Marvel’ın en sevdiğimiz süper kahramanları, bu hafta Avengers: Age of Ultron ile bir kez daha bir araya geldi! Bunu fırsat vererek, filmin Black Widow’u Scarlett Johansson’un kariyerini mercek altına aldık.

original-6807-1394061004-9

İlkini 2012’de izlediğimiz, Marvel çizgi roman evreninin en sevilen karakterleri Iron Man, Captain America, Hulk, Thor, Black Widow ve Hawkeye’ı bir araya getiren Avengers, sadece sunduğu aksiyon dozu ve görsel efektleriyle değil mizahi yönü ile de kitleleri eğlendirmişti. Tony Stark (Iron Man) ve Bruce Banner’ın (Hulk) planlarının ters gitmesi sonucu dünya Ultron’un tehditleri ile karşılaşınca süper kahramanlarımız bu hafta vizyonda izleyebileceğimiz Avengers: Age of Ultron’da tekrar bir araya geliyor. Filmin öne çıkan karakterlerinden biri de Natasha Romanoff. Namıdiğer Black Widow ilk kez 2010’daki Iron Man 2‘de karşımıza çıkmış ve Scarlett Johansson tarafından canlandırılmıştı. Filmin diğer yıldızları bir yana, yeni Avengers filminde izlemeye doyamadığımız Johansson’u mercek altına almak istedik.

Avengers-Assemble-Age-of-Ultron-Scarlett-Johannson-628x355

1984, New York City doğumlu Scarlett Johansson, henüz 10 yaşındayken rol almaya başladığı sinema filmlerinin ardından kariyerinin basamaklarını hızla tırmandı ve Coen Kardeşler’den Spike Jonze’a birçok yönetmenle çalışan yıldızlardan, Woody Allen’ın gözde oyuncularından ve Marvel’ın ‘Yenilmezler’inden biri oldu. İşte onu ilk tanıdığımız filmlerinden The Horse Whisperer‘dan günümüze, izlemeniz gereken 10 Scarlett Johansson performansı…

Bu hafta Avengers: Age of Ultron dışında vizyonda izleyebileceğiniz filmler arasında Wim Wenders imzalı Oscar adayı belgesel The Salt of the Earth (Toprağın Tuzu), romantik komedi Posthumous (Aşkı Bulunca), animasyon Snezhnaya Koroleva 2 (Snow Queen 2 | Karlar Kraliçesi 2) ve yerli yapımlar Ezan, Tehlikeyle Flört, Yolunda A.Ş. Çinçin Bağları Hikayesi var.

***

En İyi Scarlett Johansson Filmleri

The Horse Whisperer | 1998, Robert Redford

Kariyerine bir çocuk oyuncu olarak başlayan yıldızlardan biri olarak Scarlett Johansson, Robert Redford’un ‘Atlara Fısıldayan Adam’ında karşımıza çıkmıştı. Atına binerken bir kamyonun çarptığı küçük Grace MacLean ve atının hem duygusal hem de fiziksel olarak zarar gördükleri bu kazanın izlerinden arınmaları için Montana’daki bir çiftliğe götürülmesiyle başlıyordu film. Filmin kahramanı, atları (ve çocukları) iyileştirmek üzere gizemli, mistik güçleri olan bir adam, Tom Booker’dı. Nick Evans’ın romanından uyarlanan filmin başrollerini Robert Redford, Kristin Scott Thomas ve Sam Neill paylaşıyordu.

Ghost World | 2001, Terry Zwigoff

Amerikan bağımsız sinemasının gençlere odaklanan en tatlı örneklerinden olan Ghost World, liseden mezun olup aynı eve çıkmaya karar veren iki genci, Enid ve Rebecca’yı merkezine alıyordu. Kendini toplumdan soyutlayan bir adam olan Seymour ile tanışmalarının hayatlarını nasıl değiştirdiğinin hikayesini anlatan Ghost World’de Thora Birch ve Scarlett Johansson başrolleri paylaşıyor, Seymour’u ise Steve Buscemi canlandırıyordu.

Lost in Translation | 2003, Sofia Coppola

2000’ler bağımsız sinemasının başyapıtlarından olan Lost in Translation, yaşamları Tokyo’da bir otelde kesişen iki Amerikalı’nın, bu değişik kültüre yabancılaşan yıldız oyuncu Bob Harris ve zamanını fotoğrafçı eşini otele kapanıp bekleyerek geçiren Charlotte’un hikayesini anlatıyordu. Seyahatlerinin sonuna yaklaştıkça dostlukları pekişen ikili, kültürel yabancılaşmayı hayatlarını gözden geçirmek için bir bahane olarak kabul ediyorlar ve yepyeni duygular keşfediyorlardı.

Girl with a Pearl Earring | 2003, Peter Webber

Adını Avrupa sanat tarihinin en önemli figürlerinden Flaman ressam Johannes Vermeer’in ünlü tablosundan alan film, sanatçının ve tabloda resmettiği genç kızın yaşamına odaklanıyordu. Tarihsel dayanakları az olsa da bu tablo ve yapılışı üzerine bilinenleri kurgusal bir şekilde bir araya getiren Tracy Chevalier romanından uyarlanan “Girl with a Pearl Earring”de ünlü ressamı Colin Firth, tabloya poz veren genç hizmetçiyi ise Scarlett Johansson canlandırmıştı. Film, sanatsal dallarda ortaya koyduklarıyla göz kamaştırıyordu.

A Love Song for Bobby Long | 2004, Shainee Gabel

Scarlett Johansson’u John Travolta ile buluşturan A Love Song for Bobby Long, annesinin ölümünün ardından evine, New Orleans’a dönen bir genç kadının garip hikayesini anlatıyordu. Boş bulacağını düşündüğü evde yaşamaya niyeti olan Pursy Will’in evde annesinin arkadaşı olan iki adamı bulması onlarla birlikte yaşamaya başlamasıyla sonuçlanıyordu. Nefretle başlayan bu zoraki ev arkadaşlığı; zaman geçtikçe geçmişin ve anıların etkisiyle onları onları yakınlaştırıyordu.

Match Point | 2005, Woody Allen

New York ile özdeşleşmiş yönetmen, senarist ve oyuncu Woody Allen, 2005’te Londra’da bir film çekmiş ve ardından birkaç yıl boyunca Avrupa’nın birçok kentinden seslenmişti hayranlarına. Yönetmenin bu kişisel devrimi başlatmak üzere Londra’da çektiği ilk film, Match Point’ti. Film aynı zamanda Scarlett Johansson’un oynadığı üç Woody Allen filminden ilkiydi. Johansson’ı ‘femma-fatale’ Nola Rice rolünde izlediğimiz Match Point, evlenmek üzere olan eski tenis oyuncusu Chris’in yuvasını tehlikeye sokmasını konu alıyordu. Wood Allen bir kez daha, ilişkileri analiz etmekteki üstün yeteneğiyle heyecan verici bir film ortaya koyuyordu.

The Prestige | 2006, Christopher Nolan

Günümüzün en yaratıcı bilimkurgu yönetmenlerinden Christopher Nolan, Batman üçlemesinin ilk filminin ardından bizleri 19. yüzyılın Londrası’na, iki rakip sihirbazın dünyasına taşımıştı. İllüzyon, hile, numaralar ve tabii ki bunların arkasındaki sırlar üzerine sürükleyici ve bir o kadar da gizemli bir film olan The Prestige, adını sihirbazların gösterinin sonuna sakladığı en önemli numarasından alıyordu. İki rakip sihirbazı Christian Bale ve Hugh Jackman canlandırıyor, onlara Michael Caine, Rebecca Hall ve Scarlett Johannson eşlik ediyordu.

Vicky Cristina Barcelona | 2008, Woody Allen

Woody Allen ile üçüncü kez çalışan Scarlett Johansson, filmin adındaki Cristina olarak, arkadaşı Vicky ile Barcelona’yı ziyaret ediyordu. Bu tatilin Juan Antonio ile tanıştıktan sonra bir aşk üçgenine, hatta bir aşk dörtgenine dönüşmesi, Woody Allen’ın filmografisindeki en hoş sürprizlerden biri oluyordu. Johansson’a Rebecca Hall ve Javier Bardem’in eşlik ettiği filmin yıldızı ise kuşkusuz dillerarası çılgın performansıyla Penélope Cruz olmuştu.

Her | 2013, Spike Jonze

2013 sinemasının yakın geleceğe ışık tutan ve teknoloji ile içli dışlı yaşamlarımızı sorgulamamıza neden olan filmi Her, oyuncu olarak neredeyse Joaquin Phoenix’in tek başına sırtlandığı bir filmdi. Fakat film boyunca onunla olan bir isim daha vardı. İşletim sistemi Samantha’yı seslendiren Scarlett Johansson. Yalnız bir adamın, yalnız dünyasını renklendiren bu cansız varlıkla olan ve duygusal bir ilişkiye dönüşen birlikteliğini anlatan bu çok özel film çağımızı en iyi yansıtan filmlerden. Samantha’nın çekimler boyunca Samantha Morton tarafından seslendirildiğini, bu rolün çekimler tamamlandıktan sonra Scarlett Johansson’a verildiğini de hatırlatalım.

Under the Skin | 2013, Jonathan Glazer

Michel Faber’in bilimkurgu romanından uyarlanan bu karanlık film, fona İskoçya’nın büyüleyici coğrafyasını yerleştiriyor, gizemli bir kadının yalnız dolaşan erkekleri ‘avladığı’ bir hikayeye sürüklüyordu bizi. Scarlett Johansson’ın performansıyla dikkat çeken Under the Skin’in en takdir gören özelliklerinden biri de Mica Levi’nin müzikleriydi.

Hazırlayan: Emre Eminoğlu

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN