Elazığ’da veteriner hekim öğrencisi Türkan Ceylan, çok küçük yaşlardan beri sokak hayvanları için bir mücadele içerisindeyken biz onu sosyal medyada Barınak Meleği olarak tanıdık. Her gün yüzlerce sahiplendirme ilanına kayıtsız kalmamakla birlikte, sokak hayvanlarına yuvasını açmakla aslında hepimize sokak hayvanları için yapabileceklerimizin neler olduğunu yeniden hatırlatıyor. Bugün 4 Ekim Hayvanları Koruma günü, hepimizin de bildiği üzere onları bir gün değil her gün korumalıyız. Onların sesi yok, biz onların hem sesi hem de yuvası olmalıyız. Sevgili Türkan’la bugüne özel bir röportaj gerçekleştirdik.

Türkan Ceylan: Barınak Meleği ile Minik Dostlarımız Üzerine
Türkan Ceylan: Barınak Meleği ile Minik Dostlarımız Üzerine

Türkan seni Barınak Meleği olarak Instagram sayesinde tanıdık. Hikayen nasıl başladı?

Hikayem çocukluğumla başladı diyebilirim, İzmir’in küçük bir köyünde doğdum. Hayvanların içinde büyüdüm. Kediler, köpekler, inekler, tavuklar… İlkokul yıllarımda inek çobanlığı yaptım. Evimiz ormanın içinde tek ev konumundaydı, o yüzden pek arkadaşım yoktu, en iyi arkadaşım ineğimiz “Kara Kız” idi. Hala onu unutamıyorum, annem nazar boncuklarından kolye yapmıştı boynuna. Ailemizin bir üyesiydi. Çocukluğum çok güzel geçti. O yüzden çocuklar kesinlikle hayvanlarla büyümeli. Bir de şunu söylemek isterim ki, ben sadece kedi köpek sever değilim, her hayvanın yaşam hakkını savunan bir hayvanseverim. Asıl mücadelem lise için ilçeye gittiğimde, sokağımda baktığım hayvanlar zehirlendiğinde başladı, sonra barınaktan haberim oldu. Gönüllü olarak gitmeye başladım, çok kötü günlerdi. Yemek yok, kulübe yok, kısırlaştırma ve tedavi yok. Hepsi elimizde ölüyordu. 18 yaşıma girer girmez o cehennemi şikayet ettim. Ve belediyeyle hukuki olarak mücadele etmeye çalıştım. O günlerde hayatımın en doğru kararını verip veteriner hekim olmaya karar verdim. Elazığ maceram da böylece başlamış oldu.

Türkan Ceylan: Barınak Meleği ile Minik Dostlarımız Üzerine
Türkan Ceylan: Barınak Meleği ile Minik Dostlarımız Üzerine

Hem öğrenciliği hem de böyle zorlu bir gönüllüğü, ikisini bir arada yürütmek zor olsa gerek. Bu dengeyi nasıl sağlıyorsun?

Dengeyi sağlamaya çalışıyorum ancak pek başarılı değilim sanırım. Okulum bir yıl uzadı ama ne yapayım muhtaç olan bir canlıya arkamı dönemiyorum. Veteriner hekimliği okuduğum için çok da zor gelmiyor. Temizlik, tedavi, barınak, sahiplendirmeler çok zamanımı alıyor ama bana geçmişi tekrar yaşama şansı verilse yine bol kedili ve köpekli bu evde bitmek bilmeyen bir tatlı telaşlı koşturmanın içinde yaşamak isterdim. Hayata bir kere geliyoruz ve dilediğimiz gibi yaşamalıyız, beni bu kadar mutlu eden başka bir şey yok şu an dünya üzerinde. O yüzden son sürat devam.

Türkan Ceylan: Barınak Meleği ile Minik Dostlarımız Üzerine
Türkan Ceylan: Barınak Meleği ile Minik Dostlarımız Üzerine

Türkiye’deki sokak hayvanları sorununa senin çözümlerin nelerdir?

Çözüm öncelikle bilinç oluşturma, sonra hayvan hakları yasasının ceza kapsamına alınması, devlet destekli her şehir ve ilçede işinin ehli veteriner hekimlerin kısırlaştırma yapması. Bu kadar basit aslında, bunlar tek tek yapılsa 10 yıla kadar bu sorunlar çözülür.

İnsanların en çok zorladığı ve ne yapacağını bilemediği durumlardan birisi de şu, yolda yaralı veya kimsesiz bir hayvan bulduklarında kime müracaat edeceklerini ve ne yapacaklarını bilmiyorlar. Senin deneyimlerine dayanarak böyle durumlarda en ideal çözüm sence ne olabilir?

Kesinlikle barınaklara verilmemeli. Hemen en yakın kliniğe götürüp sonra maddi gücü yoksa sosyal medyadan durumu açıklayıp destek isteyebilirler. Çoğu insan barınakların halini bilmeyip barınağa haber veriyor, sakın vermeyin arkadaşlar iyilik yapayım derken kötülük yaparız çocuklara.

Evinde birden çok kedi var, bazı zamanlarda da onlara kardeş olarak yavru köpekler geliyor. Gelenlerin çoğunun tedavisi olması gerekiyor. Onları iyileştirmeden de yuva ilanı açmıyorsun. O süreçten bahsedebilir misin?

Evet yollamıyorum, disiplinli ve etik çalışmaya çalışıyorum bu konuda. İlk önce 15-20 gün karantina odama alıyorum, bulaşma olmaması için. Sonra da tedavileri için kliniğe ya da fakülteye götürüyorum ve evde tedaviyi devam ettiriyorum. Asla ben çok iyi biliyorum demem hiçbir vaka için. Hep yardım alır, ona göre tedavisini yaparım. O yüzden Instagram’da asla tedavi protokolünü paylaşmam ve teşhis tedavi konularında cevap vermem çünkü çok hassas konular. Her çocuk aynı değil, o yüzden nasıl hastalandığımızda doktora gidiyorsak hayvanlar için de veteriner hekim kliniklerine gitmeyi öğrenmeliyiz.

Her hastanın kan değerleri, enzimleri, bağışıklık sistemi farklılık gösterir. Eğer bu hastalar Elazığ’da tedavi edilemeyecek durumda ise, hemen büyük şehirlerde uzman veteriner kliniklerine yolluyorum. Sonra iyileşenlere gruplar yapıp özgürlüklerine en az müdahalede bulunmak suretiyle, onlarla aynı evde yaşamaya başlıyor ve yuva arama süreçlerini başlatıyorum. Stresli bir süreç tabii ki, bazen çok az uyuyorum, geceleri nöbet bekliyorum serum yaparken. Ama içimdeki o tatlı huzur şikayet etmemi engelliyor. Onlar benim bu hayatta en iyi arkadaşlarım ve onların bana ihtiyacı olduğunu bilmek veonlara  el uzatmak manevi olarak çok güçlendiriyor beni.

Bir de bu süreçte kayıplarım oluyor onlar beni yıpratıyor. Hiç alışamadım ölümlere, herkes diyor ki hekim olacaksın, alışmalısın ve soğukkanlı olmalısın. Ben de diyorum ki eceliyle ölmedi ki bu çocuk üzülmeyeyim, biri sokağında rahatsız oldu, onu barınak denen cehenneme gönderdi ve oradan ölümcül hastalık kaptı ve öldü diyorum, ben hala kabullenemiyorum, bazen insanlara derin bir kin duyuyorum. Ama bu duyguların beni çıkmaza götüreceğini bildiğim için meditasyonla, duayla bu duygularımı anlayıp onların içimde yer etmesini engelliyorum.

Zor bir süreç ama sevgiyle her şeyi içimde çözüyorum.

Türkan Ceylan: Barınak Meleği ile Minik Dostlarımız Üzerine
Türkan Ceylan: Barınak Meleği ile Minik Dostlarımız Üzerine

Sokak hayvanı sahiplenme konusunda ne yazık ki bazı önyargılar mevcut. Senin bu konuda gözlemlediklerin neler?

Evet, inanılmaz önyargıları var, öncelikle evimize bir can yoldaşı alıyoruz. Bir tablo, bir vazo değil, o yüzden rengine, görünüşüne takılmak sığ bir zihniyettir. Ben hayvansever insanların derin insanlar olduğuna inanırım, ne olur bunlara takılmadan sadece sevelim. O zaman her şey gerçekten de çok güzel olacak yaşamımızda. Annemizi babamızı ya da en yakın arkadaşımızı onun saç rengini çok beğendiğimiz için mi seviyoruz? Ya da çok güzel oldukları için mi? Hayır, onların bize hissettirdikleri şeylerden dolayı seviyoruz, sevgi için bir neden duymadığımızda gerçekten sevmiş oluruz. Hayvanları da böyle sevmeliyiz çünkü onlar bizi öyle seviyorlar. Karşılıksız ve saf sevgiyle. Sokak hayvanları birçok cinsin melezi oldukları için çok daha akıllıdır. Daha ihtiyaç sahibidir, sevgiye daha muhtaçtır. Hayatta doya doya sevildiğinizi hissetmek isterseniz sokak hayvanı sahiplenin, o zaman ne demek istediğimi anlayacaksınız.

Sosyal medyanın göz ardı edilemez bir gücü var. Sence bu güç sokak hayvanlarına farkındalık noktasında yeterince verimli bir şekilde kullanılıyor mu?

Evet çok güçlü bir mecra artık, herkes bir paylaşım yapıyor, yuva arayanlar duyuruluyor, bu da yavaş yavaş bir bilinç oluşmasını sağlıyor. O yüzden herkes en azından hikaye bölümlerinde yuva arayan çocukları, içimizi sıcacık eden videoları paylaşmalılar ki belki birilerinin hayatında hayvanlarla ilgili bir pencere açabilirler. O yüzden herkes kendi hesabında böyle şeyleri paylaşmalı ve insanları bilinçlendirmeli. Sosyal medya çok güçlü, bu gücü doğru şekilde kullanalım.

Sahiplendirme yaparken en zorlandığın anlar hangileri oluyor?

En zorlandığım an ayrılma süreci sanırım, benim için sancılı geçiyor. Ayrılmak çok zor geliyor ama yeni çocuklar kurtarmak için onların da gitmesi gerekiyor. Sahiplendirme konusunda bazen eleştiri alıyorum, bazı yaş gruplarına sahiplendirme yapmıyorum, içime sinmeyen kimseye sahiplendirme yapmam. Hayat düzeni oturmamış, maddi manevi bir çocuğun ihtiyaçlarını 10-15 yıl karşılayabilecek ve onu terk etmeyecek insanlar arıyorum. Çok titiz davranıyorum bu konuda, bu yüzden bazı çizgilerim var ve ona göre belirliyorum çünkü onları kurtarmak için müthiş bir çaba gerekiyor ve önlerinde büyük bir yaşam var, o yüzden çok ama çok dikkatli seçmeliyim. Bunun için bana kızanlar lütfen beni anlamaya çalışsınlar.

Barınak Meleği’nin hayvan sevenlerden beklentileri nedir? Bizler ne yapmalıyız ki bu yola senin gibi gönül vermiş insanlara hep destek, tam destek olalım?

Benim beklentim öncelikle herkesin şehrindeki barınaklara düzenli olarak gitmesi, mahallesindeki, sokağındaki sokak hayvanlarına sahip çıkıp onları beslemesi. Eğer sahiplenebiliyorsa en az iki hayvan sahiplenmesi. Sahiplenemiyorsa geçici yuva olabilir, mücadele eden insanlara mama yollayabilir, yuva arayanları sosyal medyasında paylaşıp çevresine iletebilir. Bu bilinç de oluşturur ve lütfen benim gibi mücadele eden insanlara karşı kibar ve anlayışlı olsunlar, bu benim gönüllü olarak yaptığım bir şey, benim görevim değil. Hem okula gidiyorum, hem evimde onlarca çocuğa bakıyorum, barınağa gidiyorum, sahiplendirmeler için bazen havalimanına gidiyorum, köylere mama vermeye gidiyorum. Keşke herkesin mesajını, yardım isteklerini, telefonlarını yanıtlayabilsem ama mümkün değil arkadaşlar. Yemek yemeye vakit kalmıyor. Bizim gibi gönüllülerin enerjilerini düşürmeyin, ne olur biraz empati yapalım bunları rica ediyorum ve bu güzel röportaj için teşekkür ediyorum.

Instagram

İlginizi çekebilir: En İyi Hayvan Filmleri