Ansızın kopan fırtınalarla, sokaklardan nehir gibi akan sellerle, anormal boyutlardaki buz kütleleri şeklide yağan dolularla son zamanlarda daha sık karşılaşmaya başladık. Bunun kıyametin habercisi olduğunu söyleyenlerin sayısı hiç de az olmadığı gibi, her şeyin iklim değişikliğinin ve insanın doğaya verdiği geri dönüşü olmayan zararın sonuçları olduğunu bilenler de var. Hepimizin ortak noktasıysa, aklımıza felaket filmlerinden sahnelerin gelmesi…

İşte felaket havalarda aklımıza gelen 10 felaket filmi:

İklim değişikliğinin sonuçlarını konu alan bazı diğer felaket senaryolarına ve küresel ısınma ya da iklim değişikliği konusunda bilinçlenmek için izleyebileceğiniz belgesellere ise birkaç hafta önceki İklim Değişikliği: Durumu Ciddiye Almayanları Harekete Geçirecek 10 Film listemizde yer vermiştik.

***

Felaket Havalarda Aklımıza Gelen 10 Felaket Filmi

En İyi Felaket Filmleri

The Day After Tomorrow | 2004, Roland Emmerich

Tüm dünyaya iklim değişikliğiyle ilgili bir uyarı niteliğindeki olmasının yanında görsel efektlerindeki başarıyla da unutulmazlar arasında yer alıyor The Day After Tomorrow. Herhangi bir güncel afet durumunda akla gelen ilk film o oluyor. New York sokaklarını saniyeler içinde yutan tsunamiler, kara gömülü bir Özgürlük Anıtı, New York Kütüphanesi’nde mahsur kalan insanlar… Abartılı versiyonu olsa bile, tanıdık gelmedi mi?

 

Noah | 2014, Darren Aronofsky 

Doğal afetler akıllarına sinema referansları değil, tarihi ve dini referanslar getirenler için sel ve felaketlerin işaret ettiği tek bir olay var: Nuh Tufanı. Şanslıyız ki, bu sembolik ve epik olayın birçok sinema uyarlaması da var. Nuh’un tüm canlı türlerinin (ve tabii insanlığın) neslini yaklaşan afetten kurtarmak için inşa ettiği gemisinin ardındaki hikâyeyi görkemli bir şekilde sinemaya taşıyan en güncel film ünlü yönetmen Darren Aronofsky’nin yönettiği, daha da ünlü oyuncu Russell Crowe’un rol aldığı Noah’tı.

 

2012 | 2009, Roland Emmerich 

Kıyamet senaryolarını sinemaya taşımaktan ayrı bir haz duyan Rolan Emmerich için rüya gibi bir rivayet, geçtiğimiz onyılın sonlarında tüm dünyayı sarmıştı: Maya takvimine göre 2012’de dünyanın sonu gelecekti. The Day After Tomorrow’un katbekat abartılı versiyonu diyebileceğimiz 2012’de, depremler, tsunamiler, yanardağlar, fırtınalar, seller ve yangınlar birbirine karışıyordu. Çok daha kötüsü olabilircilerin hayal gücünü genişletecek bu felaket pornosu, çok daha kötü filmler olabilirciler için de ibretlik.

 

Bølgen (The Wave) | 2015, Roar Uthaug

Hikâyemiz tanıdık, ama bu kez Hollywood’dan değil Nordik sinemasından: Uyarıları ciddiye alınmayan bir bilimadamı ve birkaç saniyede felakete sürüklenen, ölümle burun buruna gelen insanlar… Muhteşem güzellikteki Norveç fiyordlarından Geiranger’deki bir depremin bu sakin ve sessiz iç denizde tehditkar tsunami dalgaları oluşturmasını konu alan film, bugüne kadar Norveç’ten çıkan en büyük bütçeli film olma özelliği taşıyor. Felaket filmi dendiğinde bile aklına Hollywood gelmeyen o nadir insanlardansanız, bu Bølgen etkisi…

 

The Impossible | 2012, J.A. Bayona

2004 yılında Tayland’daki tatilleri bir tsunami felaketiyle kabusa dönen turist bir ailenin sokaklarda dalgalarla ayrı yönlere sürüklendikten sonra yeniden bir araya gelme mücadelesi… Naomi Watts ve Ewan McGregor gibi iki ünlü oyuncunun yanında, bugünlerde yıldızı bir süper kahraman olarak yükselen Tom Holland’ı da tanıdığımız bu film, felaket anlarında tek düşündüğü ailesi ve sevdikleri olan herkes için gözyaşı vadediyor.

 

Hereafter | 2010, Clint Eastwood

Ölümlülük kavramı ve metafiziğin çarpıştığı garip bir noktadaki senaryosuna rağmen Hereafter, son yılların en etkileyici felaket sahnelerinden biriyle ve en başarılı yardımcı görsel efektleriyle açılıyor. Filmin üç ayrı ülkeden üç başrol oyuncusundan biri olan Fransız gazeteci Marie, tatili sırasında kendisini tsunami dalgalarıyla boğuşurken buluyor ve ölüme yakın bir deneyim yaşıyor. Listemizdeki bu film, felaket anlarına felsefi ve ruhani bir şekilde yaklaşanlar için…

 

The Perfect Storm | 2000, Wolfgang Petersen

Hollywood yönetmenlerinin hayal gücü, söz konusu doğal afetler olduğunda hep daha fazlasını, hep daha büyüğünü bulmak için işliyor. Milenyumun ilk görkemli felaket filmlerinden olan “Kusursuz Fırtına”nın kusursuz olduğu nokta, üç dev kasırganın kesişerek okyanusta dev dalgalara neden olduğu bir senaryoydu. Bu felaket senaryosunun ortasında kalan bir balıkçı teknesinde yaşananlar her fırtınada aklımıza gelenlerden.

 

Hard Rain | 1998, Michael Salomon

Hani küçükken televizyonda izlediğiniz ve izlediğiniz onlarca iyi film varken olur olmaz anlarda aklınıza gelen o vasat filmler vardır ya… İşte soygun filmleri ve felaket filmlerinin kesiştiği Hard Rain onlardan biri olabilir. Afetsel boyutlardaki bir fırtına ve sel sırasında üç milyon dolar yüklü zırhlıo bir aracı çalmaya çalışan bir çete ve onları engellemeye çalışan bir şoför ve yeğeni. Hatırladınız mı?

 

Ice Age: The Meltdown | 2006, Carlos Saldanha

İklim değişikliklerinden, sel sularından, dalga dalga gelen felaketten Ice Age serisindeki sevimli dostlarımız da nasibini almıştı. Tarihte yerkabuğunu şekillendiren birçok doğa olayına olduğu gibi buzulların eridiği yüzyıllara da mizahi açıdan yaklaşmayı başaran Ice Age serisi, sel sularını her fırsatta şakaya vuran sosyal medya bağımlıları için de birçok malzeme barındırıyor.

 

Magnolia | 1999, Paul Thomas Anderson

Evet, Magnolia bir felaket filmi olmaktan çok uzak. Ama ökten alışılmışın dışında bir formda ya da büyüklüğünde bir şeyler yağdığında, örneğin içinde bulunduğumuz otomobilin tepesine düşen dolu tanelerinin sesiyle irkildiğimizde, hangimizin aklına Magnolia’nın finali gelmiyor ki? Paul Thomas Anderson’ın insan psikolojisinin destansı bir analizi niteliğindeki başyapıtı, belki de felaketin insanların içinden başka bir yer olmadığını düşündürtüyor. İzlememiş olanların bir an önce su gibi akıp gidecek 3 saatlerini ayırmaları ve muhteşem bir oyuncu kadrosunun döktürdüğü bu filmi izlemeleri gerekiyor.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x
Newsletter'a üye olmadınız mı?