Günlük hayatın koşturması içinde yapacak, düşünecek o kadar çok şey var ki! Kendini sürekli bir şeyler düşünürken bulanlar, yatarken bile uykuya dalabilmek için zihninin susmasını bir süre bekleyenler: Hoş geldiniz! Hayatımızda yaşadığımız ve aslında yaşamamamız gereken onlarca şeyi anksiyete, overthink gibi nispeten “havalı” kelimelerle telaffuz edince sanki problemi ve çözümü tanımlamış gibi hissetsek de maalesef bu durum o kadar yüzeysel değil.

Santosha | Fotoğraf: Ashley Betz – unsplash.com

Tüketim toplumu olmak demek sadece maddi şeyleri tüketmek anlamına gelmiyor aslında, hatta aksine sahip olduğumuz şeylerin hissettirdiği duyguları o kadar çabuk tüketiyoruz ki o duyguları tekrar hissedebilmek adına daha fazlasını ya da daha farklısını isteyip duruyoruz. İster yaşam koşulları, ister içinde bulunduğumuz yüzyılın getirileri ister bambaşka şeyler deyin ama aslında sadece tatminsiziz. İşimizden, eşimizden, maaşımızdan, zam oranlarından, hayat koşullarından, evimizden, çocuklarımızdan hatta kendimizden bile memnun olmadığımız bir hayat sürüyor, bunun da sebeplerini her daim dış faktörlere bağlayarak hayatımıza şikayetler silsilesiyle devam ediyoruz. Bu şikayet ve negatif duygu fanusunda zihnimizi temiz tutmak, rahatlamak, bir derin nefes alıp olayları daha sağlıklı sorgulamak pek de imkânlı gözükmüyor değil mi? İşte tam da bu sırada yoganın sekiz uzvundan biri olan niyamalar, yoga yolcuğundaki kişisel sorumluluklarımızı anlatarak karşımıza çıkıyor. Benim bu durumla özdeşleştirip kendi hayatıma entegre etmeye çalıştığım felsefe ise bizim gibi “overthinker”lar için sanki biçilmiş kaftan: Santosha!

Santosha | Fotoğraf: Max – unsplash.com

Santosha

Sanskritçe sam yani tamam, bütün ve tosha memnuniyet, kabul, tatmin kelimelerinin birleşiminden gelen Santosha, kötü bir durumu kabul etmek veya boyun eğmekten ziyade, olanla birlikte var olmak ve bu varlığın içinde her zaman bir tatmin hissetmekle ilgili. Kişinin iyi ya da kötü hangi noktadaysa oradan ilerlemeyi kabul etmesi aslında. Hayatımızda hatta günlük rutinimizde dahi mücadele etmek zorunda olduğumuz onlarca şeyle savaşma gücünü bularak ertesi sabah uyanıp tekrar aynı savaş rutinleriyle yüzleşebilecek azmi ve iradeyi içimizde biriktirerek belki de zaten bu felsefeyi uyguluyoruz ancak arada birkaç fark var: Tatmin ve kabul duygusu.

Santosha | Fotoğraf: Ravi Pinisetti – unsplash.com

Santosha, kişiye hayatında olumsuz şeylerle karşılaşsa dahi az önce dediğim gibi bunu bir boyun eğme kabul edişiyle değil de kötü durumun içinde de varlığı en iyi şekilde, belki de sadece var olma tatminiyle kabul edip yer aldığın, vardığın, orada olduğun noktayı özümseyip devam etmek anlamına geliyor. Bir bakıma hayatın size sunduklarının, başınıza gelenlerin, problemlerinizin ne olduğuyla değil de sizin onu nasıl tanımladığınızla ilgili aslında. Olayları her yönüyle görmek, gördüklerini hoşnutluk tutumuyla değerlendirmek, mutluluğunun/mutsuzluğunun bu gördüklerine bağlı olmaması demek.

Santosha | Fotoğraf: Zac Durant – unsplash.com

“Peki, bunu nasıl deneyimleyebilirim?” derseniz de bunun için dünyaca ünlü Yoga eğitmeni Stephanie Synder bize kısa bir meditasyon önerisinde bulunuyor: Öncelikle bir sandalyeye oturuyoruz, ayağımızın altındaki yeri hissediyoruz. Yerle dünya arasında bir bağlantı kurduğumuzu düşünüyoruz. Böylece hem bu gezegene ait hissederken bir yandan da “bu anda, burada” kalıyoruz. Sonra gözlerimizi kapatıyoruz ve kendimizde olumsuz duygu yaratan bir olayı ya da anıyı düşünmeye başlıyoruz. Ancak burada odaklanmamız gereken olayın kendisi değil, olay anında hissettiğimiz duygunun vücudumuzdaki kaynağı. Anımızı düşünürken bir yandan da duygularımızı takip ediyoruz, bizi nereye götürecek? Bu anda belki sinirden kulaklarınız kızaracak, belki titreyeceksiniz anın duygularıyla…

Santosha | Fotoğraf: Hans Vivek – unsplash.com

Tüm bu süreç boyunca vücudunuzda olanları sanki dışarıdan bir gözmüş gibi inceleyin, izleyin. Fiziksel tepkiler yaşadığınız esnada nefesinize dikkat edin. Tutuyor musunuz, yoksa daha mı hızlandınız Sandalyede otururken vücudunuza izin verin doğasının gerektirdiklerini yapsın. Esnesin, titresin, kımıldansın..  Temel kaynağınıza yani dünyaya dönün. Aitlik duygusunu hissedin. Negatif duygularınızı üzerinizden atmaya yönelik niyetinizi belirtin, olayı kabullendiğinizi ve artık onu unutabileceğinizi, olayın olup bittiği noktadan ilerlemek istediğinizi kendinize hatırlatın ve bu konuda oldukça kararlı olun. Kelimeler öyle güçlüdür ki ağzınızdan çıktığı an evrende tüm ihtimalleri kendine çekebilir. Söylediklerinize inanın. Son olarak var olanı, yaşananları kabul edip hayatınıza o noktadan devam edeceğinizin bilinciyle derin bir nefes alın ve egzersizinizi tamamlayın.

Santosha | Fotoğraf: Natalie Grainger – unsplash.com

Hayatımızda maalesef ekonomik, politik, kültürel ve dahası pek çok sorunla baş ediyoruz. Kendi kendimize, arkadaşlarımızla, sevdiklerimizleyken bile durmadan negatif şeyler konuşuyor, hatta daha da kötüsü ortamdan kopup kendimizi sorunlarımızı düşünürken bulduğumuz oluyor. Bazen bu gürül gürül akan suda durup dinlenmek, derin nefes almak, sadece akan zorlu bir nehirde olduğunu kabul ederek ıslanmak, dalgaları özümsemek kıyıya geçmek için harıl harıl yüzmekten daha faydalı olabilir

Kapak Fotoğrafı: Jared Rice – unsplash.com

İlginizi çekebilir: Senanur Eydemir’den Transaksiyonel Analize Giriş