Sokaklarda yaşananları takip etmekle ve özgürlüğümüze sahip çıkmakla geçen 2 haftadan sonra yavaş yavaş kültür ve sanattan bahsetmeye geri dönüyorum. Geçtiğimiz hafta başlayan 41. İstanbul Müzik Festivali’nde birkaç konsere gittim, “Now You See Me”yi izledim ve İstanbul Modern’deki Erol Akyavaş retrospektifini ziyaret ettim. Yaşamakla kalmadım, paylaşmak istedim:

Bir Orkestra: The Deutsche Kammerphilharmonie Bremen

Gezi Parkı’nda başlayan ve ülke geneline yayılan toplumsal olayların yarattığı hassasiyet nedeniyle festivalin açılış konseri sonbahara ertelenmesine ve birkaç konser iptal edilmesine rağmen, önemli orkestraları ve solistleri dinleme fırsatı buluyoruz bir haftadan fazladır. 14 Haziran Cuma ve 15 Haziran Cumartesi geceleri festivalin simgesi haline gelmiş Aya İrini‘de gerçekleşen iki ayrı konserin ortak noktası ise The Deutsche Kammerphilharmonie Bremen topluluğuydu. 2004′ten bu yana Estonyalı Paavo Järvi‘nin sanat direktörlüğünü üstlendiği orkestra, son zamanlarda dokuz Beethoven senfonisini birden seslendirdikleri Beethoven Projesi ile adından çokça söz ettiriyor. İstanbul dinleyicisi de bu iki konserle orkestradan 1. ve 4. senfonileri dinleme fırsatı buldu.

İlk konserlerinde Alpaslan Ertüngealp‘in yönettiği orkestranın solisti Portekizli piyanist Maria João Pires‘ti. Pires’ten Beethoven’ın 2 no’lu piyano konçertosunu dinledik. Gecenin en heyecan verici kısmı ise Pires’in bisi sırasında taburesini Ertüngealp ile paylaşarak iki Grieg eserini dört el çalmaları oldu. Orkestra, ikinci gecesinde ise James Judd tarafından yönetildi ve solist olarak usta keman sanatçısı Vadim Repin‘i konuk etti. En sevdiğim keman konçertosu olan Sibelius re minör keman konçertosunu Aya İrini gibi bir mekanda Vadim Repin’den dinlemenin yaşattığı zevki tarif etmem mümkün değil.

Bir Genç Solist: Cansın Kara

İstanbul Müzik Festivali’nin geçtiğimiz yıl başlayan projesi “Festival Genç Solistini Arıyor“, bu yıl da Süreyya Operası‘nda Ramiz Malik Aslanov yönetimindeki İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Senfoni Orkestrası eşliğinde bir konserle sonuçlandı. Kemanın ardından bu yıl çello dalında düzenlenen ve solist olarak 1995 doğumlu Cansın Kara‘nın seçildiği projenin sonucundaki konserde genç sanatçı Haydn‘ın 1 no’lu çello konçertosunu seslendirdi. Cansın Kara, gözlerini kapayarak, nefesini tutarak, sanki bir an nefes alsa eserin tüm büyüsü kaçacakmış gibi çalıyor ve duygusunu seyirciye yansıtmayı başarıyor görebildiğim ve duyabildiğim kadarıyla. 2010′dan beri İngiltere’de The Yehudi Menuhin School’da eğitimine devam eden ve bugüne kadar Mersin Üniversitesi Akademik Senfoni Orkestrası, Bilkent Gençlik Senfoni Orkestrası eşliğinde çalmış olan genç sanatçının adını yakında daha sık duymaya başlayacağımıza eminim.

theMagger’dan 41. İstanbul Müzik Festivali’nde kaçırmamanız gereken 10 konser…

theMagger’dan İstanbul Müzik Festivali direktörü Yeşim Gürer Oymak röportajı…

Bir Film: “Now You See Me” (Sihirbazlar Çetesi)

Malum, yaz ayları ünlüler geçidi aksiyonların, bol görsel efektli bilimkurguların, süperkahraman filmlerinin ve büyük bütçeli felaket filmlerinin, yani blockbuster‘ların vizyona akın etmesi demektir. Sanatsal bir beklentiyle gitmediğiniz sürece, aralarında size oldukça iyi vakit geçirten, etkileyici ve sürükleyici yapımlar bulmak, nadiren de olsa mümkündür. Oyuncu kadrosunu okuduğumdan beri vizyona girmesini heyecanla beklediğim “Now You See Me” de tam olarak bu nadiren bulunan iyi blockbusterlar kategorisine giriyor.

“Transporter” serisinin ardından “Incredible Hulk” ve “Clash of the Titans” gibi yapımlara imza atan yönetmen Louis Letterier‘in yönettiği film, dört sihibrazdan oluşan ‘Sihirbazlar Çetesi’nin canlı performansları sırasında soygunlar gerçekleştirmesini ve bu gösterilerin ardındaki gizemi çözmeye çalışan ajanların çaresizliğini konu alıyor. Filmin tahmin etmesi güç, zekice bir senaryosu var; ya da ben olanları tahmin edemeyecek kadar yorgun bir psikoloji içinde izledim. Her iki türlü de ardı ardına sihirbazlık gösterileri izlediğiniz bir soygun filmi düşünün; “The Prestige” ve “Ocean’s 11″ın güçlerini birleştirdiğini düşünün, işte öyle bir şey. Filmin en güçlü yanı ise daha önce de söylediğim gibi, oyuncu kadrosu: Sihirbazlar çetemiz Jesse Eisenberg, Woody Harrelson, Isla Fisher ve Dave Franco’dan meydana gelirken, patronlarını Michael Caine, rakiplerini Morgan Freeman, peşlerindeki ajanları ise Mark Ruffalo ve Mélanie Laurent canlandırıyor.

Bir Sergi: Erol Akyavaş – Retrospektif @İstanbul Modern

Geçtiğimiz yaz Burhan Doğançay retrospektifi “Kent Duvarlarının Yarım Yüzyılı” ile yılın en iyi sergilerinden birine ev sahipliği yapmış olan İstanbul Modern’de bu yaz bir başka sanatçının retrospektifini görmeniz mümkün: Erol Akyavaş. Bu sergi ile tanıdığım Akyavaş, sanat eğitiminin yanında aldığı mimari eğitiminin izlerini eserlerine yansıtan, başta minyatür ve kaligrafi olmak üzere İslam sanatlarına olan ilgisini modern tekniklerle çok başarılı bir şekilde sentezleyen bir sanatçı. 1950′lerden 1990′lara uzanan 50 yıllık bir sanat geçmişi boyunca yaratılan 300′e yakın eseri 25 Ağustos’a kadar İstanbul Modern’de görebilirsiniz.

theMagger’dan Bu yaz ziyaret etmeniz gereken 10 sergi…

İstanbul Müzik Festivali fotoğrafları: Ali Güler

Emre Eminoğlu

Magger, Kültür ve Sanat Blogger'ı
SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x
Newsletter'a üye olmadınız mı?