Yeldeğirmeni’nde birbiri ardına açılan her mekanın kendine göre menüsü ve lezzetleri var. Bu mekanlar arasında bri tanesi var ki, diğerleri arasından özgünlük bakımından bir adım öne geçiyor. Mahatma Cafe, vegan mutfağını bu semte getirmekle kalmıyor, çevreye duyarlılığıyla da yeni bir yaşam kültürünü buraya yerleştiriyor.

m11

Yeldeğirmeni’ndeki keşiflerime hız kesmeden devam ediyorum. Şimdiki durağım ise ismini çok duyduğum ve merak ettiğim Mahatma Cafe. Karakolhane Caddesi’nin sonuna kadar ileriyor ve solda renkli sandalyeleriyle dikkatimi çeken Mahatma Cafe’ye geliyorum. Akşamüstü serinliğinden faydalanarak dışarıda bir masayı seçip menüyü elime almamla birlikte bambaşka bir dünyanın kapısından içeri girmiş oluyorum. Vegan mutfağının Yeldeğirmeni’nde ve hatta Anadolu yakasındaki tek temsilcisiyle tanışma hikayem de işte böyle başlıyor.   

m10

Mahatma Cafe’nin menüsü tuzlular, tatlılar ve içecekler olarak üçe ayrılmış durumda. Menüde zeytinyağlı fasülyeden humusa, bulgur pilavından falafel köfteye kadar sebzenin her hali var. İsterseniz karışık tabak olarak da var. Ayrıca her menüde olduğu gibi bu menüde de bir yıldız var, o da sebzeli börek. Kabak, patates ve pırasadan yapılan bu börek, akıllara zarar bir şey! Tadının bu kadar güzel olması sadece sebzesinin bolluğundan değil, üstüne sürdükleri tahin, pekmez ve zeytinyağlı sosundan ileri geliyor. Ben artık börek bağımlısıyım. Bir böreğin bağımlısı olunur mu demeyin, Mahatma Cafe yaparsa, olursunuz hem de her gün yemeyi isteyecek kadar.

m9

Böreğin içeriği mevsime göre değişiyor, mesela pırasa yerine iç mercimek veya patlıcan konuluyor. Menüyü de yine aynı şekilde değiştiriyorlar. Bir sonraki gidişimde yeni lezzetlerle karşılaşıp onların da sadık tüketicisi olacağımı biliyorum. Buradaki tüm lezzetlerin mimarı Sait Biliz. Yakında birinci yılını kutlayacak bu cafede sürekli yeni tarifler deniyor ve her denediği de menünün baş köşesine yerleşiyor. Mesela vegan kahvaltı tabağı sunuyor, tahinli, pırasalı, çirişli ekmeklerini anlatırken ben kendimden geçtim. Tadına bakınca olabilecekleri düşünemiyorum. Burada yapılan tüm yemeklerde sadece ve sadece zeytinyağı konuluyor. Tüm malzemeler de tam olarak kullanılıyor. Yani, lezzetlerinde tam buğday unu, rafine edilmiş deniz tuzu var. Sonra kabak, patates, pırasa gibi tüm sebzeler dış kabuklarıyla ve saplarıyla birlikte doğranıyor. Böylece besin değeri yitirilmiyor.

m5

Tatlı bölümüne geçtiğimde ise limonlu turta ve tiramisu gözüme çarpıyor. Vegan bir yerde bu tatlılar nasıl yapılır diye soruyorum. Yine özel tariflerle tabi ki, diyorlar. Mesela tiramisunun kreması fasülye kremasından. İlk defa denedim ve bir dilimle yetinmeyeceğimi anladım. Tadı gerçekten bambaşka. İlk önce denediğim limonlu turta ise yoğun limon kokusu ve tadıyla beni etkilemeyi başardı. Bu bölümde 100 puanla şampiyon ilan ettiğim tat ise kurabiyesi. Bu kurabiyeyi yerken bugüne kadar yediklerinizi unutacak ve tek bir kırıntısını bile ziyan etmeyeceksiniz.

İçeceklerde ise bitki çaylarında çeşit zengin. Filtre kahvenin çekilmesi ve karışımı da ayrıca buraya özgü. Her kahveseverin denemesi gereken bir lezzette. Benim en çok dikkatimi çeken ise kaynar oldu. Çukurova bölgesinde lohusa şerbeti olarak bilinen ve benim de inanılmaz sevdiğim bu içeceği burada görünce çok mutlu oldum. Her ne kadar bizimki gibi üstünde dövülmüş ceviz ve toz tarçın olmasa da kış dönemimin en ideal içeceğini burada bulmak çok güzel. Sait Biliz’in, bir Afyonlu olarak havlıcan, tarçın, zencefille yaptığı bu karışımı, bir sonraki gidişimde özellikle deneyeceğim.

m3

Mahatma Cafe’de Yaşam

Bu kadar harika lezzetleri deneyip buranın hikayesini dinlemeden ayrılmak olmaz. Hemen başlıyorum Sait Biliz’e soru sormaya. Kendisi de öyle bir anlatıyor ki, not almaktan kolum yoruluyor. Vegan yaşam konusunda bilgisi de, deneyimi de derya deniz. Siz de gittiğinizde, uygun olursa  lütfen sohbet edin çünkü bu kültürü sadece yemeklerini tadarak tanımak mümkün değil.

m4

Sait Biliz, son dört yıldır vegan. Onun için veganlık bir yaşam biçimi. Bu konuda çok fazla çalışmaları var. Bu kültürü daha da fazla tanıtmak üzere Mahatma Cafe’yi açmış. Yaptığı yemekleri tattırmaya, doğaya olan görevini yerine getirmeye kararlı. Bundan sonraki hedeflerini sorduğumda, Mahatma Cafe’nin devamı gelecek diyor. İşletmeciliği burayla birlikte öğreniyor. Biraz daha deneyim kazandıktan sonra Boğaz’ın diğer tarafına geçmek ve İstanbul’un her iki yakasında da yeni Mahatma Cafeler açmak istiyor. Hatta ülke sınırlarını aşıp uluslararası olmak, uzun vadeli planı. Berlin’de veya Amsterdam’da neden bir Mahatma Cafe olmasın? Bence kesinlikle olsun!

m1

Birkaç Önemli Not

*Buradaki her ürün, %100 yerli. Hepsi kendi topraklarımızda üretiliyor. İthal hiçbir şey yok. Örneğin burada bir soya veya soya eti asla olmayacak. Her şey bir yana, sırf bu coğrafyada üretenler kazansın diye Mahatma Cafe’ye gelinir.

*Burada hiçbir şey çöpe gitmiyor, ziyan edilmiyor. Diyelim ki, çok doydunuz ve tabağınızdakileri bitiremediniz. Bu durumda yiyemediğiniz yemeği size paket olarak veriyorlar. Tabağınızda kalan, paket yapılamayacak kadar azsa veya götürmek istemezseniz de sorun değil, bir şekilde değerlendiriyor, sokakta besledikleri kediler ve köpeklere veriyorlar. Ayrıca da bulundukları binanın yan tarafında bir salyangoz kolonisi var. Yanlış okumadınız, salyangoz da besliyorlar. Artan çorbaların suyu, kuru ekmek, marul yaprakları ve havuçlar da salyangozları doyuruyor. Çevreye ve canlılara bu kadar duyarlı başka bir cafe var mı acaba?

mahatma

*Fiyatlar, menüden de görüldüğü gibi gayet uygun. Servis de sakin ve güleryüzlü. Köşede olmasından dolayı hem caddeye, hem de iç sokağa hakimsiniz. Mahalle sakinleri Sait Bey’le birlikte size de selam verecektir, almayı unutmayın. Kadıköy’ün samimi havasını bir sonraki gelişinize kadar içinize çekip mekandan öyle ayrılın.

Mahatma Cafe, lezzetleri saatlerce konuşulacak renkli ve özgün bir mekan. Kadıköy’e yolunuz düştüğünde artık nereye geleceğinizi biliyorsunuz. Sebze sevmem demeyin, burada tüm düşünce ve alışkanlıklarınız değişecek. Vegan veya vejeteryan olup olmamanız önemli değil. Önemli olan sağlıklı ve lezzetli yemekler yiyip Yeldeğirmeni’nin keyfini çıkarmak. Gerisi zaten gelecek. Afiyet olsun!

Mahatma Cafe Adres: Prof. Dr. Macit Erbudak Sok. No: 50/A Yeldeğirmeni, Kadıköy / İstanbul

m7

Fotoğraflar: Mahatma Cafe – Atakan Ürer

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN