Son zamanlarda, daha önce o kadar da bayılmadığım bir alışkanlık edindim: yürümek. Sonu yokmuşçasına yürüyorum, yol nereye çıkar diye düşünmeden. Bu alışkanlık , insanı hem rahatlatıyor, hem de karşısına güzel sürprizler çıkartıyor.

New York’tayken belki hayatımda hiç yürümediğim kadar yürüdüm ve özellikle sizinle paylaşmak istediğim iki güzel mekanı keşfettim: Strand Bookstore ve Max Brenner, Chocolate by the Bald Man. Yolunuz düşerse, bu iki mekan da Union Square yakınlarında, Broadway üzerinde. Hatta daha da net olayım, Broadway 12 ve 13’te bulunuyorlar.

strand bookstore

Şu ana kadar ziyaret ettiğim kitapçılar arasında artık yeni bir favorim var: Strand.  Evet, Shakespeare and Company, uzun yıllardır koruduluğu birinciliği kaybetti. Strand, kitapseverler için hayatı kolaylaştırmış bir mekan. Eğer siz de ben gibi, aklınızda almak için spesifik bir kitap olsa da olmasa da kitapçılarda vakit geçirmeyi seven ve “o anda” keşfettiği kitapları almayı seven insanlardansanız, Strand’e kesinlikle uğramalısınız.

strand bookstore

Strand’de, hemen her adımda sizin seçimlerinizi yönlendirecek bir stand var. Örneğin, “Best of the Best”, Virginia Woolf kitaplarına yer verdikleri “Expand Your Horizon” ve çalışanların yazdıkları kişisel notlarla birlikte seçtikleri kitapları sergiledikleri duvar gibi. Her bir standı sonuna kadar didiklemek isterken bir sonraki standa da bir an önce geçmek istiyor insan.

strand bookstore

Onun dışında Strand, son derece zengin bir seçkiye sahip. Art arda dizilmiş, son derece yüksek raflar, biraz sanatçı atölyesi kıvamında kaotik bir ortam yaratsa da, tüm raflar muhteşem yazarların muhteşem kitapları ile dolu. Strand’in son derece zengin bir ikinci el seçkisi de var, belirtmeden geçmeyim.

Strand çıkışında, neredeyse hemen çaprazındaki Max Brenner’e girmeye karar veriyorum, kocaman Chocolate by the Bald Man yazısı dikkatimi çekiyor.

max brenner

Max Brenner aslında biraz bistro gibi, içeride yemek yeme gibi bir tercihiniz de olabilir ancak hemen kapıdaki çikolata standları ve bardaki çikolata şelalerini gördükçe, kararımı veriyorum hemen. Sundae almak isterken, büyük porsiyonlar konusunda uyarılıyorum ve tıpış tıpış tiramisu söylüyorum.

max brenner

Tiramisu gelince önce sunumu, sonrasında ise tadı beni çarpıyor, yanında getirdikleri çikolata sosu ise cabası. Yanımda oturan masa fondue paylaşıyor, “beni de aranıza alın” dememek için zor tutuyorum kendimi. Burası adeta insanlar kendini kaybetsin ve çikolata yesinler diye yaratılmış. Nedense kendimi Wes Anderson filmlerinde gibi hissediyorum bir an.

max brenner

Bu sürprizli yürüyüşümü hemen paylaşmak istedim sizinle. Yolunuz New York’a düşerse, önce Strand’den ilgi çekici bir kitap alın, sonrasında kahve ve tatlınız eşliğinde Max Brenner’de okumaya başlayın derim.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x

Newsletter'a üye olmadınız mı?