Malum yaz geliyor! Biliyorum ki, bazen saatlerce deniz kenarında ya da havuz başında uzanarak, bazen de yeni yerler keşfetmenin hazzıyla sokak sokak gezerek yazı karşılamak istiyorsunuz. Fakat bu yaz nerelere gitsek, neler izlesek ve okusak diye araştıracak vaktiniz olmadıysa, söyleyeceklerime kulak vermeniz yeterli.

Yaz Gelse de Gitsek…

Hepimiz bütün bir kış boyunca bu cümleyi kurmadık mı? Herkes bir yerlere gitmek için, fotoğraflarda güzel çıkmak için, sokaklarda gezmek için, açık havada oturup içeceklerini yudumlamak için güneşi ve yazı beklemedi mi? O halde atın kendinizi sokağa diyorum ve okumayanlarınız için daha önce yazmış olduğum: Yazın Keyfi Buralarda Çıkar yazımı tavsiye ediyorum.

Eğer hala bu yaz tatilinde nerelere gideceğinize karar veremediyseniz; birkaç önerim olacak. Bütün bu önerilerimi bir seferde sıralamak zor olacağı için modunuza, zevklerinize göre bir kategorilendirme yaptım. Haydi başlayalım:

Ruh Hali 1: Şöyle sakin, sıcacık ve samimi bir yer arıyorum. Sokakları dar ve taşlı, denizi buz gibi olsun. Geceleri meyhaneye gidelim ama kalacağım yerler de cebimi çok yakmasın.

Eğer tam da üstteki gibi bir ruh hali içindeyseniz; size Ayvalık Cunda Adası’nı tavsiye ederim. Adalar insana her zaman bambaşka bir huzur verir ve “gün olup, alıp başını gitme” isteği uyandırır. Tam da böyle bir ruh halinden yola çıkarak Cunda Adası’na gitmenizi, temmuz-ağustos ayında daha kalabalık olacağı için mümkünse yakınlarda veya ağustos sonunda yerlerinizi ayırtmanızı tavsiye derim. Ayvalık’a çok yakın olması sebebiyle, gezi planınızı da genişletebilir, bir taşla iki kuş vurabilirsiniz.

Cunda’dayken kesin gidilmesi gereken yerler:

* Cunda Taş Kahve: Burası Cunda’nın tarihi taş kahvesi. Ayvalık tostu yemeniz, yanına limonata içmeniz, tavanında kuşların uçuştuğu iç kısmında oturup okey oynamanız tavsiye edilir.

* Necdet H.Kent Kütüphanesi: Aşıklar tepesinde bulunan bu kütüphanenin içine adım atın, kitaplarına göz gezdirin sonra da terasında şarap eşliğinde Cunda’yı selamlayın.

* Patriça Koyu: Sakin, gözlerden ve gürültüden uzak bir koy. Giderken toprak yolunda biraz yorulsanız da, vardığınızda buna değecek.

* Cunda Sahil Restaurant: Mezeleri, güler yüzlü tavrı, ağaçlarına asılı loş lambaları ve size enerji patlaması yaşatacak “volkanik” tatlısıyla bu meyhaneyi es geçmemeniz gerekir.

* Vino Şarap Evi: Ev yapımı şaraplar eşliğinde ağaçların gölgeliklerinde oturabileceğiniz, lezzetli İtalyan usulü yemekler yiyebileceğiniz, kırmızı kareli örtüleriyle adada hemen gözünüze çarpacak bir mekan burası.

theMagger’da Cunda yazısı…

Ruh Hali 2: Sevdiğim insanla baş başa olmak, mis gibi bir hava ve huzur eşliğinde her gece şaraba doymak istiyorum.

Eğer böyle hissediyorsanız size tavsiyem Şirince. Selçuk ilçesine çok yakın, meyveli şarapları, meditasyon evleri, matematik okulu ve mis gibi havasıyla adından söz ettiren bu yer size iyi gelebilir. Hatta kendinizi buranın havasına fazla kaptırıp, karşınızdakine aşırı dozda felsefe bile yapabilirsiniz!

Biraz tepelerde kurulmuş olan otellere göz atarsanız merkezdeki yabancı turist kalabalığından daha da sıyrılabilirsiniz. Buraya ulaşım da çok kolay: İzmir’den Selçuk (trenle çok yakın), Selçuk’tan da taksiyle 15 dakika içersinde Şirince’de olursunuz.

Şirince’de kesin gidilmesi gereken yerler:

Pamucak Plajı: Upuzun bembeyaz kumlu plaj. uzanıp kitabınızı okumanız, sonrasında denizinde serinleyip Şirince’ye öyle dönmeniz tavsiye edilir.

Kıvırcık Mustafa Şarap Evi: Bir sürü şarapçının olduğu Şirince merkezde, en güzel şarapları olan, en hoş sohbetli yerlerin başında gelir.

Efes Antik Kenti: Şirince’ye kadar gelmişken kesinlikle görülmesi gerekir diye düşünüyorum. Selçuk otogarından buraya dolmuşlar kalkıyor.

Üzüm Kafe / Restaurant: Bahçesi, mimarisi, yemekleri ve şaraplarıyla saatlerce vakit geçirmek isteyeceğiniz bir mekan.

İlginizi Çekebilir: theMagger’da Şirince notları…

Ruh Hali 3: Ben insanlarla iç içe olmayı severim, kalabalıkla kaynaşmayı yeni insanlarla tanışmayı daha da çok severim. Parasal kaygılarım da yok.

O halde Bozcaada sizin için ideal. Buz gibi (gerçekten buz) denizi, kocaman plajı (Ayazma Plajı), şarap bağları ve şarap evleri, daracık sokakları ile Geyikli üzerinden kolaylıkla feribotla geçebileceğiniz bir cennet sayılabilir. Gece hayatı sizin için önemliyse, artık bu adada sıkılmayacağınızı da hatırlatayım çünkü son yıllarda yepyeni gece mekanları açıldı.

Polente Bar’ında şahane kokteyller denemeniz,

Tepede gün batımını izlemeniz,

Bir gece Bakkal Kafe’de keyifli sohbetler eşliğinde yemek yemeniz,

Lodos’un mezeleriyle keyfe gelmeniz tavsiye edilir.

Ruh Hali 4: Uzaklara gitmek istiyorum, kanalları kenarında huzur, yeri geldiğinde kafa bulayım, yeri geldiğinde de bir barda saatlerce insanlarla konuşayım. Mümkünse de aşırı turist ve sıcak olmasın.

Tavsiyem Amsterdam! Her ne kadar yaz sezonunda çok yabancı turist alsa da, benim Amsterdam rehberimle, biraz daha sakin, yerel ve serin bir yaz geçirebilirsiniz. Okumak isteyenlere: Amsterdam’da Kaybolmanın Yolları

Ruh Hali 5: İstanbul’dayım bu yaz. Neler yaparak olabildiğince “tatildeyim” havasını kendime yaşatabilirim?

* Kilyos’a kaçıp, sahilinde güneş altında erirken,

* Bir akşam üstü arkadaşlarınızla buluşup Limonlu Bahçe’de limonatalarınızı yudumlarken,

* Mitanni’de bir gece Jazz’a doyarken,

* Bu yazki konser ve festivalleri değerlendirirken,

* Tom Tom Kaptan sokaklarında insanların arasına karışıp, sonra da İndigo’ya zıplamaya giderken,

* Gecenin bir vakti Alex’in barında Rock Lobster veya Ginger Thing kokteyli içerken yazın İstanbul’da nasıl da hızlı aktığını göreceksiniz.

theMagger’dan Cunda izlenimleri…

theMagger’dan Şirince izlenimleri…

Fotoğraflar: Deniz Yılmaz (photostorms.blogspot.com)
http://cargocollective.com/denizyilmaz/Street-Spirit

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN