Damla Sönmez, canlandırdığı karakteri “Sibel, bana bir karakter değil de hepimizin içindeki bir parça gibi geliyor. Kendisi olmasına izin verilmeyen, belli koşullara uymadığı için hepimizin ötelenen tarafı gibi. Sibel’in gerçekten kendi olabildiği, kendi gibi davranabildiği, bütün olduğunu hissettiği tek yer ormanın kalbi” sözleri ile anlatıyor.

Dünya prömiyeri Locarno’da gerçekleştirilen, ardından Toronto Film Festivali’nde gösterilen Sibel, mutlaka izlenmesi gereken yerli yapımlardan biri. 25. Uluslararası Adana Film Festivali’nden ödüller ile dönen, Çağla Zencirci ile Guillaume Giovanetti’nin yönettiği, Damla Sönmez, Erkan Kolçak Köstendil ve Emin Gürsoy’un rol aldığı Sibel, 5 yaşında geçirdiği yüksek ateşli hastalıktan beri dilsiz olan 25 yaşındaki bir kadının, kuş dilinin (bir çeşit ıslık dili) konuşulduğu Giresun Kuşköy’de geçen hikayesini konu alıyor. Filme derin bir sessizlik hakim, Karadeniz’in güzel manzaralarına Sibel’in sessizliği eşlik ediyor. Masal unsuru da bu kurgu dünyasında varlığını mutlaka gösteriyor.

Damla Sönmez’in başarılı performansı sayesinde, azimli, çalışkan, cesur ve kendini ifade etmek isteyen bir Karadeniz kızının önce kendisiyle ve yöre halkıyla hesaplaşmasını izliyoruz içimiz burkularak. Konuşmadığı için köy haklı tarafından uğursuz olduğuna inanılan Sibel’in etrafındaki bu sonsuz nefret çemberine küçük kız kardeşi Fatma da dahil. Anneleri bir süre önce ölen, babaları köyün muhtarı olan iki kız kardeş adeta birbirlerinin hayatına dokunmadan yaşıyorlar. Sibel’in hayat ile kurduğu tek bağ ise artık sadece Kuşköy’ün kullandığı geleneksel ıslık dili. Tüm öfkesini ıslık dili ile haykırıyor Karadeniz doğasına, insanına, kendini uzakta tutan her şeye…

Tüfeğini kuşanıp kendisini ormandaki eski, kırık dökük kulübede kafasını dinleyen, gün geçtikte yalnızlaşan bir genç kız Sibel. Tutunduğu tek bir çıkış yolu var o da ortalarda herkesin peşinde olup, öldürmek istediği bir kurt. Aklını kaybederek köyden uzaklaşmış, yalnız bırakılmış yaşlı kadının hikayesi için de öldürmek, onu sıkışıp kaldığı kurt hikayesinden ya da kurdun karnından çıkarıp almak istiyor Sibel. Kendisi için de bir başarı, bir kabul görme hikayesi yaratmak istiyor, kabulünün sadece bu şekilde olacağına inanıyor.

İlerleyen dakikalarda Sibel’in hikayesine askerden kaçan Ali ile karşılaşması dahil oluyor. Ormanda karşılaştığı, kazayla yaraladığı Ali, Sibel’in hem özgürlüğe uzanan kapısı hem de kalbini çalan, ona iyi duygular hissettiren bir karakter oluyor. Konuşmadan anlaşıyorlar film boyu, sessizce ağladığında Sibel’e ev oluyor Ali.

Ama Ali saklandığı yerden kaçıp gittikten sonra Sibel insanların kafalarının içindeki kurtlarla savaşmakta zorunda kalıyor. Seyirci olarak ben bu kısımları çok gerçekçi buldum üzülerek, insana yapılan zulüm -her ne için olursa olsun- onur kırıcı. Ama en sonunda köydeki insanların kafalarda kurulan kurt kapanları elleriyle yıkmaya çalışan ve bir nebze başarılı olan bir Sibel görüyoruz. Gülümseyerek bu mücadeleden de sağ çıkıyor. Damla Sönmez hiç bilmediği bir dili ustalıkla kullanarak filmde devleşiyor ve sessiz sedasız 1.5 saat bizi ekrana kitliyor.

Tebrikler!

IMDb puanı: 7.2/10

İlginizi çekebilir: Netflix Filmleri

https://www.haberturk.com/damla-sonmez-sibelin-gercekten-kendi-olabildigi-yer-ormanin-dibi-magazin-haberleri-2382091-magazin
https://www.ntv.com.tr/sanat/sibel-filmi-icin-islik-dili-ogrendiler,D3GXlbS5bEqyJWbnNNj4RQ
http://www.baskasinema.com/filmler/sibel/
https://www.imdb.com/title/tt8696440/

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN