Türkiye’nin hiç sönmeyen yangını. İsminin hakkını veren, nereden bakılırsa bakılsın insanın içini yakan, son zamanlarda izlediğim en iyi yerli yapımlardan biri.

Sıcak yaz gecelerinde ben ve kuzenlerim gibi evde sabahlamayı tercih edenlerin klasikleşmiş olayıdır; “Ne izlesek?” tartışması. Kimi korku ister, kimi bilimkurgu manyağıdır, kimi müzikal aşığı.. Her kafadan bir ses çıkar, nereden baksan yarım saat gümbürtüye gider. Ta ki en sonunda herkes dönüp dolaşıp komediye gelene kadar. İşte -maalesef- dün gece böyle bir fırsatla ancak izleyebildiğim “Yangın Var“; sessiz sakin ama mükemmele yakın, eğlence dolu ama içler yakan, buram buram Anadolu ve Türkiye gerçekleri kokan, 2011 yapımı, son zamanlarda izlediğim en iyi Türk filmlerinden biri.

 Peki, soru şu: Buram buram Anadolu kokan bir filmde ne ararsınız? Dostluk? Aşk? Kardeş kavgası? Coğrafyamıza özgü önyargılar ve onların anlamsızlıkları? “Ne kadar farklı olsak da hepimiz aynıyız.” da; “Ne kadar aynı sayılsak da hepimiz ayrıyız.” da dedirtebilen türden harika bir yapım “Yangın Var”. Hele hele çoğumuzun anne-babalarının en sevdiği, hepimiz için vazgeçilmez olan “Selvi Boylum Al Yazmalım” sevenler için adeta yeme de yanında yat’lık bir film.

 

İçinizden “Daha 18 yaşındasın, sen kim bu meseleleri konuşmak kim?” diye geçirdiğinizi duyar gibiyim. Eğer yanılıyorsam ne mutlu bana ki sonunda Mustafa Kemal’den başka birileri de gençlik bilincini yakalamış ülkemde. En büyük sorunumuzu hepimiz biliyoruz, Türkiye’nin senelerdir sönmeyen, üstelik her bir şehitle daha körüklenen yangınını. Ama bir şeyi yanlış biliyoruz. Herhangi biri Doğulu olduğunu söyleyince hemen bir cümle çıkıyor ağzınızdan; “Kürt müsün yoksa?”. Sonrası malum, şimdiye kadar ne kadar “Terörist” diye etiketlenmiş ne kadar suçu günahı olmayan Kürt vatandaş varsa, o da onların yanına gönderilecek toplum tarafından: Hiçliğe, yalnızlığa, kendi haline. Bu noktada biri gerek o soruyu soracak: “Ya onun yerinde sen olsaydın?”. Hiç kimse Kürt mü Çerkez mi olacağını, siyah mı beyaz mı doğacağını, homoseksüel mi heteroseksüel mi olacağını yani kısaca kimse nasıl doğacağını ve kim olacağını belirleyemiyor. Öyle bir şansım olsaydı inanın bana Lea Michele kadar yetenekli doğmak isterdim. Ama gelin görün ki Broadway’i düşünmeye bile cesaretim yok. Meselenin özüne gelecek olursak bir insanı hiç bir suçu yokken, olduğu ve değiştiremeyeceği şeyden dolayı yargılamak, bir “insanın” yapabileceği en alçakça şey. Ve evet, 18 yaşımdayım ama düşünebiliyorum. İlginç, değil mi?

 İşte “Yangın Var”, bir an önce kahkahalarla insanın içini ısıtırken bir an sonra gerçeklerin en yalın haliyle kanınızı dondurabiliyor. Mesela şu an her şey çok komik, film çok eğlenceli değil mi? Dikkat edin çünkü bir dakika sonra ağlamaktan gözleriniz şişebilir! Ayrıca o kadar sürükleyici ki Diyarbakır-Artvin-Rize-Trabzon yolculuğunun nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz. Aşkın en sevimlisini de görüyorsunuz, yangının en derinini de. Yönetmen Murat Saraçoğlu’na da senaristler Murat Batgi ve Koray Çalışkan’a da helal olsun!

Bu noktada oyuncuların hakkını vermek gerek. Bir kadın olarak filmi izlerken, aklımda Özge Özpirinççi’yle oynadığı “Al Yazmalım” dizisindeki Ayça karakterinden yer eden Nesrin Cavadzade’nin duruluğuyla muhteşem güzelliğine hayran kalmadan edemedim. Üstelik bir Azeri olmasına rağmen o kadar yerinde bir şive kullanmış ki her konuştuğunda insanı Doğu kültürüne aşık ediyor. Aynı zamanda Doğu’nun kadınını gerçekten hakkını vererek canlandırmış, film boyunca kendimi onun yerine koyduğum her an oranın insanını, neler görüp geçirdiğini biraz daha iyi anladım. E canlandırdığı karakter de zaten hepimizin gönlüne Türkan Şoray’la taht kurmuş Asya’yla özleştirilince ortaya tadından yenmeyecek bir performans çıkmış. Başroldeki diğer bir harika isim ise çoğumuzun “Leyla ile Mecnun”dan hatırladığı Osman Sonant. Zaten bir Karadenizli olarak Karadeniz insanının aşığıyım, Koşman sayesinde bir daha sevdim. Böyle içten, saf, çocuk masumluğunda bir aşk yok arkadaş! Şehit ağabeyine duyduğu saygı ve sevgi zaten beni saatlerce ağlatmış durumda. İki şehit vermiş bir ailenin kızı olarak neler hissettiğimizi hakkını vererek anlattığını düşünüyorum. Yurdum insanının yıkılamaz önyargılarını hafif hafif, çaktırmadan hatırlattı biz yeni nesile ki en azından gelecekte bu vatan güvende olsun. Tıpkı Atamız’ın bize bıraktığı gibi, tek olsun. Kadrodaki usta isimler hayırsever başkan Yavuz Bingöl, anneannemin tıpkısı, Süperanne Şerif Sezer ve artık Türk sinemasının ikon Laz hocası haline gelen Erkan Can 5’er dakika gibi kısa süreli sahneleri olmasına rağmen bence yine harikaydılar. Hatta buradan sesleniyorum; Şerif Sezer sana hayranım!

Notlarım

-En beğendiğim sahne kesinlikle Rize’deki şehit isimlerinin verildiği üst geçitlerin gösterildiği kısımdı.

-Benim Gürcüce öğrenmeyi düşünmemi sağlayan harika türkü: Gelino

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?