Bu sezon, yeni bağımsız tiyatro B Planı’na ‘hoş geldin’ diyor, alkışlarımızın arasına yeniden sahnelemeye başladıkları ödüllü oyunları Kabileler’i dahil ediyoruz.

kab4

Sami Berat Marçalı, geçen sezonun sonunda haklarını İkincikat Tiyatro’ya devrederek yeni bir oluşumla tiyatro sahnelerine ‘merhaba’ dedi. Göçebelik iyidir anlayışıyla B Planı’nı harekete geçirdi ve şimdi yoluna geçtiğimiz sezonun en çok konuşulan, birçok adaylığın ve ödülün haklı sahibi Kabileler oyunuyla devam ediyor.

kab1

Nina Raine’nin yazdığı Kabileler’in (Tribes) başlangıç noktasını her ailenin bir kabile olduğu düşüncesi oluşturuyor. Perde açılıyor ve anne, baba ve ikisi erkek biri kız olmak üzere üç çocuktan oluşan bir aile karşımızda duruyor. Her kabile gibi bu ailenin de bir lideri (?), farklı bireyleri ve kendi içinde, düşman başına bile diyemeyeceğim bir düzeni, daha doğrusu düzensizliği var. Bir aile olmanın ve aile bağları kurmanın yolu iletişimden geçer ancak iletişim bu aileyi teğet geçiyor. Aile, zaten herkesin kendi dünyasında yaşadığı, kimsenin birbirini -bırakın dinlemeyi- duyma zahmetinde bile bulunmadığı kaotik bir ortama sahip. İşitme engelli Tom’un kendisiyle aynı engele sahip kız arkadaşını eve getirmesiyle de artık kendilerini karşısındakine hiç iletemiyor ve sonrasında ipler birer birer kopuyor. Engelin sadece fiziksel bir sorun olduğunu, asıl engeli içimizde demir parmaklıklarla inşa ettiğimizi bu oyunda yeniden öğreniyoruz. Bir dinlemeyi, dinleyip anlamayı, anlayıp saygı gösterebilmeyi öğrenirsek o zaman aile bir anlam kazanacak ve dünya, yaşanabilir bir yer olmanın ilk adımını ailede atmış olacak.

kab2

Çoğunlukla sahnedeki masa başında toplanan ailemiz, toplumun mikro örneğini oluşturuyor. Bu ailenin başka örneklerini çevremize hatta çok uzaklara gitmeden kendimize bakarak da görebiliriz. Ötekileştirmeye devam ettikçe ve sadece kendimizden olanları çemberin içine aldıkça daha çok boğulup kendi trajedimizi yaşayacağımızın farkında değiliz. Bu durumu elbette değiştirmek mümkün. Değiştirmek için de ilk adımı aile içinde başlatmak fazlasıyla mümkün. Bunun için olması gereken değerlerle, sevgiyle, anlayışla, dinlemeyle (ki bunun için herkesin illa duyması gerekmiyor) başlayıp takdir etmeyi, teşekkürü de özür dilemeyi de bilmekle devamını getirebiliriz.

Kabileler, geçtiğimiz sezon bu kadar beğenildiyse ve şu anda hala aynı yoğun ilgiyi görüyorsa, ilk alkış yönetmen Sami Berat Marçalı’ya gidiyor demektir. Oyunun dekor ve ışık tasarımında da kendisinin imzası var; kostümlerde de Dilek Tora’nın. Böylesine, uzun ve derin bu oyunu sahneye taşımak zor ve hiçbir eğreti unsura yer vermeden sonuna kadar aynı çizgide devam ettirmek de bir o kadar zor ve sonuç oldukça başarılı. 

kab6

Oyunculuk ise alkış pastasındaki en büyük dilim. İsterseniz size önce geçtiğimiz sezonun ödüllerini sayayım, siz de başarısından emin olun:

Afife Tiyatro Ödülleri / 2016: ”Yardımcı Rolde Yılın En Başarılı Kadın Oyuncusu”

Sadri Alışık Tiyatro Ödülleri / 2016: ”Yılın En Başarılı Yardımcı Kadın Oyuncusu”

Direklerarası Tiyatro Ödülleri / 2016: ”Küçük Salon Erkek Oyuncu”

Ekin Yazın Dostları Tiyatro Ödülleri / 2016: ”Küçük Salon Erkek Oyuncu”

kab3

Tuğçe Altuğ ve Let oyunundan sonra izlediğim Barış Gönenen işitme engeli olup olmadığını seyircilere sorgulatacak kadar sahici ve etkileyiciydi. Baba rolünde Haydar Köyel, anne rolünde Ayşe Lebriz Berkem daha önceki oyunları gibi yine bol yıldızlı bir oyunculuğa sahiptiler. Ağbi rolündeki İbrahim Halaçoğlu da yine gayet başarılı ama ben özellikle Gülce Oral’dan bahsetmek istiyorum. Daha önce Poz oyununda izlemiş ve bu kadar usta oyuncuların arasında performansının haliyle biraz geri planda kaldığını görmüştüm. Ancak burada, oyunculuğu en az on adım önde ve en az diğer oyuncular kadar akılda kalacak derecede iyiydi.

Oyunla ilgili kafamda birtakım acabalar da yok değil. Kabileler, uzun, derin ve bir o kadar da yoğun bir oyun. Ancak bazı yerler de biraz fazla uzun ve derin. Ara ara derinlere inip boğulduğumu hissettiğim bölümler oldu. Acaba biraz silkeleyip sadeleştirmek mümkün olur mu bilemedim ama olursa ne güzel olur diyebilirim. Diğer taraftan en hassas olduğum konu oyunun çevirisidir ve genel olarak Haydar Köyel, Vibratör’deki hayal kırıklığımın aksine iyi bir iş çıkarmış. Ancak ilk sahnedeki atışmaların yapaylığı ve belirli küfür kelimelerinin her çeviri oyununda olduğu gibi aynı şekilde kullanılması biraz endişelendirse de, oyun ilerledikçe Türkçesi daha anlaşılır ve akıcı hale geldi. Acaba giriş sahnesinin bir kez daha şöyle bir üstünden geçilse, daha ilk dakikadan itibaren oyunun dili de bizi kendisine biraz daha çekmiş olur muydu diye düşünmekteyim. 

kab7
Kabileler’le ilgili son olarak şunu söyleyebilirim: geçen sezon onlar ödüle, bizler de izlemeye doyamadık. Henüz izleyemeyenlerden ve haliyle alkışlayamayanlardansanız, A, B, C hiç fark etmez, tüm planlarınızı devreye sokun ve en kısa zamanda ön koltuklarda yerinizi alın. İyi seyirler! 

IMG-20160608-WA0001 - Copy

Fotoğraflar: B Planı

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

MAGGERLARDAN GÜNCEL YORUMLAR
x
Newsletter'a üye olmadınız mı?