Evet, sonunda uzun süredir heyecanla beklediğim fuara gidebildim; Contemporary Istanbul’dan bahsediyorum. 55’i yabancı, 45’i yerli olmak üzere 100 galeri, 600’dan fazla sanatçıyla bu sene dopdolu bir çağdaş sanat fuarı Lütfü Kırdar’da karşılıyor bizi. Gitmeden önce size guide olması için gezim sırasında notlar tuttum, işte karşınızda bu sene 7.si düzenlenen her sene daha da başarılı olan Contemporary Istanbul’daki favorilerim!

Kısaca fuar alanından bahsedeyim, fuara girdiğiniz zaman girişin hemen ilerisinde information desk bekliyor sizi, hemen girişte gördüğünüz bölümde çok başarılı galeriler ve sanatçılar var. Hatta karşınıza ilk çıkan Galerist oluyor ama fikrimce önce o tarafa girmeyin. Information desk’in karşısındaki Hyundai arabasının durduğu alandan içeri girince anasponsorların bölgesine giriyorsunuz, sonrasında başlayan fuar alanı benim 3 bölüm arasındaki favorimdi. O yüzden oradan başlamanız benim tavsiyem, en çok ilgimi çeken eserler oradaydı. 100lerce eser görüp yorulmadan ilk başta o bölümü gezmek en mantıklısı.

Fuarın bu kısmına çok sevdiğim eserleri sergileyen Andipa Gallery ile başladık. Duvarda hayranı olduğum adam Andy Warhol‘un Diamond Dust Hearts, 1981 adlı tablosu ilk kolonda duruyordu.

Renkli eserlerini çok sevdiğim Damien Hirst‘in rengarenk pastel boyalarla yaptığı Theories, Models, Methods, Approaches, Assumption, Results and Findings, 2005 adlı eseri satılıyordu. Damien Hirst, Red Hot Chili Peppers’ın I’m With You albümünün (Bembeyaz, pembe bir hap üzerinde sinek) kapağını da yapmıştı. Ayrıca Hirst, 2008′de Sottheby’s’in Londra’da düzenlediği bir müzayedede 54 yeni eserini toplam 70 milyon pound’un üzerinde satarak Picasso’nun rekorunu kırmıştı.

Bloglarda sık sık karşılaştığım Slinkachu‘nun küçük insanlarıyla gerçek hayattan sahneleri kombinlemesini çok başarılı buluyorum. Branded, 2012 adlı eseri çok güzel aynı zamanda “sarcastic” buldum; bunu keşke duvarıma asabilseydim..

Ve karşınızda Bansky! İngiliz sokak ve grafiti sanatçısı, eserlerinde genelde politik dokunuşlara yer veren Bansky’nin Everytime I Make Love to You I Think of Someone Else, 1975 (Seninle her seviştiğimde başkasını düşünüyorum) adlı tablosunu görmek tüm Contemporary İstanbul’un amacına yetti diyebilirim. Hatırladığım kadarıyla 100.000 Euro’ya satışta olan tablonun renkleriyle ve politik duruşu çok zıt. İki savaş tankının cinsel ilişkide olduğu çizimde arkada pespembe bir kalp yer alıyor.

Andipa Gallery standının tam karşısında yer alan Portekizli Cordeiros Gallery‘de de bir Andy Warhol eseri olan 1980 tarihli Portrait of Barbara Molasky yer alıyordu. Bunun da sahibi olmak isterdim!

Çok orijinal bulduğum çalışmalardan biri de Viyana’da yer alan Mario Mauroner Contemporary Art adlı galeride sergilenen, aşağıda gördüğünüz orijinal plaklardan pop-up figürlerine göre şekil verilen eserdi. Carlos Aires’e ait Disco İnferno, 2012 adlı çalışmanın yuvarlak oluşu sonsuzluğu, sinekler ise ölümü simgeliyor. Renklerine, fikre, figürlere, bu eserle ilgili her detaya bayıldım!

Bir başka nefes kesen tablo ise Dieter Mammel‘in Neck, Angelina adlı kanvas üzerine mürekkeple yaptığı Angelina Jolie portresiydi. Warhol, Hirst gibi sanatçıların yaptığı ünlü kişilerin portrelerini çok severim; Mammel’in bu çalışması da bu kategoride en sevdiklerim arasına girdi.

Biraz Türk galerine geri dönelim, Ankara’da bulunan Siyah Beyaz adlı galerinin neon spreylerle renklendirdiği heykeller çok ilgimi çekti. Bilenler bilir neona oldum olası bayılırım! Tuğberk Selçuk’un altı beton, üstü metal olan Nacizhane Davut heykeli (aşağıda solda) ve yine metal olan Musa Çizgisi eserleri çok hoşuma gitti.

Ansen‘in Microbig adlı minik heykelleri bir hayli ilgi gördü. Hayatımın karakterleri olan Leon ve Godfather microbigleri muhteşemdi.

Willy Rojas‘ın küçük oyuncak adamlarla yaptığı Tamano Natural adlı çalışmayı çok beğendim. Rojas, bir peynir üzerinde kayak kayan, avokado içinde skateboarding yapan küçük adamlar çok sempatik bir fotoğrafik eserdi.

Warhola‘da sergilenen Murat Pulat’ın Broadcast Casting adlı sergisindeki çalışmalarına da ayrıca bir hayranlık duydum. Yağlı boya ve tutkalı karıştırarak derin vuruşlarla pop-art tablolar yapan Murat Pulat uluslararası olarak yükselen Türk sanatçılardanmış. Kendisinin pop-art çalışmalarını ve kendisine özgü tekniğini bundan sonra zevkle takip edeceğim.

Yine Warhola’da, bu çalışmayı adıyla beraber gördüğüm zaman çok güldüm. Çalışmanın adı I’m homeeee! (Ben evdeyimmm) ve sarışının karşısındaki kocası yerine bir domuz para kumarabası :) I’m Homeee’un yaratıcısı Hande Şekerciler genelde kadınların “nevrotik” hallerini anlatıyor.

Kimsenin bronz bir heykel olduğuna inanamadığı Gavin Turk‘un TIP adlı çalışması, bir çöp poşeti şeklinde. İngiliz sanatçının bu eserinin başında herkes uzun bir zaman geçiriyor… Karşısına geçtiğinizde çöp poşeti olmadığını anlamanız uzun sürüyor, dayanamayıp dokunmak istiyorsunuz.

İşte böyle! Bunlarla beraber yüzlerce muhteşem eser görebileceğiniz (ve satın alabileceğiniz) Contemporary İstanbul’a gitmenizi kesinlikle öneriyorum. 22 Kasım’da başlayan fuar, 25 Kasım Pazar günü (yarın) sona erecek. Bence hiç vakit kaybetmeden bugün Lütfü Kırdar’ın yolunu tutun… Sevgiler!

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x

Newsletter'a üye olmadınız mı?