Mixer’in Art Writing projesi kapsamında yaptığı panelden altını çizdiklerim…

About3_81_26

Cumartesi öğleden sonramı ufak bir kişisel gelişim etkinliğine ayırmak amacıyla Tophane’ye doğru yol alıyorum. Ufak bir taksi krizinden sonra biraz da gecikmeyle Mixer’in kapısından içeri giriyorum. Neyseki henüz panel başlamamış.

Bugün buraya gelmemin sebebi galerinin bu yıl 3. yaşına giren Art Writing projesi. Mixer, konuşmalar, paneller, workshoplar düzenledikleri bu projeyle Türkiye’de henüz olgunlaşmamış bir alan olan sanat yazımına ve yazarlığına katkıda bulunmak için çalışıyor.

Projenin bugünkü ayağında farklı sanat yayınlarında çalışan dört kişi Dijital Ortamda Sanat Yazarlığı’nı konuşuyor. Yani şuan okumakta olduğunuz gibi bir websitesinde sanat hakkında yazmayı farklı açılardan dinliyoruz. Konuşmacılar: Sanatonline’dan Yasemin Elçi, Sanatatak’tan Murat Alat, Artful Living’den Burcu Ezer, M-est’den Merve Ünsal.

etkinlik_gorseli_201_695

Altı fosforlu kalemle çizilecek olan noktalar çeşitli.

Birincisi dijital ortamda yazının niteliği. Basılı yayınlarda daha ağır, uzun, detaylı yazılar sorun olmazken online yayınlarda bu tarz yazıların siteden kaçmaya neden olabildiğinden bahsediliyor mesela.

Açıkça dillendirilmese de online yayınlarda daha basit, bol, renkli görselli hap şeklinde-listelere olan aşkımızdan söz ediyor Yasemin Elçi- yazılara yer verilmesinin daha iyi olduğu sonucu çıkıyor. İnternette nedense daha tembeliz diye düşünüyorum, bilgisayarda veya telefonumuzda her şey daha hızlı akmalı. Oysa bir dergi aldığımızda onu okumak için boş bir zaman kolluyor, çayımızı koyup en az bir saatliğine bir köşeye çekiliyoruz.

Buradan da şu geliyor aklıma, online sanat yazıları daha mı niteliksiz yani? Ya da nitelikli olan hep ağır, uzun ve karmaşık olan yazı mı? Dinleyicilerden biri yazanların yazının karmaşık olduğunda daha nitelikli göründüğünü düşündüklerinden dem vuruyor. bkz. sanatla ilgili bir çok metin.

İkincisi eleştiri. Kurumların yayınlamak için eleştiri aradığından fakat bu konuda bir yetersizlik olduğu konusunda herkes hemfikir. Bunun nedeni eğitimsizlik mi yoksa cesaretsizlik mi diye düşünüyorum. Sanırım ikisi de. Eğitimsizlik, çünkü eleştiri önce bir sanat tarihi bilgisi ve birikim gerektirdiğinden bahsediliyor. Cesaretsizlik çünkü söylendiğine göre yazar zaten bir avuç olan sanat ortamında hakkında olumsuz yazdığı kişiyle mutlaka karşılaşacak…

Yazıların sağlıklı eleştiriden yani, eğrisiyle doğrusuyla ve uygun bir dille eleştiriden uzak oluşu ve yanıltıcılığı da bir başka konu. Gerçekten bugün açtığınız bir sanat yayınında x sergi şöyle güzel böyle iyi yazılarının çokluğu insanı boğuyor.

Aklımda kalan ve hakkında dürüst açıklamalar beklediğim bir konu da yazarların emeğinin karşılığını alıp almadığı. Zira yazı yazmak isteyen kişilere ücret verilmesinden itinayla kaçıldığını bildiğim büyük ve tanınan yayınlar var.  Sanat eleştirisi kadar sanat ortamı eleştirisi de gerekiyor sanırım…

Panel daha çok deneyim paylaşımı şeklinde ilerliyor ve işin iç yüzü hakkında daha çok bilgiye sahip olabiliyorsunuz. Mixer’in Türkiye’de bu kadar zayıf olan bir konuya eğiliyor olması harika. Keşke bu konuya daha da çok önem verilse ve saygı duyulsa…

Bu kadar eleştiri dedik, senin eleştirin ne derseniz, hem kurum hem de konuşmacılar açısından çok daha iyi bir önhazırlık ve daha açıklayıcı bilgiler derim.

Bu yazı daha önce someartsystuff.co’da yayınlanmıştır.

Kapak Görseli: weheartit.com/stayycreative

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN