Herkesin çılgınca fotoğrafını çektiği şu LOVE heykeli nedir ne değildir?

large-2015091718333812003335_10153156341957253_1649212448959202806_n

Lüks otel zinciri St. Regis’nin Nişantaşı otelinin önünden geçtiyseniz eminim siz de küçük bir insan kalabalığı görüp orada ne oluyor demişsinizdir. Bu insanlar ya otelin önündeki heykelle selfie çekiyor ya da arkadaşına kendisini çekmesi için poz veriyordur. Her görenin telefon kamerasını açtığı bu heykel, Robert Indiana’nın ünlü heykeli LOVE.

Siz de fotoğrafınızı çektirdiyseniz, bu fotojenik heykele daha yakından bakalım.

‘Love’ çok yalın fakat milyonlarca anlam barındıran bir kelime. Sanatçı da şiire olan ilgisinden dolayı izleyenin aklında çok farklı anlamlar çağrıştırabilen basit kelimelere işlerinde sıkça yer veriyor. Heykelin, anlamı izleyiciye daha yoğun vereceğini düşünüyor ama kariyerinde tuval resminin de yeri büyük.

Aslında kolay anlaşılırlığı, göze hoş görünen parlak renkler, geometrik formlar kullanmasıyla bir Pop Art sanatçısı olarak anılıyor. Ancak o kendini bir ‘işaret ressamı’ olarak tanımlıyor. Bunun nedeni, Love gibi kendi başına çok açıklayıcı olmayan fakat farklı anlamları sembolize etme işlevine sahip basit kelimeleri işlerinde sıkça kullanması. Hope, eat, die gibi…

Burada belirtmeden geçmeyelim, sanatçının gelirini Obama’nın seçim kampanyasına bağışladığı, HOPE heykeli de uluslararası bir üne sahip.

Sanatçı LOVE sembolünü ilk olarak 1965’te New York Modern Sanatlar Müzesi’nin (MoMa) yılbaşı kartpostalları için tasarlamış. Bunun telif haklarını almadığından bu sembol daha sonra kupalar, tshirtler gibi bir çok objede çılgınca kullanılmış ve insanlar tarafından çok ilgi görmüş.

LOVE heykeli ise ilk defa 1970’de Indianapolis Modern Sanatlar Müzesi için yapılmış. Bundan sonra sanatçı LOVE’ın farklı varyasyonlarını üretmiş. Hatta Çince ve İbranice’sini bile. Bu heykeller hem Amerika’da hem de dünya da birçok lokasyonda sergilenmiş, aynı Nişantaşı’ndaki gibi önüne fotoğraf makineli kalabalıkları toplamış.

Bugün de St. Regis’nin girişine bu heykeli yerleştirmesi, bir marka olarak İstanbul’a değer katıyor. Bu arada otel, ortak alanlarında, restoranında, bazı özel suitler ve toplantı odalarında Demsa Sanat Koleksiyonu’nu sergiliyor. Danışmanlığını Sevil Dolmacı’nın yaptığı, Demet Sabancı Çetindoğan ve Cengiz Çetindoğan tarafından 13 yıl önce başlatılan koleksiyonda tanınmış, genç, Türk, yabancı çağdaş sanatın birçok önemli isimi bulunuyor.

large-2015091719183112032085_10153156415292253_4523716964096942510_n

Otelin yan kapısında da kocaman bir Tony Cragg heykeli olduğunu hatırlatayım, ‘vay ben görmedim bilmiyordum’ olmasın.

Art in America’dan David Ebony, LOVE’ın bu kadar tutulmasını, Vietnam Savaşı sırasında herkesin nefret ve şiddetten bıktığı, savaş karşıtı eylemlerin devam ettiği bir ortamda ortaya çıkmasına bağlıyor. Bu ortamda LOVE bir iyimserlik mesajı halini alıyor. Beatles’ın All We Need Is Love‘ı çıkardığı, toplulukların sevgi ve barış çağrıları yaptığı 60’lardan bahsediyoruz.

Bugün de bu heykele yönelen ilgiyi, sadece sosyal medya çılgınlığı ile değil de, dünyanın hala içinden kurtulamadığı savaşlardan duyduğumuz bıkkınlığa yorabilir miyiz dersiniz?

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

x

Newsletter'a üye olmadınız mı?