Marion Cotillard ve Matthias Schoenaerts‘in başrollerini üstlendiği, Fransız yönetmen Jacques Audiard’ın yönetmenliğini yaptığı Rust and Bone’a (De Rouille et D’os) gittiğimden beri birçok “Nasıldı?” sorusuyla karşılaştım. Anladığım kadarıyla filmi izleyenlerin yorumları arasında büyük farklar var; bazıları filmi “sıkıcı” bulurken, diğer taraf “çok başarılıydı” diyor. İki farklı uç kesim olunca daha izlemeyenler gitmek konusunda şüpheye düşüyor. Peki ben hangi tarafta mıyım, öğrenmeniz için yazımı okumanız yeterli olacak…

Film, Belçika’dan gelen Alain’nin, eskiden annesiyle beraber yaşayan oğlu Sam’e tek başına bakmak zorunda kalmasıyla başlıyor. Alain ve Sam beraber Antibes’te yaşayan Alain’nin ablasının evine gidiyorlar. Alain, bir gün Stephanie (Marion Cotillard) ile bodyguard’lık yaptığı barda tesadüfen tanışıyor.

Bir katil balina eğitmeni olan Stéphanie geçirdiği büyük kaza sonucu iki alt bacağını kaybediyor ve uzun süren bir bunalım sonucunda hayata biraz olsa bile geri dönünce Alain’i ona arkadaşlık etmesi için arıyor. İkili bir süre sonra birbirilerinin hayatlarında “arkadaştan fazla” olsalar da tam olarak ne sıfatla olduklarını bilemiyorlar.

Stephanie ve Alain acı çektikçe ve hayat onlara birçok açıdan zor geldikçe daha da çok yakınlaşıyorlar. Enteresan bir şekilde birbirlerine hiç acımadan, hayatlarındaki zorlukların onları birleştirmesi -Alain arada sırada bu kabul etmemek için kaçsa da- aralarındaki bağı kuvvetlendiriyor.

2003′te “Jeux D’enfants”ta karşılaştığım ve o zamandan beri hayran olduğum Marion Cotillard’ın performansı tek kelime ile mükemmel. Stephanie’nin çok seksi ve güzel bir kadınken bacaklarını kaybeden ve kimseye yaklaşamayan bir karakter haline gelmesi, yaşadığı psikolojik sorunlar ve tekrar hayata dönmenin hissettirdiklerini deneyimlemesini inanılmaz bir şekilde canlandıran Cotillard için bile Rust and Bone seyredilir.

Alain’i canlandıran Matthias Schoenaerts ise seneler sonra oğluna tek başına bakmak zorunda kalan, para kazanmaya ve umutsuzluk içinde yeni başlangıçlar yapmaya çalışan bir babayı gerçekten çok iyi bir şekilde oynuyor.

Rust and Bone, bu kadar acılı sahneye rağmen enerjisi yüksek bir film. Ayrıca, senaryo ve oyunculuklara bakıldığında “fazla duygusal” bir film gibi görünüyor ama kesinlikle öyle değil; Rust and Bone, her sahnede “dram”lığını koruyor ve duygu sömürüleri ile sizi ağlatmıyor- ağlatmaya da çalışmıyor. Filmi, dram ve sarsıcı tarzı sevenlere kesinlikle tavsiye ediyorum. Ancak daha rahat ve mutlu film sevenlerdenseniz, ne yazık ki Rust and Bone size göre değil.

IMDb’de 7.5 alan Rust and Bone için, oyunculuk, çekim, yönetmenliği ve sahneleri göz önünde bulundurduğum zaman benim notum;  8.

GALERİ

6 fotoğraf

Herkese iyi seyirler…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?