Milyonlarca yıl boyunca, bilinmeyeni, gizemi ve sonsuz bir karanlığı temsil eden gökyüzü, insanoğluna sayısız hayaller kurdurmuştur… Kimine göre sadece ay, yıldızlar ve güneş… Kimine göre ise görünenin çok daha ötesi… Farklı insanlar, farklı şehirler ve farklı yaşamlar… Yunanlı yazar Lucian, M.S. 2. yy’da Ay’a yolculukları ve Dünya dışında yaşayan diğer canlılarla buluşmaları hayal etmiş. Fransız yazar Jules Verne ise gökyüzüne çıkmayı ve Uzay’a yolculuk hayallerini kitaplarına konu etmiş. Leonardo Da Vinci ise sayısız yeteneği arasına uçma tutkusunu da eklemeyi ihmal etmeyip, uzayı düşleyenler arasında yerini almış…

Son 50 yıldır NASA, yaptığı uzay yolculukları ile aklın ve bilimin sınırlarını zorlayarak, tüm bu uzay meraklılarının düşlerini gerçeğe dönüştürmenin mümkün olduğunu gösterdi bize… İste bu 50 yılın hikayesi ve uzaya gitmiş gelmiş çok sayıda orijinal parça şu an İstanbul’daki Marmara Forum Expo Center’da sergileniyor…

“NASA: A HUMAN ADVENTURE” adıyla sergilenen bu müthiş uzay yolcuğunun hikayesi, her gün yüzlerce kişi tarafından ziyaret ediliyor. Sergi girişinde elinize verilen iPod’lar ile sergideki parçalar ve bölümler hakkında bilgi edinebiliyorsunuz… İsterseniz rehberlerden de yardım alabiliyorsunuz… Sergiye ilk adımı, üzerinde orijinal yağ ve pas lekelerinin olduğu Apollo 13’ün fırlatma rampasından geçerek atıyoruz. Rampada, astronotların yer ile yaptığı telsiz konuşmalarını duyunca heyecanlanıyorum. Uzayı düşleyenler bölümü, aya gitmeyi deneyen ve giden ilk astronotlar. Yuri Gagarin ve Neil Amstrong… Bugüne kadar üretilen dünyanın en büyük roketi Satürn 5’in, sadece kalkış anında harcadığı 2 olimpik havuz büyüklüğündeki yakıt tüketimini ne yaptıysam kendime anlatamadım.. Böyle bir büyüklük ve böylesine bir güç, insanı sergide olsa bile uzaya yaklaştırıyor!

Ay misyonlarını tamamlayan Mercury, Gemini, Apollo 13, Apollo 16 ve muhteşem Atlantis… “NASA: A HUMAN ADVENTURE”da 50 yıllık uzay macerasını teknolojik olarak gözler önüne seriyor.  Kalabalık öğrenci gruplarının ilgi odağı ise hiç kuşkusuz Atlantis ve astronot kıyafetleri oluyor… Bir bölüm daha var ki onu sona saklıyorum :)

Kıyafetlerin yaklaşık 70 – 80 kilo olduğunu öğreniyorum, inanılmaz ama bu sergide her gördüğüne inanmayı öğreniyosun! Bir debu kıyafetlerin üzerine astronotların uzay araştırmaları için Ay yüzeyinde yürürken sırtlarına aldıkları çantaları düşünün… Kıyafet galerisinin bir diğer ilginç köşesi ise astronotların kişisel ürünlerin sergilendiği bölüm… Amerikalılar uzaya giderken pastırma, kahve, fıstık ezmesi gibi gıda maddeleri götürürken, Rus kozmonotların yanlarına vodka almasına pek şaşırmıyorum aslında!

Sırada ise uzay yolcuğu var, hem de isteyen herkes için!

Uzay simülasyonu için sıraya giriyoruz. İkişer ikişer biniliyor, kemerler bağlandıktan sonra, muhteşem bir uzay yolculuğuna hoş geldiniz mesajı karşılıyor sizi. Sonrasında ise insanı heyecanlandıran geri sayım. 3 .. 2 .. 1 .. ve televizyondan tanık olduğumuz sesler eşliğinde uzaya fırlatılıyoruz! Ekranda dev Satürn 5 görüntüsü, çok heyecanlı!!! California’daki fırlatma rampasında hissediyor insan kendi. Çok geçmeden üzerimize binen “g” kuvveti ile müthiş bir hızda turuncu alevler arasında uzaya gidiyoruz… ve “Welcome to the Moon.” Uzaydan dünyaya kısaca baktıktan sonra, bu kez yine heyecanlı bir yolculukla yeryüzüne doğru harekete geçip, hızla yörüngeden ayrılıyoruz… Çok geçmeden müthiş bir rahatlama ile dev paraşütümüz açılıyor ve tıpkı astronotlar gibi içinde olduğumuz kapsülle masmavi okyanusa iniyoruz ve mutlu son!

Daha detaylı bilgi için www.nasasergisi.com adresini ziyaret etmenizi tavsiye ediyorum…

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?