Şehrin sokaklarını ve semtlerini yürüyerek keşfetmenin zamanı geldi! Havalar henüz çok sıcak ve nemli olmamışken karış karış yürüyerek İstanbul’u keşfetmek, yeni mekanlar bulmak, müdavimi olunanlara uğramak ve renkli sokaklarda kaybolmak için yollara düşmeye karar verdik. Şahane bir hafta sonu planı olacağına inandığımız ilk rotamız ise Bebek – Arnavutköy hattı. Mis gibi deniz havası ve modern hayatı yakalarken tarihi değerlerini de koruyan eski sokakları ile çok sevdiğimiz bu iki semtten önerilerimizi sıralamaya başlayalım o halde.

Erken kalkan yol alır!

Önerimiz sabah erkenden sıkı bir yürüyüş için Arnavutköy sahile inmek olacaktır. Madem semtler karış karış gezilecek, o zaman biraz ısınmak için deniz kenarında tempolu yürüyüş bizce iyi bir fikir. Sabah erken saatlerde sahilin gerçek güzelliğini de görebilirsiniz. Yürüyüşün ardından sessiz sakin sahilde biraz oturup balık tutanları, iskeleye arada bir ulaşan motorları ve koşan, yürüyen, köpeklerini gezdiren insanların gündelik hayat koşturmacalarını izlemek bile başlı başına bir keyif.

Arnavutköy’ün renkli mekanları

Semti keşfe hazırsanız Arnavutköy’ün renkli ve birbirinden güzel evleriyle dolu tarihi sokakları sizi bekliyor. On yıllar öncesinde de şehrin nezih bir yerleşim yeri olan Arnavutköy hala bu özelliğini yitirmedi. Apartmanları, tarihi evleri, esnafı ve dükkanlarıyla mahalle ruhunu yaşatmaya devam eden sokaklarıyla mutlu hissettiren bir semt. Bu nostaljik özelliğinin yanı sıra son yıllarda şehrin kalbinin attığı, popüler bir yer haline gelen semtin modern yüzü de en az geçmişi kadar kuvvetli. Yani keşif için bol bol adres sizi bekliyor. Bizim favorilerimiz arasında Kuruçeşme yolu üzerindeki Gabfoods’un glutensiz ve şekersiz ürünlerden oluşan menüsündeki paleo waffle ile sağlıklı bir kahvaltı yapmak, Kavanoz’un minik bahçesinde bir kahve içmek, Any’de öğlen yemeğinde leziz bir salata yemek var.

Fotoğraf çekmeyi seviyorsanız semtin tarihi evler ile dolu sokakları bunun için ideal. Biraz yokuş çıkmayı göze alırsanız güzel manzaralar da göreceksiniz. Bebek yoluna koyulmadan önce Galeri Selvin’deki güncel sergileri ziyaret edebilirsiniz. Özellikle heykel sanatına dair önemli eserleri sanatseverler ile buluşturan bu galeriyi gezmek çok keyifli. Dükkan gezmeyi sevenlerdenseniz de şahane çanta tasarımlarıyla tanınan Çuval’a bir göz atabilirsiniz.

Bebek Parkı’nda bir mola ve keşiflere devam

Arnavutköy’den Bebek’e yürüdükten sonra küçük bir kahve molasının tam vakti. Yasemin Pasajı’nın girişinden gazete ve dergilerinizi aldıktan sonra Grandpa Coffee & Eatery’den bir kahve kapıp karşısındaki Bebek Parkı’nın banklarında denize karşı oturabilirsiniz. Tabii kahve tek başına gitmez bizce. Evden çıkmadan çantanıza Wasa’nın tam çavdar gevreğinden baharatlı ve krem peynirli sandviçlerinden atmanızı öneririz. Kahvenin yanında harika bir eşlikçi oluyor. Aynı zamanda tok tutacağı için yürürken ihtiyacınız olan enerjiyi de sağlayacak.

Parkta deniz havası aldıktan sonra Küçük Bebek tarafına gidip sokaktaki tatlı butikleri, dükkanları keşfetmenizi öneririz. Favorilerimizden biri de minimalist tekstil tasarımlarıyla Tru Project’in yenilediği dükkanı. İçindeki Petra’nın kahveleri, bağımsız dergiler ve kitaplar ile dolu olan huzurlu köşeyi de incelemeden çıkmayın deriz. Kitap incelemeye doyamadıysanız sanat, mimari, fotoğrafçılık, seyahat gibi farklı alanlarda dünyanın seçkin yayınevlerinden kitaplar sunan Assouline’e uğrayabilirsiniz.

Günü bitirmek için ise çok sevdiğimiz iki adres var. Biri artık bir Bebek klasiği haline gelmiş Mangerie tabii ki. Terasında manzaraya karşı geçirilen zamanlar hep çok keyifli olur. Menüsü de sizi hiç yanıltmaz. Bir diğer favorimiz ise gözden uzak ara bir sokakta, ismi gibi saklı duran Hidden Coffee House. Bahçesinde iyi bir kahve eşliğinde ve huzurla günü tamamlayabilirsiniz.

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?