Dicle Çiftçi’nin güneş ve gün ışığı temalarından yola çıkarak hayata geçirdiği “Eve Giren Güneş Kadar Güneşleniyorum” adlı son sergisi hüzün, yalnızlık ve melankoli temalarından izler taşıyor. Doğal gün ışığının mutluluk, huzur ve güven duygusu üzerine olan etkisini pandemi döneminde yoğun bir biçimde hisseden sanatçı ile üretim süreci ve sergisi üzerine sohbet ettik. Bu arada sergiyi 1 Nisan’a dek Adana’da yer alan Kun Art Space’de ziyaret edebilirsiniz.

100x140-cm-tuval-uzeri-yagli-boya-2022
Dicle Çiftçi, “Eve Giren Güneş Kadar Güneşleniyorum” | Fotoğraf: Dicle Çiftçi

Sergi kapsamındaki çalışmalarınızın temelinde güneş yer alıyor. Güneş ve gün ışığı ile kurduğunuz ilişki ve eserlerinizdeki yeri nedir?

Bu sergide yer alan işlerimin hemen hemen hepsinde bir hüzün, yalnızlık ve melankoli var. Sergi mekânının iki katını güneşli ve güneşsiz, gece ve gündüz olarak değerlendirmeyi tercih ettim. Giriş katındaki eserler üzerinde; lokal ışığı daha çok hissettiğimiz, eve giren güneşle yetinmeye çalışan bir seri resim varken, alt katta melankoliye rağmen hâlâ kendini iyi hissetmek için çabalayan figürler bulunuyor. Gün ışığının eve girmesiyle “oh” dedirten, kısa süreli mutluluğumun yansıması olan resimler bunlar.

Gün ışığının fizyolojik etkilerinin yanı sıra insan psikolojisi üzerindeki etkisi de büyük. Hatta bu durum kuzey ülkelerinde intihar oranlarına dahi yansıyor. Siz de eserlerinizde gün ışığının bize verdiği mutluluk, huzur ve güven duygusu, güneşi göremediğimiz anda hissedilen güvensizlik hislerine yoğunlaşıyorsunuz. Bu konuda neler düşündüğünüzü merak ediyorum.

Kapalı havalarda hissettiğimiz duygular genel olarak depresyona yol açıyor olabilir, bunu kendi içimde de çok yoğun yaşadığım için dile getirmeyi tercih ettim. Anlık mutluluklar ve hüzünleri arka arkaya yaşamaya başladım. Sık sık ağladığım ve hiçbir şeyin beni tam olarak mutlu edemediğini düşündüğüm zamanlardı. Atölyemdeki tüm eşyaları da eve taşıdığım için pencerenin önünde güneşi beklemeye başladım. O dönemde pencereden içeri yansıyan gün ışığını takip edip oralarda güneşlenmeye, güneşi hissetmeye çalışıyordum.

dscf0042
Dicle Çiftçi, “Eve Giren Güneş Kadar Güneşleniyorum” | Fotoğraf: Kun Art Space

Pandemi döneminde hepimiz kendimizce mücadele yöntemleri bulduk. Siz en çok yokluğunu hissettiğiniz ve özlem duyduğunuz güneşin eksikliğiyle nasıl mücadele ettiniz?

Güneşin eve girdiği saatleri öğrendim ve o saatlerde hep yerime geçip içerde kalacak olan bir buçuk saatlik güneş ışığının tadını çıkartmaya çalıştım. Gün ışığından faydalanmaya çalışan kadın figürler olduğunu ve resmini yaptığım kadınların kendimin bir yansıması olduğunu da çok sonradan fark ettim. Güneşi hiç göremediğim kapalı havalarda ise kolumu bile kaldırabilecek güç bulamıyordum.

Sergi öncesi galeride bir üretim süreciniz olacak. Bundan bahsedebilir misiniz? Neler planlıyorsunuz? Güneşin etkisi sergi kurulumunda bile karşımıza çıkacak bir detay olacak. Galeriyi ikiye bölen bir kurulum fikrinizden biraz daha bahsedebilir misiniz?

Galerinin alt katında pencere yok ve burası benim eski evime çok benziyor. İzmir’den kendi evimden getirdiğim birkaç nesneyle burayı evim gibi tasarladım. Bir süre zaman geçireceğim bir çalışma ve yaşam alanı oluşturdum. Yani kendimi evimde hissedeceğim bir yere dönüştürdüm kısa sürede. Neticede gittiğimiz her yeri dönüştürebilme, kendimize uyarlayabilme gibi bir özelliğimiz var. Ben de karanlıkla mücadele edebilmek için sadece yapay ışık yardımıyla değil, güneşin tonlarından oluşan bir yaşama alanı yapmayı tercih ettim. Sergiden önce galeriye gelenlerle oturup kahve içtiğim, yanlarında çalışmalarıma devam ettiğim bir deneyim yaşadım. Galerinin girişinden itibaren evimde hissettireceğim, ışık oyunlarıyla da zihnimin karanlık ve aydınlık taraflarını aktarabildiğim bir sergi olmasını ümit ediyorum.

dscf9550
Dicle Çiftçi, “Eve Giren Güneş Kadar Güneşleniyorum” | Fotoğraf: Kun Art Space

Sergi kapsamındaki çalışmalarla ilk kez karşılaşacağız. Bu çalışmalar arasında kendi dünyasına çekilmiş, yalnız kadınlar ağırlıklı olarak dikkat çekiyor. Bu karakterlerin ortak bir özelliği var mı?

Çalışmalarımdaki kadın imgeleri hiçbir zaman gülen ve mutlu kadınlar olmadı. Sadece bu kez mutsuzluklarının başka bir sebebini betimlemeyi denedim. Güzellik anlayışı ve normlar yüzünden kendini beğenmeyen kadınlarken, bu kez güneşi küçücük dünyalarında doya doya hissedemedikleri bir seri olarak karşımıza çıkıyor.

Kapak Fotoğrafı: Dicle Çiftçi

İlginizi çekebilir: Artsy Magger’dan İstanbul Sergi Takvimi