Geride bıraktığımız ayların en güzel sürprizlerinden, karanlık, gizemli ve sürükleyici dizilerinden biri ilk sezonu 1 Aralık’ta yayınlanan Netflix Almanya yapımı Dark oldu. Her ne sebeple size çekici gelmiş olursa olsun, diziyi bir oturuşta tüketenlerdenseniz, izlemekten zevk alacağınızı düşündüğümüz bu film ve dizi önerilerimize de göz atın!

İşte paralel evren, zamanda yolculuk ve Dark‘ın onu sevmenize neden olan daha fazla tema ve özelliğini anımsatacak, 10 film ve dizi önerisi:

Dark’ı tükettiğinizden beri yeni bir dizi arayışındaysanız The End of the F***ing World’den Black Mirror‘a birçok dizinin yer aldığı Kış Günlerinde Bağımlısı Olacağınız 10 Yeni Dizi listemize yada  Mindhunter‘dan The Deuce‘a birçok öneriye yer verdiğimiz Kasım 2017 tarihli Herkes Bu Dizileri Konuşuyor! – Kaçırmamanız Gereken Yeni Diziler listemize de göz atmayı unutmayın.

***

Dark Gibi Filmler ve Diziler

Back to the Future | Robert Zemeckis, 1985

Dark’ın 80’ler nostaljisini seven, bunu da sevdi.

Başlıca teması zamanda yolculuk olan Dark, kuşkusuz hafızalara bu temayla kazınıyor ve doğrudan zamanda yolculuk dendiğinde akla ilk gelen filmi, Back to the Future‘ı düşündürüyor. Diğer yandan iki yapım arasında kuvvetli bir bağ daha var, o da 80’ler. Üstelik Back to the Future, 80’lerin nostaljisini değil, 1985 tarihli olduğundan bizzat kendisini yaşatıyor. 17 yaşındaki Marty McFly’ın yaşlı mucit dostu Doc Brown tarafından yanlışlıkla 30 yıl öncesine yollandığı bu bilimkurgu klasiği, Marty’nin gelecekteki varlığını sürdürebilmesi için annesi ve babasının tanışmalarını ve bir araya gelmelerini sağlamaya çalıştığı eğlenceli bir komediydi aslında. Dark‘ın bir komediden oldukça uzak olduğu doğru, fakat küçük Mikkel’in 30 yıl öncesine gidip annesi, babası ve tüm kasaba halkının gençlikleriyle karşılaştığı o an Back to the Future‘ı ilk izlediğiniz andaki o heyecanı hissetmiş olmanız olası. Bu yüzden gerçek bir 80’ler nostaljisi için DeLorean’a atlayıp 1985’e yolculuk zamanı.

 

Safety Not Guaranteed | Colin Trevorrow, 2012

Dark’ın zamanda yolculuk temasını seven, bunu da sevdi.

Dark’ı izlediğinizde siz de “zamanda yolculuğu konu edinen filmler ve diziler hep karanlık olmak zorunda mı?” diye sordunuz mu kendinize? Evet, adında karanlık geçen bir dizinin karanlık olmasından şikayet etmiş olmanızı beklemiyoruz tabii ki, fakat aksinin mümkün olabileceğini de bilin istiyoruz. Stajyerlik yaptığı dergideki ilk görevlerinden biri gazetedeki tuhaf bir ilanı araştırmak olan Darius’un, ilanın sahibiyle kurduğu zaman ötesi yolculuğu anlatan Safety Not Guaranteed örneğin. İlan tam olarak şöyle: “Aranıyor. Benimle birlikte zamanda geri gidecek biri. Bu bir şaka değil. Ödeme geri döndüğümüzde yapılacak. Kendi silahınızı getirin. Güvenliğinizi garanti etmiyorum. Bunu daha önce sadece bir kez denedim.” Herkesin dalga geçtiği bu ilanı Darius ciddiye alıyor, ortaya da sımsıcak bir komedi çıkıyor. Bunun bir zamanda yolculuk filmi olup olmadığına inanmak da size kalmış. İnanırsanız, beğeneceğinize eminiz.

 

Coherence | James Ward Byrkit, 2013

Dark’ın paralel evrenler temasını seven, bunu da sevdi.

Coherence, kafa karıştırıcı paralel evren konusunu zamanda yolculuklarla, büyük bütçeli gösterişli yapımlarla açıklamaya gerek yok diyen, tek bir mekanda, bu konuda söyleyeceklerini 8 kişilik bir buluşmada yaşanan olaylar üzerinden söyleyen bir bağımsız film. Bir kuyruklu yıldızın dünyaya teğet geçtiği bir gecede bir akşam yemeği için bir araya gelen sekiz arkadaş, zamanı ve gerçekliklerini büken, kafalarını karıştıran olaylara tanık olmaya başlıyorlar. Tıpkı Dark‘ı izlediğinizdeki gibi zaman algınızın allak bullak olacağı bu filmin minimalliğini de zekiliğini de çok seveceksiniz.

Coherence filmiyle ilgili daha fazlasını Mert Tanöz’ün theMagger’daki yazısında, buradan okuyabilirsiniz.

 

The Village | M. Night Shyamalan, 2004

Jonas’ın sarı yağmurluğunu seven, bunu da sevdi.

Gerçekten, kime daha çok yakışmış? The Village‘ı önermemizin tek nedeni bir karakterin yağmurluğu değil tabii ki. İlk filmi The Sixth Sense‘den sonra sadece bir-iki kez başarısını tekrar edebilen M. Night Shyamalan’ın iyi filmlerinden olan The Village, tıpkı Dark‘taki Wilden kasabası gibi, ormanla çevrili bir köyde geçiyor. Bu ormanın derinlerinde yaşayan canavarlarla yaptıkları bir anlaşma nedeniyle köylüler köyü terk edemiyorlar, aksi takdirde saldırıya uğrayacaklarını biliyorlar. Anlaşmayı bozan, sevdiği adamın hayatını kurtarmak için yardım çağırmak üzere köyü terk etmeye karar veren görme engelli genç bir kız, Ivy oluyor (sarı yağmurlukla gördüğünüz Bryce Dallas Howard’ın ta kendisi); gerilim de burada yükselmeye başlıyor. Kaybolan çocuklar, toplu halde ölen hayvanlar, zaman tünelinden hallice karanlık mağaralar derken, Wilden kasabasının etrafını çeviren ormanın da The Village’daki orman kadar canavar dolu olduğunu söylemek, köylülerin ve kasabalıların paranoyasını karşılaştırmak mümkün. Üstelik sürpriz sonu açık etmeyelim ama, The Village‘ın sırrının da bir nevi zamanda yolculuk olduğunu söyleyebiliriz.

 

Dirk Gently’s Holistic Detective Agency | BBC America, 2016-2017

Dark’ta gizemin zamanda yolculuk temasıyla karışmasını seven, bunu da sevdi.

Sırada bir dizi önerisi var. Netflix’te bulabileceğiniz Dirk Gently’s Holistic Detective Agency‘nin ilk sezonu oldukça kafa karıştırıcı bir şekilde başlıyor, işin içine zaman makinelerinin, zamanda yolculuk eden tanıdık yüzlerin girmesiyle her şey yavaş yavaş yerli yerine oturuyordu. Dizi, Otostopçunun Galaksi Rehberi başta olmak üzere fantastik ve bilimkurgu romanlarıyla tanınan Douglas Adams’ın bir roman serisinin televizyon uyarlaması. Kendi cinayetini aydınlatması için birilerini görevlendiren zengin ve gizemli bir adam, bir otel odasını kana bulayan (bazı kurbanların bir köpek balığı tarafından parçalandığı?) tuhaf bir katliam, aynı otelde kendisiyle karşılaşan bahtsız ve meteliksiz (ve işsiz kalmak üzere olan) bir belboy… Kendini holistik dedektif olarak tanıtan Dirk Gently’nin çıkagelmesiyle her şey aydınlanmaya ve noktalar birleşmeye başlıyor. Dark sizi sürüklerken yeterince gerdiyse, tuhaflıklarla ve kahkahayla dolu bu diziyi izleyerek zamanda yolculuğunuza devam edebilir ama bu kez daha pozitif hislerle ve daha canlı renklerle ekran karşısına kitlenebilirsiniz.

 

The Butterfly Effect | Eric Bress & J. Mackye Gruber, 2004

Dark’ın “Everything is connected. / Her şey bağlantılıdır.” demesini seven, bunu da sevdi.

Dark‘ın ilk bölümünü hatırlıyor musunuz? Sizi etkisi altına alan bir ses, zaman algımız üzerine konuşuyor, zaman ve evren hakkındaki bazı teorileri sıralıyor ve her şeyin bir döngü halinde olduğunu, her şeyin bağlantılı olduğunu söylüyordu. Evet, “her şey bağlantılıdır” diyen tek teoriler dizisi, Dark‘ta yaşananları açıklayanlar değil. Kaos teorisi de (her ne kadar karmaşık bir durum / olay olursa olsun) her şeyin bağlantılı olduğunu söylüyor. Öyle ki, bir sistemin başlangıç verilerindeki küçük değişikliklerin büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabileceğini söyleyen bir etkiden bahsediyor; örneğin Brezilya’daki bir kelebeğin kanat çırpışının Teksas’ta bir fırtınaya neden olabileceği, yani kelebek etkisi. The Butterfly Effect filmi de tamamen kaos teorisinde sözü edilen bu etkiden yola çıkıyor. Küçüklüğünde ansızın ve sık sık bayılan Evan, büyüdüğünde bu bayılma anlarında yaşadıklarını not aldığı günlüğünü buluyor ve bu günlük sayesinde doğaüstü olayların da bu bayılma anlarında etkili olduğunu keşfediyor. Geçmiş ve gelecek arasında gidip gelişler ve iki zaman diliminin birbiri üzerindeki etkileri hakkındaki bu filmi izlemek, Dark sonrasında size iyi gelecek.

 

The Matrix | Wachowskis, 1999

Dark’ın hayatlarımızın bir simülasyon olduğunu düşündürmesini seven, bunu da sevdi.

İlk bölümün başında konuşan o sese geri dönelim; bu ses bize geçmiş, şimdiki zaman ve gelecek arasındaki bağlantıların birer illüzyondan ibaret olduğunu söylüyordu. Diğer yandan gençler ormanda yürürken, Jonas “ya hayatımız bir simülasyonsa” diye şaka yapıyordu. Bu ikisinin aynı bölümde yer alıyor olması tesadüf değil, Dark, hayatımızın bir simülasyon olup olmadığı konusunda da düşünmeye itiyordu bizleri, tıpkı The Matrix üçlemesi gibi… Bu ihtimali belki de ilk kez üçlemenin 1999 tarihli ilk filminde düşünmüş, Keanu Reeves’in canlandırdığı Neo’yla birlikte biz de simülasyonumuzu kontrol edenlere karşı savaş açmıştık. Biz Dark sayesinde The Matrix‘i hatırlamak, 20 yıl öncesine dönüp dönemin teknik anlamdaki bu başyapıtını bir kez daha izlemek istedik, ya siz?

 

Donnie Darko | Richard Kelly, 2001

Dark’ın kafa karıştırmasını seven, bunu da sevdi.

Doğa üstü olayların neden olduğu korkunç bir kazayla başlıyor her şey Donnie Darko‘da. Bu kazayı ucuz atlatan (filmin adını aldığı) kahramanımız Frank ile o zaman tanışıyor. Frank, yalnızca Donnie’nin görebildiği, insan boyutunda, konuşan bir tavşan. Ailesi, arkadaşları ya da öğretmenleriyle geçinemeyen ve kız arkadaşı, psikoloğu ve Frank dışında kimsesi olmayan Donnie’nin neyin gerçek neyin sanrı olduğunu birbirine karıştırdığı bu kafa karıştırıcı film, çekildiği yılda izlediyseniz kafanızı çok daha fazla karıştırmıştı muhtemelen. Dark‘ta “Mikkel nerede?” sorusunun üzerini çizerek “Mikkel ne zamanda?” yazan o gizemli elin bir benzeri olsa, Donnie Darko’nun sorduğu sorulara da birkaç “ne zaman?” eklerdi büyük ihtimalle. Paralel evren temasını büyüme sancılarıyla, zamanda yolculuğu psikolojik bozukluklarla harmanlayan Donnie Darko‘nun Dark ile arasındaki hoş bir benzerlik de Jake Gyllenhaal’un canlandırdığı Donnie Darko’nun da tıpkı Mikkel gibi iskelet kostümlerini sevmesi.

 

Who Am I – Kein System ist sicher / Who Am I – No System Is Safe | Baran bo Odar, 2014

Dark’ın yönetmeni Baran bo Odar’ın üslübunu ve görsel dünyasını seven, bunu da sevdi.

Dark‘ı bir solukta izlemenizin nedenlerinden biri de dizinin görsel ve anlatımsal bütünlüğüydü muhtemelen. Bunu da 10 bölümün birden, dizinin yaratıcılarından, Alman yönetmen Baran bo Odar tarafından yönetilmiş olmasına bağlayabiliriz. Yönetmenin ülkemizde de dünyanın geri kalanında da olumlu eleştiriler alan bir önceki filmi, Dark‘la uzaktan yakından ilgisi olmayan bir konuda olsa da, benzer bir sürükleyicilik, anlatım dili ve görsellik vadettiği için ilginizi çekebilir. Who Am I, bir bilgisayar dahisi olan kahramanı Benjamin’in, aktivist eylemlerde bulunan bir hacker grubu tarafından dünya çapında etkisi olacak bir eylem için davet edilmesiyle başlıyor. Kısacası Dark Alman Stranger Things‘iyse eğer, Who Am I da Alman Mr. Robot‘u!

Who Am I filmiyle ilgili daha fazlasını Mert Tanöz’ün theMagger’daki yazısında, buradan okuyabilirsiniz. 

 

Stranger Things | Netflix, 2016 – …

Çok basit; Dark’ı seven, bunu da sevdi.

En bariz olanını en sona bırakalım dedik. İlk fragmanları yayınlandığından beri “Almanca Stranger Things” yorumlarıyla karşılaşan Dark‘tan bahsederken Netflix’in bir diğer göz bebeğini anmamak olmaz. Paralel evrenler, bu evrenler arasında açılan kapılardan sızan tehlikeler ve bunun sonucu yaşanan gizemli olaylar, 80’ler nostaljisi, boyundan büyük işlere kalkışan çocuklar… İki diziyi bağlayan çok fazla tema ve detay olduğu tartışılmaz ama hangi dizinin daha iyi olduğu saatlerce tartışılabilir. Eğer çoğunluğun aksine önce Dark‘la tanışanlardansanız, Stranger Things‘i de bir solukta bitireceğinize eminiz. 80’li yıllarda bisikletlerinin üzerinde maceradan maceraya koşan, kayıp arkadaşlarını arayan, paralel evrenin ölüm getiren canavarlarından kaçan dört çocuğa sımsıkı sarılmak isteyeceksiniz.

 

Dark’ı tükettiğinizden beri yeni bir dizi arayışındaysanız The End of the F***ing World’den Black Mirror‘a birçok dizinin yer aldığı Kış Günlerinde Bağımlısı Olacağınız 10 Yeni Dizi listemize yada  Mindhunter‘dan The Deuce‘a birçok öneriye yer verdiğimiz Kasım 2017 tarihli Herkes Bu Dizileri Konuşuyor! – Kaçırmamanız Gereken Yeni Diziler listemize de göz atmayı unutmayın.

 

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?