Rahatlatıcı müzikleri ve psikedelik sound’larıyla fark yaratan Morcheeba’nın soul, dub, hip hop ve trip hop gibi farklı tarzları bir araya getirerek yarattığı özgün stilini, özellikle de geçtiğimiz yaz çıkan Blaze Away isimli albümlerini capcanlı izlemek için çok heyecanlıyız. 2013’ten bu yana Skye Edwards ve Ross Godfrey’den oluşan Londra çıkışlı grup ile konser öncesi, keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Sizi biraz yakından tanıyabilir miyiz? Müziğin hayatınıza girmesi nasıl oldu?

Skye şiir yazmayı çok seviyordu ve bir gitar satın alıp yazdıklarını şarkıya çevirmeye başladı. Patsy Cline ve Shirley Bassey gibi şarkıcıları dinleyerek büyümüş. Ben ise müziğe daha 7 yaşındayken, kardeşimin çöpte bulduğu bir gitar sayesinde başladım. Rhythm & Blues müziğini çok seviyordum ve kendi kendime Chuck Berry şarkısını çalmayı öğrendim. Daha sonra Jimi Hendrix gibi isimleri keşfettim ve ‘acid rock’ yolundan yürümeye başladım. Ama aynı zamanda modern elektro ve hip hop’a da ilgi duyuyordum.

Nasıl bir araya geldiniz, yollarınızın kesişmesi ve birlikte müzik yapma fikri nasıl doğdu?

Güney Londra’da, kardeşim Paul’ün DJ’lik yaptığı bir partide tanıştık. O günden sonra bağımızı hiç koparmadık ve en sonunda beraber şarkılar yazmaya başladık. İlk kaydettiğimiz şarkımız Trigger Hippie idi. İnanılmaz bir şekilde, bir kayıt anlaşması yaptık ve dünyanın çeşitli yerlerinde birlikte konser vermeye başladık.

Trip hop dendiğinde ilk akla gelen isimlerden birisiniz. Özellikle ilk iki albümünüzde trip trop öğelerini görsek de, sonraları çeşitli değişikliklere giderek şarkılarınızda rock, blues ve pop gibi türlerden izlere de yer vermeye başladınız. Tarzınızı tam olarak nasıl tanımlarsınız?

Sanırım çok iyi bir şekilde tanımlayamam. Normalde biri sorduğunda, bir hayli yumuşak ve psikedelik, biraz da ‘soulful’ diyorum. Tek bir cümleye sıkıştırmak zor. Ama, Trip Hop olarak da bilinmekten de sıkıntı duymuyoruz.

Grubun içindeki yaratım süreci nasıl ilerliyor?

Şarkılar genellikle birkaç gitar akoruyla veya piyanoda yarattığımız nakaratlarla başlıyor, sonra Skye melodiyi ve ardından da şarkı sözlerini oluşturuyor. Beraber çalmaya başlıyoruz ve ritmi yakalıyoruz. Şarkının dinamikleri belli olana kadar çeşitli katmanlar ve son olarak da daha karanlık sound’lar ekleyebiliyoruz.

Tura çıkmaktan keyif alıyor musunuz, yolculuk ettiğiniz ve sahne aldığınız farklı yerler hem kişisel olarak size, hem de müziğinize neler katıyor?

Tura çıkmayı çok seviyoruz, çok eğleniyoruz! Özellikle muhteşem yerler görmeye, denize girip yüzmeye ve iyi yemek yemeye bayılıyoruz. Sahnede olduğumuz anlar bize, sanki yeni bir şehre geçmeden, gecenin sonunda yaptığımız partiler gibi geliyor.

Morcheeba 23 yıldır var olan bir müzik grubu. Size göre müzik endüstrisi ne açılardan değişime uğruyor?

Müziklerin kaydedilmesi yaklaşık 10 yıl önce bitti, sanki ‘streaming’ son zamanlarda yeniden biraz canlandı. Ama canlı sahne performansları gittikçe büyüyüp gelişiyor ve bizim de esas işimiz bu olduğu için çok mutluyuz!

Beş yıllık bir sessizliğin ardından, “Blaze Away” adlı müthiş bir albümle geri döndünüz ve ilerleyen haftalarda PSM Caz Festivali kapsamında sahnede olacaksınız. Biz çok heyecanlıyız! Siz neler hissediyorsunuz?

Biz de çok heyecanlıyız! İstanbul’u çok seviyoruz ve hem yeni şarkılarımızı, hem de eski klasiklerden birkaçını Zorlu PSM’de sergilemek için sabırsızlanıyoruz. Morcheeba’ya biraz ara verdiğimiz dönem; Little Mountain ve Skye & Ross gibi albümlerimizi çıkarma fırsatı bulduk. Bu sürede Skye da 2 tane solo albüm çıkardı. Aynı zamanda müzik konusunda ailelerimizi de geliştirdik diyebilirim.

Morcheeba bileti satın almak için tıklayın.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN