Kimileri özenle tüm filmleri inceleyip kendisi için en doğru olan filmi bulmaya çalışır, kimileri sinema salonunun gişesinde anlık kararlar verir, kimisi de vizyondaki hemen hemen tüm filmleri izlemeye çalışır… Hangi gruba dahil olursanız olun, yolunuz sinemadan geçecekse, eninde sonunda cevabını öğreneceğiniz sorudur: “Bu hafta vizyonda ne var?”

Bu hafta !f İstanbul’un bir rövanşı gibi. Festivalde izlediğim ve ikisine the10‘imde yer verdiğim üç film, bu hafta vizyon şansı yakalıyor: The Imposter, Seven Psychopaths ve On the Road. Bunlar dışında yine her zevke, her renge uygun filmlerle yenileniyor salonlar…

Haftanın Filmi: Seven Psychopaths (Yedi Psikopat)

2008′de ilk filmi “In Bruges” ile gönülleri fetheden Martin McDonagh, ikinci filminde Tarantino’nun izinden gitmiş. Tarantinovari bir diyalog eşliğindeki açılış sahnesi ile başlayan “Seven Psychopaths”, merkezine yeni bir film yazmaya çalışan senarist Marty’i alıyor ve yazmaya çalıştığı filmde (ve hayatında) yer alacak (alan) psikopatlarla tanıştırıyor. Yönetmenlik açısından “In Bruges” kadar olamasa da muhteşem senaryosu ve Colin Farrell‘den Woody Harrelson‘a Tom Waits‘ten Christopher Walken‘a ünlü isimlerle dolu oyuncu kadrosu ile öne çıkıyor film.

Haftanın Yol Filmi: On the Road (Yolda)

Jack Kerouac‘ın özgür yol hikayesi “On the Road” romanından uyarlanan ve onunla aynı adı taşıyan film,  1940′lı yılların sonlarında yazar Sal Paradise, serseri ruhlu Dean Moriarty ve romantik şair Carlo Marx’In tanışmasını, ardından tüm ABD’yi kat eden, bunu yaparken de karşımıza sayısız karakter çıkaran bir yolculuğu anlatıyor. Filmin başrollerindeki Garett Hedlund, Sam Riley ve Tom Sturrdige‘in yanı sıra yan rollerdeki sayısız isim, yol hikayelerinin vazgeçilmezi olan birbirinden farklı duraklara anlam katıyor, bu duraklardaki ilginç insanları canlandırıyorlar: Kristen Stewart, Amy Adams, Steve Buscemi, Viggo Mortensen, bunlardan yalnızca birkaçı. Eğer yol filmlerini seviyor, özellikle de yönetmen Walter Salles‘in “Diarios de motocicleta”sına (Motorsiklet Günlükleri) bir hayranlık duyuyorsanız mutlaka izlemelisiniz!

Haftanın Festivalden Kalanı: Imposter (Hayat Avcısı)

Bu yıl izlediğim en iyi !f filmi! Teksaslı aile, 13 yaşındaki sarışın-mavi gözlü oğulları Nicholas Barclay ortadan kaybolduktan üç yıl sonra İspanya’dan bir telefon alıyorlar: Nicholas bulundu! Heyecanla İspanya’ya uçan abla, ardından Madrid’in Amerikan konsolosu, ardından Barclay ailesinin tamamı, ardından Amerikan medyası ve son olarak FBI yetkilileri, kimliksiz ve Nicholas olduğunu söyleyen bu çocuğun Nicholas olduğuna inanıyor, durumu onaylıyorlar. Karşılarındakinin kahverengi gözlü, esmer tenli, Fransız aksanlı, 23 yaşındaki bir adam olması onları uzunca bir süre şüphelendirmiyor bile. “Yok artık!” dediyseniz, çok şaşırtacak, sinirden güldüren bir belgesel bekliyor sizi. Her an ağzınızı daha da açık bırakan gerçekler ve her an farklı bir açıdan bakmanıza neden olan şüphe ve iddialarla izletiyor kendini. Sürükleyici ve hayrete düşürücü, çok çok iyi bir belgesel. Ne yazık yalnızca tek bir kopyayla, Capitol sinemalarında gösteriliyor.

Haftanın Aksiyonu: Jack the Giant Slayer (Dev Avcısı Jack)

90′lı yıllara “Usual Suspects” gibi bir başyapıt kazandırmış, 2000′lerde X-Men serisini başlatmış fakat “Superman Returns” ile yarattığı hayalkırıklığının yaralarını halen saramamış yönetmen Bryan Singer, masal dünyasında şansını deniyor. Ewan McGregor ve Nicholas Hoult gibi kendi kuşaklarının en hem-yetenekli-hem-yakışıklı oyuncularının bir arada yer aldığı film, devler ve insanlar arasındaki savaşı sonlandırmaya çalışan cesur genç Jack’i merkezine alıyor.

Haftanın Destanı: Mahmut ile Meryem

Türkiye-Azerbaycan ortak yapımı film, 16. yüzyılda, biri Han’ın oğlu, diğeri keşişin kızı ve farklı dinlerden iki gencin aşkını konu alıyor. Azeri yazar Elçin Efendiyev‘in romanından uyarlanan filmin başrolleirnde “Öyle Bir Geçer Zaman Ki” dizisi ile ünlenen Aras Bulut İynemli’nin yer alması bir seyirci mıknatısı işlevi görebilir. “Kuzey Güney” dizisinin yönetmeni Mehmet Ada Öztekin‘in yönettiği filmde Meryem’i ise Eva Dedova canlandırıyor.

Haftanın Yerlisi: Sabit Kanca

Fragmanını izlediğinizde bile küfür dağarcığınızın hatrı sayılır derecede gelişmesini garanti edebileceğim film, haftanın ikinci yerli yapımı. Bir televizyon skecinden uyarlanmış olması ile “Recep İvedik”i hatırlatan filmin, onun hayranı olan kitleyi çekip gişe rekorları kıracağına üzülerek inanıyorum. Bu arada filmin yazarı ve yönetmeni de “Dikkat Şahan Çıkabilir” programının yaratıcılarından Alper Mestçi.

Haftanın Etkinliği: Akbank 9. Kısa Film Festivali @Akbank Sanat

Bu yıl 9. kez düzenlenen Akbank Kısa Film Festivali gösterimleri hafta boyunca devam ediyor. 11.00, 13.00, 15.30, 18.30 ve 20.30 seanslarında farklı gruplar halinde izleme fırsatı bulacağınız birçok kurmaca, belgesel ve canlandırma film hem yarışma bölümlerinde hem de farklı bölümlerde Akbank Sanat’ta gösterilecek.  Festivalde ödül kazananları İstanbul Film Festivali kapsamındaki bir gösterimde ve yıl boyunca farklı üniversitelerdeki gösterimlerde de izleyebileceğinizi hatırlatayım. Pera Müzesi‘ndeki “Isabelle Huppert: SıraDişi” programı devam ederken, SSM‘nin Pazar günü gösterimleri de Zeki Demirkubuz‘un “Kader” filmi ile son buluyor.

Tabii geçtiğimiz haftanın filmleri de vizyonda. Ama eğer “Les Misérables“ı izlemediyseniz benim önerim halen, ısrarla iki hafta öncesinden ve yine bu film olacak. İyi seyirler!

Hazırlayan: Emre Eminoğlu

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?