Tasarımcı, grafiker, hareketli animasyonların yaratıcısı Jeffrey Kordova bugün “Masanızda Neler Var”ın konuğu!

Seni ve markanı kısaca tanıyabilir miyiz? Hikayeni bize anlatabilir misin? 

jeff_interview photo

Küçük yaştan beri İstanbul’da çesitli resim atölyelerinde çizim ve kolaj dersi aldıktan sonra 2010 yılında Savannah College of Art and Design’dan mezun oldum. Güzel sanatlara olan ilgim grafik tasarımı animasyon ve teknolojiyle buluşunca motion graphics (hareketli grafik) yapmaya karar verdim. Mezuniyet sonrası New York’a taşındıktan sonra 3 sene kadar endüstriye yön veren şirketlerle çalışma şansım oldu. Click3x, Lobo, The Mill, Directv, Google Time Warner bunlardan bazıları.

New York’ta bulunduğum sürede sürekli olarak farklı takımlara katıldım ve Intel, TLC, GE, United Airlines, Jameson gibi eğlenceli müşterilere animasyon ve tasarım yapma şansı yakaladım. Artık hikayem İstanbul’da devam ediyor.

Peki… Şu anda masanda neler var?

masa

Çalışmak için 2 ayrı masa kullanıyorumMasamın üzerindekiler; MacBook, sketch defteri, Wacom Tablet, Takvim/Not defteri, External Hard drive, Rubik, Haribo Jelibon, üzerinde Birleşmiş Milletler’den aldığım karpostal, benim için anlamı olan geçmişte çekilmiş resimler, Norma Jean/Gitar Penası, fontlarla ilgili referans için bir kitap: Just my type/Simon Garfield ve masamın en önemli objesi olan Ninja Turtles Michelangelo figürü.

Wacom

Masanı nereden aldın?

Masamı IKEA’dan aldım. Geniş ve kullanımı rahat olduğu için seviyorum. 

Masana bakarak senin ve markanın tarzından ipuçları alabilir miyiz?

Kesinlikle. Wacom tablet her işte fonksyonel. Sürekli dijital olarak sketch yapıyorum. Wacom tablet sanki geleneksel değerlerin teknolojiyle buluşturduğunu işaret edebiliyor bana. Mac Book: Genel olarak tasarım ve kaba olarak animasyonlarımı gerçekleştirdiğim platform. Yeri gelince 12 çekirdekli Mac Pro’yu da daha ağır projeler için kullanıyorum. (Render ve Animasyon amaçlı) Sketch defterim: Her ne kadar projlerin birçoğu dijital ortamda gerçekleşse de düşüncelerin büyük bir kısmı kağıt üzerinde gerçekleşiyor.

Miko

En sevdiğim Ninja Turtles Michelangelo. Komik, pozitif oluşu ve bana sürekli olarak yarı teknolojik olan 90’lı yılları hatırlatması Michelangelo’yu masamın en vazgeçilmezi yapıyor.

Blog, dergi ve tasarımcı olarak kimleri takip ediyorsun?

book

Motionographer.com, Behance.net, Juxtapoz, Hi Fructose, Communication arts, CMYK, HOW sürekli olarak takip ettiğim dergi ve internet siteleri/bloglar. The Mill, Stardust, Psyop, Favorite Color gibi şirketler iyi takımlar kuruyor ve bu sayede websiteleri takip listemde. Beğendiğim birkaç kişi olarak da Kyle Cooper, Kay Tennemann, Ariel Costa, Ilya Abulhanov ve Onur Şentürk’ü söyleyebilirim.

Neyi/nereyi sen tasarlamış olmak isterdin?

Dijital bir ambient/experimental sanatçı olan Amon Tobin’in sahne arkası görsellerini tasarlamak isterdim. Yapım aşamasını anlatan belgesel filmi bile heyecan verici:

Müzik ile birleşen ritmik tasarım ve animasyonlar son derece ilgimi çekiyor.

Tasarımlarını nerelerde görmek isterdin?

Tasarım

Copenhagen Art Fest‘de zaman zaman motion ağırlıklı video art işleri oluyor, böyle bir festivalde kendimi görmek isterdim.

Geniş kapsamlı sergilerde motion graphics görmek çok sevindirici. 

Jameson

Sence kendi alanında gelmiş geçmiş en iyi tasarımcı kim?

Si Scott. Resonette serisindeki kıvırcık çizgi kullanımı beni çok etkiliyor. Klasik diyebileceğimiz figüratif öğeleri organik olarak tasarlayabilmesi onu özel yapıyor.

Tasarım açısından en beğendiğin şehir? 

New York. Genel olarak kültür çeşitliliği ve endüstrinin sürekli olarak gelişim halinde olmasından dolayı ilgimi çekiyor. Her hafta farklı bir galeri açılışı bulabilmem de New York’u çok sevmemin önemli nedenlerinden. New York’ta tasarımcıların bilgi alışverişine açık olması bu şehri tasarım açısından başarılı yapıyor.

En önemlisi ise hiç bitmeyen etkinlik kapasitesine sahip oluşu. New York  tasarımcılar için tam bir playground!

Sketch: Mr.Portnerİşinle ilgili en çok neyi seviyorsun?

Hem sağ hem de sol beynin sürekli olarak kendi arasında savaş veriyor olması çok hoşuma gidiyor. Bir tasarım yaparken aynı zamanda teknik olarak nasıl animasyon haline getirileceğini düşünmek zorundasınız. Animasyon ve grafiğin konsepte olan uygunluğu yetmezmiş gibi bir de pratik olarak bunları müşterinin ihtiyaçlarına göre sürekli olarak değiştirebiliyor olmanız gerekiyor.

Zamanlama + Estetik + Uygunluk: Bu üçünün bir arada olması için düzenli ve planlı aynı zamanda kaotik ve spontane olmak gerekiyor. Orijinal ve sade olanı, popüler ve karmaşık olana tercih etmeniz gerekiyor. İşin doğasının beni sürekli olarak düşünen bir insan olmaya itmesini çok seviyorum.

Bir ressamın ya da grafikerin güzel bir işe baktıktan sonra “Bundan etkilendim! Ben de animasyon yapmayı öğrenmek istiyorum’’ diyebilmesi beni mesleğim adına çok sevindiriyor. Tasarım, multi-medya kullanımı ve teknolojinin getirdiği güzelliklerin bir arada toplanması kesinlikle en çok işimin en sevdiğim yani.

Sence “ilham” ne demek? 

Çeşitli öğelerden hoşlanıp bu öğelerin hayatınızın bir parçasına ya da projenizin içine girmesini istemek “ilham” demek olabilir.

Ajandanda bu hafta/ay için neler var?

_Rafael Lozano Hemmerin Videoart sergisini Borusan Contemporary’de görmek istiyorum.

_Kanser hastalarına yardımda  bulunmak için non-profit bir organizasyon ile çalışıyorum. 5 dakikalik tanıtım animasyonunun bitimini dört gözle bekliyorum.

_Gayrettepe’deki bira evi Bosphorus Brewing Company‘yi denemek istiyorum. Hefeweizen, APA ve Irish Cider favori biralarım bunlara denk yerli kendi biraları olduğunu öğrendim!

_The Empire Project’te sergilenen işleri görmek istiyorum.

_Philip Coppens’ın yazdığı “The Ancient Alien Question” kitabını bitirmek istiyorum.

Pazar kahvaltısında seni nerelerde, ne yerken görebiliriz?

Nar cafe‘yi menüsü ve manzarasından dolayı çok beğeniyorum. İngiliz kahvaltı tabağı yapabilen sayılı yerlerden bir tanesi. Tost ekmeğine yumurta, jambon ve pişirilmiş fasulye karıştırmayı çok seviyorum.

http://www.jeffreykordova.com/

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?