Son iki aydır SALT Galata’da stajdayım… Ofiste soluma bakınca Galata Köprüsü ve Eminönü’nü, mutfağa çay almaya giderken yüksek tavanları ve beyaz işlemeli sütunları görüp içim ferahlıyor.

Geçen hafta yayınladığım Galata Finds yazıma böyle başlayıp, semtteki favori duraklarımı yazmıştım. Listenin başında SALT Galata binası olacakken farkettim ki bu bina hakkında söyleyecek çok sözüm var; bu başka bir yazının konusu olmalı, dedim.

IMG_0809-e1454021113409

SALT Galata’nın moderni klasikle, batıyı doğu ile harika şekilde buluşturan bir binası var. Bina, 1892’de Osmanlı Bankası’nın genel müdürlük binası olarak Fransız Mimar Alexandre Vallaury’nin elinden çıkmış. Bankalar Caddesi’ne bakan sütunlu, kabartma figürlerle bezeli cephesi neo-klasik üsluba sahip. Haliç’ten görünen cephesi ise yuvarlak, cumbalı pencereleriyle Osmanlı mimarisine yakın bir üslüp yansıtıyor. Bu cephe de barok veya klasik olarak adlandırılıyor.

Bank-ı Osmani-i Şahane adıyla kurulan Osmanlı Bankası, devletin çağdaşlaşma ve mali durumu düzeltme vizyonunun bir parçası olmuş. Dönemin Müslüman nüfusu faiz gibi finans araçları kullanmadığından, finans gayrimüslimlerin, yoğunlukla Yahudilerin elinde. Bu bankanın kuruluşu için de, Yahudi, Fransız ve İngiliz gruplar teklif sunmuş. İngilizlerin teklifi kabul edilmiş ve banka 1856’da İngiltere Kraliçesi Victoria’nın iznini alarak resmen kurulmuş. Royal Charter adı verilen bu izin belgesi bugün binanın -1. katında Osmanlı Bankası Müzesi’nde sergileniyor. 1863’te yeni bir yapılandırılmaya gidilmiş ve bankaya bir de Fransız grup ortak olmuş. Banka 1924’e kadar para basma gibi yetkileri elinde bulundurarak devletin ‘hazinedar’ı konumunda hizmet vermiş.

1999’a kadar Osmanlı Bankası genel müdürlüğü olarak kalmış daha sonra Garanti Bankası bünyesinde Osmanlı Bankası Arşiv ve Araştırma ve Osmanlı Bankası Müzesi olarak kullanılmış. 2011’de de yine Garanti’ye bağlı kültür-sanat kurumu SALT’ın Galata’daki mekanı olarak hizmete açılmış. Binanın yenilemesini mimar Han Tümertekin üstlenmiş, ofisler, ortak alanlar, tuvaletler, kafe, kitapçı gibi binanın her bir farklı fonksiyonu da farklı tasarım stüdyoları tarafından yapılmış.

Bugün güncel sergiler -1. katın bir bölümü ve binanın çeşitli yerlerinde izlenebiliyor. Yine -1. katı, Osmanlı Bankası Müzesi’ne ev sahipliği yapıyor. Bankacılık ve finansa zerre ilgisi ve sevgisi olmayan biri olarak bu müzeyi gezmeyi bayağı erteledim. Bir gün yurt dışından gelen misafirleri gezdirmek için girince ne kadar hata yaptığımı anladım. Çok büyük bir müze değil dolayısıyla içiniz sıkılmıyor. Dönemin müşterilerinin hesap cüzdanları gibi bir sürü enteresan belge yer alıyor. En sevdiğim kısım ise Esham ve Tahvilat Odası (Hisse ve Bonolar Odası) oldu. Birkaç basamakla içeri girdiğiniz bu odada değerli kağıtlar, Chatwood’s yapımı kasaların içinde duruyor.

IMG_0149

Kasa demişken, kütüphaneye, SALT diliyle söylersek SALT Araştırma’ya değinmeden geçmeyeyim. SALT Araştırma’ya girdiğinizde dümdüz devam ederseniz alanın ortasında bir çelik kasaya denk geleceksiniz. Bu bankanın orjinal kasası, şimdi e-yayınların bulunduğu, içine girebileceğiniz bir oda haline getirilmiş.

Çalışmak için inanılmaz keyifli bir yer. Herkes açılır açılmaz yerini kapıyor, akşama kadar boş yer bulamıyorsunuz zaten. Fakat en önemlisi, sanat, tarih, sosyoloji gibi birçok dalda çok zengin kaynaklar sunuyor. Türkiye’de bırakın sanatı, başka alanlarda sunulan belge ve kaynaklar ne kadar yeterli? Daha geçenlerde yakılan Osmanlı arşivlerinin haberleri çıktı… Böyle bir ortamda kaynakları doğru düzgün toplanması, halka açılması ve hatta dijital ortama aktarılması çok değerli. Kendi websitesinde bazı sergilerin yanında pdf halinde e-kaynaklar da veriliyor, bunlara ve diğer SALT Araştırma belgelerine internet üstünden evden de erişiliyor.

IMG_0898

Yine bina bünyesinde Neolokal adlı bir restoran var. Bu ülkenin geleneksel lezzetlerini ve malzemelerini bugüne uyarlamak olarak özetleyebileceğim bir yaklaşımları var. Klasik akşam yemeği dışında tadım menüleri de sunuyorlar. Rezervasyon yapmak isteyebilirsiniz. Giriş kattaki kafe ise gün boyu, yemek ve kahve servisi yapıyor. Burada ne yediysem hepsi farklı ve lezzetliydi, önerebilirim.

Son olarak giriş katında sağ yukarıda Latince, sol yukarıda da Arapça birer cümle yazılı. Ne anlama geldiklerini söylemeden bitirmeyeyim yazıyı. Sağdaki; Dostlardan aldığın her şey kaderin dışında kalır; Ancak vermiş oldukların her zaman için servetin olacaktır. Soldaki; Para kazanan Allah’ın sevgili kuludur.

IMG_0811

Velhasılıkelam, binanın her detayı hem estetik, hem tarih ve kültür dolu. Bayılıyorum. Bunları sadece binanın kendisine addetmek yanlış olur tabii, burada yapılan kaliteli işler de bu durumun en önemli etkeni. Sergi gezmeseniz bile dergi karıştırmaya, sohbet etmeye, kahve içmeye gelin. Gelince de bana bir haber edin, bir süre daha oradayım.

 

Daha fazla bilgi için:

Hem Osmanlı Bankası, hem binası üzerine bir makale, binanın eski resimleriyle birlikte…

Bankanın tarihi hakkında detaylı bilgi

Bina hakkında detaylı bilgi

Mimar Vallaury hakkında detaylı bilgi…

Neolokal detaylı bilgi…

Bu yazı daha önce someartsysuff.com’da yayınlanmıştır.
Fotoğraflar: Rana Kelleci

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

FAVORİ YAZILAR