Empati mi yapmak istiyorsunuz? Hiçbir şekilde tecrübe etmediğiniz fakat bildiğiniz ya da uzaktan izlediğiniz, daha da kötüsü zaman zaman iğrendiğiniz bir hayata şahit mi olmak istiyorsunuz? Sumru Yavrucuk tüm bunları size sunuyor.

Transeksüel Umut’u izlerken, kadın tiyatro duayeni Sumru Yavrucuk’u unutup Umut karakterinin dünyasına girdiğimizde, o hayatı içimizde hissetmememiz imkansız.

kimsenin ölmediği bir günün ertesiydi

Bazılarımız tiyatro oyunlarını bizi eğlendirmesi için isteriz, bazılarımız ağlatması için, bazılarımız ise bir şeyleri öğretmesi için. Bu oyun tam da bu isteklerimizin ortak paydası görevi görüyor. Transeksüel Umut’un hayat hikayesine tanık olurken, zaman zaman kendimizi duygulanmış ve hayatın ne gibi acımasızlıkları olduğuna şahit olmuş, zaman zaman böyle bir hayatta bile gülümsemeyi öğreniyoruz. Daha da önemlisi bu gerçekliğin yanı başımızda yaşandığını öğreniyoruz. Sürpriz olan ise kendimize uzak gördüğümüz bu dünyanın aslında ne kadar yakın olduğu ve hatta “biz” olduğu.

Oyunun ana seyri toplumda yaşayan Transeksüel bireylerin sahip olduğu koşullar üzerinde bir yansıma. Bu yansıma oldukça yalın bir dille anlatılmış. Bunun sebebi de, yine öngörüldüğü üzere, insanlarımızın gözünü kapatmış olmasına rağmen bu hayatların bir adım ötemizde gerçekleşiyor olması. Belki de en çok empatiyi hak edenler onlardır diye düşünmemize sevk ediyor bizleri.

kimsenin ölmediği bir günün ertesiydi

Sumru Yavrucuk’un rolünü adeta yaşaması, o duygu geçişleri, yüzündeki mimikler gerçekten size sahnede aslında bir oyuncu değil, transeksüel Umut’un olduğu hissettiriyor. Bu anlamda eşsiz bir başarı.

Diğer yandan, bir tiyatro oyununu tamamlayan etmenler olarak sahne, makyaj ve kostümler bu oyunda kendini beklenenin üstünde gösteriyor. Tek kişilik bir oyunu zengin gösteren bu elementler ile Sumru Yavrucuk bir başına çoklaşıyor sahnede. Duygular ile yüzdeki makyajın, üstündeki kostümün ve ayakta durulan dekorun paralelliği göz dolduruyor, seyri zevkli kılıyor.

kimsenin ölmediği bir günün ertesiydi

Her gülün dikeni olabileceği gibi, bu oyunumuzun da eksik kalan ya da göreceli olarak da olsa eksik hissedilen noktası oyun metniydi. Oyunu aktarma esnasında elbette klişe tanımlamalara başvurmak olasıdır fakat bu oyunda bunu oldukça çok görüyoruz. Geçişlerdeki aşina olduğumuz deyimler bazen bizi konudan bile uzaklaştırıyor. Gösterinin zenginliği maalesef metne yansımamış lakin Sumru Yavrucuk’un doğaçlama sunumu ve esprileri ile bu nokta kapatılmaya çalışılmış. İyi derecede de başarılı olduğunu söylenebilir.

Her emeğin sonucunda elbette artısıyla eksisiyle ortaya gurur duyulabilecek işler çıkmaktadır. “Kimsenin Ölmediği Bir Günün Ertesiydi” oyunu size seyir keyfi yüksek, öğretici bir şölen sunuyor. Sumru Yavrucuk’la şahit olmaktan kaçtığımız gerçekleri görmek kafamızdaki önyargıları da düzeltebilir, daha da güzeli, empati yeteneğimizi geliştirebiliriz.

Altıdan Sonra Yapım imzalı oyunu bu ay 12, 13 ve 14 Aralık tarihlerinde Kumbaracı50′de, 26 Aralık’ta Trump Towers ve 28 Aralık’ta ise Caddebostan Kültür Merkezi’nde izleyebilirsiniz.

Bu sezon için daha fazla tiyato önerisine ihtiyacınız varsa, “Yeni Sezonda Uğramanız Gereken 10 Tiyatro” listemize göz atabilirsiniz…

Fotoğraflar: Altıdan Sonra Yapım

http://kumbaraci50.com/kimsenin-olmedigi-bir-gunun-ertesiydi/

SİZ NE DÜŞÜNÜYORSUNUZ? YORUM YAZIN

  1. Sezon başında bu oyunu görmüştüm ama yer bulamamıştım..şimdi senin yazınla tekrar hatırladım gerçekten çok merak ediyorum..ve hemen bilet aramaya başlıyorum :)

MAGGER NEWSLETTER'A ÜYE OLUN

x
Newsletter'a üye olmadınız mı?