başlayıp 1. bloğa kadar yürüyerek eserleri görebilirsiniz. Birinci blokta 4 eser bulunduğu için en sona kadar yürümenizi tavsiye ederim. Yavuz Görey’in 2. blokta yer alan mermer çeşmesi çarşı içerisinde, diğer eserler ise çarşıların dış cephelerinde.

6. Blok: Atlar, Nedim Günsur, 1967, Mozaik pano

Processed with VSCOcam with g3 preset

10’lar grubunun kurucuları arasında yer alan sanatçı, mozaik panoda büyük renk lekeleri üzerinde kalın çizgilerle soyut at figürleri kullanmış. Nedim Günsur’un eseri arka cephede olduğu için bulmakta biraz zorlanabilirsiniz; fakat bence en iyilerden olduğu için kaçırmayın. Bu eserin üzerine maalesef bazı “harika” mentaliteler spreyle yazı yazmayı uygun görmüş ama işte, çirkinlikler güzellikleri kapatmaya her zaman yetmiyor.

5. Blok: Soyut Kompozisyon, Sadi Diren, Seramik pano

Processed with VSCOcam with c1 preset

Sadi Diren, eserinde Anadolu medeniyetlerinden yola çıkarak Anadolu seramiğinin özelliklerini, temalarını ve motiflerini kullanmış.  

Soyut Kompozisyon, Ali Teoman Germaner, Doğal Taştan duvar rölyefi

Processed with VSCOcam with m3 preset

Sanatçının kireçtaşı bloklardan kabartma olarak hazırladığı eser duvara değişik gruplar halinde zamanında montelenmiş; fakat eser oldukça zarar görmüş ve blokların bazılarının yerinde artık sadece çiviler duruyor. 

2. Blok: Beyaz Mermer Çeşme, Yavuz Görey

Processed with VSCOcam with m3 preset

Cumhuriyet döneminin ilk heykeltraşlarından olan Yavuz Görey, 1950’lerde Türk heykel sanatının modern akım etkisi altına girmesinde öncü olan heykeltıraşlardan. Görey’in modern çeşme eseri çarşı içerisinde görülebilir.

İstanbul Soyut Kompozisyon, Bedri Rahmi Eyüboğlu, 1965, Mozaik pano

IMG_9953

D grubu sanatçılarından Bedri Rahmi Eyüboğlu bu kompozisyonunda; kuşları, balıkları, minareleri, kuleleri, kubbeleri ve masmavi denizi ile bir İstanbul manzarası betimlemiş. Detaylarını inceledikçe çok seveceğiniz bu kompozisyon, İMÇ’nin en renkli eseri. Özellikle “eli belinde” figürü benim favorilerimden.

1. Blok: Kompozisyon, Eren Eyüboğlu, 1965, Mozaik pano

Processed with VSCOcam with c1 preset

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun eşi olan Eren Eyüboğlu, Bedri Rahmi ile yaptıkları Anadolu turlarından etkilenerek geleneksel Anadolu yaşamını ve folklorik öğeleri eserlerine yansıtmış. Ressam kimliği ile de öne çıkan Eyüboğlu, İMÇ’deki mozaik panoda yine Anadolu öğelerini kullanmış.

Soyut Kompozisyon, Bedri Rahmi Eyüboğlu, 1965, Mozaik pano

IMG_9961

Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun İMÇ’deki ikinci eseri, hareketli bir zemin üzerinde farklı renklerde farklı form ve cam kabaralardan oluşuyor.

Soyut Kompozisyon, Füreya Koral, 1965, Seramik pano

IMG_9966

Romantizminden çok etkilendiğim ve çok sevdiğim Füreya Koral’ın panosu, Süleymaniye Külliyesi’nin yarattığı ruh halinden yola çıkarak yapılmış. Koral; figüratif bir anlatımla aşkı, sevinci ve mutluluğu göstermek istemiş ve malzeme olarak tüm bu duyguları yapısında barındırdığına inandığı seramiği seçmiş. Bu kadar romantik bir eserin pilavcı panosu kurbanı olması ise çok sembolik olmuş!

Kuşlar, Kuzgun Acar, 1967, Heykel

Kuşlar

Türk heykel sanatının en önemli eserlerinden sayılabilecek Kuzgun Acar’ın “Kuşlar” eseri, dış mekan şartları sebebiyle çok yıpranmasından dolayı Kültür Bilinci Vakfı tarafından onarım amacıyla 2013 tarihinde bir atölyeye götürülmüş. İMÇ’nin ön cephesinde bulunan ve kopan parçaları da görebileceğiniz eserin yerinde şu an açıklayıcı bir poster duruyor. Eseri en kısa zamanda onarılmış bir halde yerinde görmeyi umuyoruz.

Cumhuriyet tarihinin önemli mimari eserlerinden olan İstanbul Manifaturacılar Çarşısı binasını ve bu 9 eseri görmek istiyorsanız İstanbul sokak sanatı tur planlarınıza Unkapanı’nı da eklemeyi unutmayın!

İstanbul Manifaturacılar Çarşısı Adres: Atatürk Bulvarı, İmç Kat Malikleri Yönetimi 3. Blok No:3601/ Unkapanı

imc.org.tr/

İlginizi çekebilir: Canan Sayitoğlu’dan “Arkeoloji Müzesi’nden Kapalıçarşı’ya: İstanbul’da Turist Olmak”

 

http://www.imc.org.tr/icerik.php?m=33
http://www.mimarlikforumu.com/showthread.php?t=13217
http://v3.arkitera.com/haber_17213_muzik-sustu-perde-kapaniyor-imc-acilmayacak.html
http://gorkorg.blogspot.com.tr/2011/01/kahraman-imc-avmlere-karsi.html
http://www.tekelisisa.com/tr_TR/projects/22
http://www.arkitera.com/haber/12749/dogan-tekeli-imcnin-hikayesini-anlatiyor
http://www.iztv.com.tr/program.aspx?id=1373
http://www.hurriyet.com.tr/cumartesi/9411352.asp
http://www.kulturbilinci.org/kurumsal/duyurular/kuzgun-acarin-kuslar-heykeli-icin-restorasyon-calismasi-baslatildi

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Harika bir yazı olmuş. Tüm detayları ile aktarmışsın, sıradaki rotamızı biliyorsun :D

  2. Gerçekten çok kapsamlı bir yazı olmuş! Eskiden benim için sadece “işte perdeciler, döşemeciler falan”ken 1. sınıfta yaptığımız bir video projesi sonunda İMÇ’ye hayran kalmıştım. Geniş giriş alanlarında ortalığa serilip sarılan kumaşlar, alt katlarda tıkır tıkır çalışan dikiş makinaları ve oradan oraya telaşla sarmal merdivenlerden çıkan insanlarıyla oldukça ilgi çekici bir yer. İçerisindeki çoğu kişinin ne varlığının ne de değerinin farkında olduğu eserler de İMÇ’nin hazineleri. Keşke hem bu önemli yapının hem de eserlerin korunacağına emin olabilsek. Yazıyı okur okumaz tekrar bir uğramanın zamanı geldiğini farkettim.

    • Teşekkür ederim:) Aslında o dikiş makinaları da olaya ayrı bir hava katıyor. Kumaşçıların çirkin tabelalarını saymazsan, içeriye girdiğinde kumaş renk, desenlerine de hayran oluyorsun. Bu sakinlerin orada olmaya devam ettiği alternatif çözümler de düşünebilir aslında İMÇ için. Gayet de nostaljik ve hoş olur. Ama işte bunlar hep bizim kafalardaki planlar maalesef. Bu haliyle bile olsa gidip görmek ve oradakilere içeride, duvarlarda neler olduğunu hatırlatmak önemli. Hiç kimse bizim fotoğraf çekmemize anlam veremedi:) Haftasonları insanlar gitse, en azından panoların üzerine dayanan el arabaları vs yi kaldırırlar “demek burada mühim birşeyler var” diyerek.

  3. Gerçekten çok güzel bir yazı olmuş. En kısa zamanda, belki de yarın görmek istiyorum.