Kadın Olmak: Özel ve güzel… Çileli ve cefalı… Zevkli ve sevimli… Zorlu ve yorucu… Mutlu ve umutlu… Yoğun ve yorgun.. Mantıklı ve ayrıcalıklı… Mücadeleli ve meşakkatli. Ama kesinlikle keyifli ve değerli!

Bundan yaklaşık bir yıl önce yine 8 Mart Dünya Kadınlar Günü arefesinde, profesyonel ve amatör 42 kadın yazar, Türkiye’deki kadınların durumuna, gördükleri zulme ve yaşadıklarına dikkat çekmek amacıyla kadın öyküleri yazmıştı. Tüm bunlar yayıncı yazar Halil Gökhan tarafından Kadın Öyküleri isimli bir kitapta toplanarak okuyucularla buluşmuştu. Benim de dahil olduğum bu kitabı ayrıntılarıyla theMagger’da paylaşmıştım. Bu kez de 24 kadın yazar, 8 Mart için bir araya gelerek Kadın Yazarlardan Savaş Öyküleri kitabına imza attı.

savas1

Halil Gökhan bu projeyi Kadın Öyküleri kitabından sonra “görülen bir lüzum” olarak gerçekleştiriyor.  Kendi deyimiyle bundan tam bir sene önce yayınlanan Kadın Yazarlardan Kadın Öyküleri, hayatın ve sanatın her konumundan kadın yazarlar için verilmiş bir davet gibiydi. Görülen lüzum, bir parti havasında geçen bu davetin bu yıl da, bu kez seçilen bir temayla yinelenmesi. Savaş, elbette herkes için kabul edilemez bir olgu. Bu olguda da en çok zarar görenler de kadınlar oluyor. Biz kadın yazarlar, erkeklerin hırsları yüzünden yaptıkları bu kıyımda kadınların yaşadığı zulme dikkat çekmek istedik. Kimimiz Bosna Savaşı’nı anlattı, kimimiz İkinci Dünya Savaşı’nı. Bazı hikayelerde zaman Kurtuluş Savaşı olurken bazısında da mekan Çanakkale oldu. Öyküler hangi şehirde, ülkede geçerse geçsin; düşmanlar ister Almanlar olsun ister Ruslar, bu hikayelerde hepimiz için amaç aynıydı: “Her savaş öyküsü, bir savaşı önler!”

Savaş Öyküleri, “savaşın tüm izlerini hafızalarımızdan silebilmek için bir hatırlatma kitabı” niteliğinde. Hal böyle olunca da, hikayeleri sade bir dille paylaşmaya çalıştık. Konuyu ve karakterleri yansıtırken de farklı kurgularla, farklı uzunluklara sahip öyküler ortaya çıktı. Özlem Tüm, “Savaş” isimli hikayesini sadece 3 sayfada anlatırken Çiğdem Keskinbıçak da, “Yüzleşme”de  16 sayfa boyunca uzun uzun paylaştı kendi savaş hikayesini. Her öyküde farklı anlatım yöntemleri denendi. Bunlar içinde en dikkat çekeni savaşı bir şiir formatında anlatan Birsen İnanç’ın “Tüm İnsanlığa Bir Not” isimli hikayesi oldu. Ayrıca hepsinde önemli olan duyguları ön plana çıkarmaktı ve herkes bu görevi de fazlasıyla yerine getirdi. Öfke, şiddet, zulüm, hırs, acı, yoksunluk, umut başta olmak üzere, aklınıza gelebilecek, savaşın kuşattığı tüm duygular, her hikayede ayrı ayrı ya da hep birlikte işlendi. “Teyzemin Doğum Günü” isimli hikayemle ben de bu kitaba dahil oldum ve savaşın yaşattığı utanç verici duyguları Leyla’nın gözünden anlatmaya çalıştım.

savas-ben“… savaş hepimizi çaresiz bırakmıştı. Bizden farklı olarak buna isyan etmişti ancak isyanının bedelini hayatıyla ödemişti… Savaş, bizlere güçsüzlüğümüzü, başkalarının anlamsız hırsları yüzünden en büyük acıyı bizim çekmek durumunda kaldığımızı ve hayatımızı bombanın bir anda patlaması gibi birden nasıl karartabildiğini öğretti. Vicdansızlığın, zulmün ve şiddetin en acımasız yüzünü bize gösterdi. Önce aklımızı, sonra sevdiklerimizi, vatanımızı, en son olarak da geleceğimizi elimizden aldı. İşte savaş, böyle iğrenç bir şeydi.” 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü için zulme uğrayan tüm kadınlara ithafen yazılmış bu kitabın sadece kadınlar değil herkes açısından bir başucu kitabı olacağına inanıyoruz. Bu kitabın yaratıcıları olarak bizler savaşların olmadığı, kadınların işkence ve şiddet görmediği bir dünya diliyoruz. Umarız, kadın olarak bizlerin tek savaşı daha iyi bir dünya yaratmak olur. Bu savaşta galip geleceğimize de inancımız tam çünkü böyle bir savaş “erkeklere bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir!”        

Kapak Görseli: Jacques-Louis David’in “Les Amours de Pâris et d’Hélène” eseri

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN